X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Küçük Bir Rüyanın Başkenti: Monte Carlo
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Küçük Bir Rüyanın Başkenti: Monte Carlo

  • Giriş Tarihi: 3.7.2015 08:57 Güncelleme Tarihi: 3.7.2015 09:57
Küçük Bir Rüyanın Başkenti: Monte Carlo
Küçük Bir Rüyanın Başkenti: Monte Carlo

Monte Carlo için, Avrupa'nın göğsüne takılmış, altın bir madalyon yakıştırması yapmak çok da yanlış olmaz. Gerçek anlamdaki bir zenginlik anlayışı üzerine kurulmuş şehirde, sıradan denilebilecek tek bir detaya dahi rastlamak çok zor. imkânlarınız bu lüks hayata eşlik etmeye müsaade ediyorsa doğru yerdesiniz demektir.

Monte Carlo, dünyanın en küçük ikinci bağımsız devleti olan Monako'nun bir şehri. Havaalanı bulunmayan şehre gitmek için, Nice'deki havaalanından otobüs, tren veya 350€ ile 700€ karşılığında helikopteri kullanabilirsiniz. Ben helikoptere binmem yüksekten korkarım diyorsanız zaten Monte Carlo'nun yüksek sosyetesi size göre değildir, tatil yapayım derken stres yapmayın.

Şehrin tüm zengin sureti, konaklama tarafında da kendini açıkça gösteriyor. Lüks oteller için günlük konaklama fiyatları belli dönemlerde 1300 € gibi rakamlara dahi ulaşabiliyor eğer bütçeniz müsaitse ve ben her sabah ütülenmiş gazete isterim ve suyumu 4 derecede sabitlenmiş olarak içerim diyorsanız size tavsiyem Hotel de Paris, Hotel Hermitage veya Hotel Fairmont olacaktır. Yok ben zaten Fransızca okuyamam suyu da musluktan içerim diyorsanız, 100 euro gibi bir ücretle ana meydana yürüme mesafesinde ki otellerde konaklayabilirsiniz.

Monako, ziyaretçilerine gerçekten çeşitli imkânlar sağlayabilecek bir konumda yer alıyor. Cannes Film Festivalinden hatırlayabileceğiniz üzere, Fransız Rivierası(Côte d'Azur) olarak anılan bölgede olan Monte Carlo, eşsiz güzellikteki deniz şeridiyle, doğaseverlere de hitap etmekten geri durmuyor. Fakat yine de Monte Carlo'yu dünyaya tanıtan özelliği, doğal güzelliklerini dahi geri planda bırakmayı başarabilen, Casino kültürü. Şehrin kumarhaneleriyle ilgili dikkat edilmesi gereken en önemli şey, burada para harcayan insanların, zengin olmaya çalışan değil, zengin olduğu için orada bulunan insanlar oluşu. Bu yüzden bu süslü salonlara adım atarken dikkatli olmakta gerçekten fayda var. Kendinizi hiç hissetmediğiniz kadar kötü hissedebilirsiniz.

Monte Carlo'nun neredeyse her noktası, daha elit bir Fransız yaşantısının izleriyle dolu. Özellikle restoranlarında görebileceğiniz Fransız esintisi, şehrin her yerinde harikulade yemekler yemenize olanak sağlıyor. Fakat şehri ziyaret edecek olanların dikkat etmesi gereken en önemli nokta, asla menüyü görmeden sipariş vermemeleri. Sonuçları ekonomik anlamda çok üzücü olabilir. Bütün bu zenginlik anlayışı, yemek masalarında çok daha canlı bir şekilde vücut buluyor. Yine de daha uygun menülerle yemek yemenize olanak sağlayacak, Cafe de Paris gibi restoranlar ise daha makul rakamlarla yeme-içme imkânı sağlıyor 16€ ya bir klüp sandviç yiyebilir 6€ ya bir kola içebilirsiniz. Hatta Kraliyet Sarayını görme vakti bulduğunuzda, limanın karşısında bulabileceğiniz eski Monaco'da çok daha uygun fiyatlarla yemek yiyebilirsiniz. Fakat şehrin sakinleri daha çok, ana meydanda yer alan Le Louis XV Restoranın tercih ediyor; sizde benim yediğim balık en az 3 dil bilsin istiyorsanız veya Alain Ducasse abinin seçtiği menünün tadına 300€ karşılığında bakmak istiyorsanız bu restoranı tercih edebilirsiniz. Fiyatları her ne kadar yüksek olsa da, karşılığında göreceğiniz hizmet, adımınızı attığınız ilk andan itibaren birinci sınıf olacaktır. Bu restoran için rezervasyon ve şık giyinmek ilk şarttır. Tüm bunların yanında hatırlatmakta fayda olan bir diğer tavsiye ise, mutlaka bir "Krem Brule" yemeniz. Fakat aynı şeyi Buddha Bar Restoran gibi lüks bir yerde basık ve kasvetli ortamında yiyeceğiniz, "Pekin Ördeği" için söylemek çok zor; elbette bu tavsiye, Fransızların, Uzakdoğu mutfağından ne kadar uzak olduğu anlamına gelmesin Mayabay Restoran muhteşem ambiyansı ve muhteşem Uzakdoğu yemekleriyle aklınızı başınızdan almaya talip.
Monte Carlo, yıllardır Formula 1 yarışlarına ev sahipliği yapan pistlerden birisine sahip durumda. Mayıs ayı içerisinde yapılan yarış günlerinde ve öncesinde hayatın daha da hızlandığı, eğlencenin çok daha artığını söyleyebilirim. Her yerde karşınıza bir dünya yıldızı çıkması da cabası.
Monte Carlo'yla ilgili anlatılacak herhangi bir konuda, "zenginlik" tabirini kullanmamak neredeyse mümkün değil. Şehrin daimi sakinleri de bu zenginliğin bir parçası haline gelmiş durumdalar. Yüzbinlerce liralık saatlerden ikişer tane takanlara da, helikopterle teknesinden otele gidenlere de Monte Carlo sokaklarında rastlamak mümkün. İlginç olan nokta ise, tüm bu zenginlik ve gösterişe rağmen, şehrin hala dünyanın en güvenli yerlerinden birisi olmayı başarabiliyor olması. Monte Carlo'da turist olduğunuzu belli etmek istemiyorsanız, sokakta göreceğiniz milyon liralık araçların fotoğraflarını çekmemek ve şık giyinmek akıllıca olacaktır, çünkü aksi halde bütün gününüzü fotoğraf çekerek geçirmek zorunda kalabilirsiniz.

Bu güzel ve küçük şehirde, koleksiyonculuk gibi pahalı alışkanlıklar için ziyaret edebileceğiniz mağazaları gezip fiyatları görüp mağazadan çıkabilirsiniz.

Monte Carlo'da Monako Prensliğinin izlerine neredeyse her yerde rastlarsınız, hatta yeterince vakit geçirmeniz ve şehrin küçüklüğü sayesinde Prens II. Albert'i görmek ve bir özçekim yapmak dahi son derece olası bir ihtimal gibi görünüyor.
Grace Kelly kadar zarif bir ülke sizi bekliyor.

BARIŞ BAYRAKTAR

kalan karakter 1000

daima genç daima genç

yediğim balık 3 dil bilsin e bayıldım:)

Aynı Görüşte misiniz?
evet0
hayır0
cevapla 06.07.2015 04:18
Yüksekten Korkan Adam Yüksekten Korkan Adam

Helikopter metaforu çok güzel olmuş çok :)) bize göre değil ama belki bir gün

Aynı Görüşte misiniz?
evet1
hayır0
cevapla 03.07.2015 12:41

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.