Prof. Dr. Ali Murat Kırık'tan RTÜK'ün dijital platformlara yönelik "göstermelik" yaptırımına tepki: Bu cezanın caydırıcılığı yoktur

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), LGBT propagandası ve çocuk istismarı yayınları yapan HBO Max ve Netflix'e 250 bin TL’lik “göstermelik ceza” uyguladı. Prof. Dr. Ali Murat Kırık, sabah.com.tr’ye yaptığı açıklamada, RTÜK'ün cezai yaptırımlarının 250 bin TL gibi rakamlarla sınırlı kalmasının ve bu yayınlara karşı caydırıcı nitelikte önlemler alınmamasının vatandaşların tepkisini çektiğini belirterek, "Türkiye'de de 6112 sayılı Kanun'un 32. maddesi, platformların Türkiye'den elde ettiği toplam geliri kapsayacak biçimde güncellenmeden, çocuk koruma meselesinde anlamlı bir adım atılması mümkün görünmüyor." dedi. Milyarlarca lira gelir elde eden bu platformlara verilen cezanın "gider" bile sayılmayacağını belirten Kırık, "Bu cezanın caydırıcılığı tartışmalı değildir; açıkça yoktur." dedi.

Prof. Dr. Ali Murat Kırık’tan RTÜK’ün dijital platformlara yönelik göstermelik yaptırımına tepki: Bu cezanın caydırıcılığı yoktur

RTÜK, geçtiğimiz günlerde yayınlarında, LBGT propagandası ve çocuk istismarı gibi aile kurumunu ve milli-manevi değerleri hedef alan dijital platformlara 250 bin TL gibi göstermelik idari para cezası uyguladı. Dijital platformlara verilen cezanın göstermelik rakamlarda kalması tepki çekerken, "Toplumun hassas noktalarına dokunan, milli ve manevi değerleri yıpratan yayınlara yönelik yaptırımın bu kadarla sınırlı kalması yeterli mi?" sorusunu tartışmaya açtı.

Prof. Dr. Ali Murat Kırık’tan RTÜK’ün dijital platformlara yönelik göstermelik yaptırımına tepki: Bu cezanın caydırıcılığı yoktur

YERLİ VE MİLLİ TELEVİZYON KANALLARINA EN ÜST SINIRDAN CEZA!

Öyle ki; Lisans ücretinden RTÜK payına kadar ağır yasal yükümlülüklere tabi tutulan yerli ve milli televizyon kanallarına en üst sınırdan cezalar veriliyor. Ancak müstehcenlik, çocuk istismarı, şiddeti özendirme ve eş cinsel ilişkilerin meşrulaştırılması gibi yayınlar yapan dijital platformlara verilen cezanın neredeyse "sembolik" rakamlarda kalması dikkat çekiyor.

Peki dijital platformlara yönelik neden daha yüksek bir yaptırım uygulanmıyor? Televizyon ve dijital platformlara karşı olan çifte standardın sebebi nedir? Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, konuyla ilgili sabah.com.tr'nin sorularını yanıtladı.

Prof. Dr. Ali Murat Kırık’tan RTÜK’ün dijital platformlara yönelik göstermelik yaptırımına tepki: Bu cezanın caydırıcılığı yoktur

Prof. Dr. Ali Murat Kırık'ın sorularımıza verdiği cevaplar şu şekilde:

"BU CEZANIN CAYDIRICILIĞI TARTIŞMALI DEĞİLDİR; AÇIKÇA YOKTUR"

250 bin TL'lik cezanın hangi kriterlere göre belirlendiğini ve bu miktarın dijital platformlar açısından gerçekten caydırıcı olduğunu düşünüyor musunuz?

RTÜK, HBO Max ve Netflix'e müstehcenlik, çocuk istismarı, şiddeti özendirme ve eşcinsel ilişkilerin meşrulaştırılması gerekçesiyle idari para cezaları uygularken "üst sınır" olarak nitelendirilen içeriğin katalogdan çıkarılması ve 250 bin TL'lik para cezası, yaptırımların yeterliliği konusunda soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Bu rakamın nereden geldiğini anlamak için 6112 sayılı Kanun'un 32. maddesine bakmak gerekiyor. Söz konusu madde cezayı, platformun beyan ettiği ticari iletişim gelirine, yani reklam gelirine oranlı biçimde hesaplıyor. Söz konusu platformların reklam yayını yapmaması gerekçesiyle farklı bir hesaplama üzerinden yaptırıma tabi tutulduğu belirtilirken, abonelik sistemiyle elde ettikleri gelirlerin ve kullanıcılardan tahsil edilen aylık veya yıllık ücretlerin televizyon kanallarındaki reklam ve gelir yapısına kıyasla yeterince şeffaf olmaması, dijital platformların gerçek gelirleri üzerinden televizyon kanallarıyla aynı mali yükümlülüklere tabi tutulmadığını ortaya koyuyor. Milyonlarca Türk kullanıcıdan milyarlarca lira gelir elde eden bu platformlar için 250 bin TL bir gider bile sayılmaz. Bu cezanın caydırıcılığı tartışmalı değildir; açıkça yoktur.

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.
Prof. Dr. Ali Murat Kırık’tan RTÜK’ün dijital platformlara yönelik göstermelik yaptırımına tepki: Bu cezanın caydırıcılığı yoktur

RTÜK NEDEN TELEVİZYONA SERT, DİJİTALE ETKİSİZ?

2- Çocukları LGBT, şiddet içerikli, müstehcen videolardan nasıl koruyacağız?

RTÜK'ün cezai yaptırımlarının 250 bin TL gibi sınırlı kalması ve bu yayınlara karşı caydırıcı nitelikte önlemler alınmaması vatandaşların tepkisini çekiyor. Yaptırım sembolik kaldığı sürece platformların içerik denetimini sıkılaştırmak için ciddi bir mali gerekçesi olmayacaktır. Kısa vadede ebeveyn denetimleri ve platform içi yaş doğrulama sistemleri önem taşısa da asıl çözüm mevzuatta yatmaktadır. Avrupa'da hâkim görüş, ebeveynlerin teknoloji devleri karşısında yalnız bırakılmaması gerektiği yönünde; bu nedenle devletlerin doğrudan müdahil olması savunuluyor. Türkiye'de de 6112 sayılı Kanun'un 32. maddesi, platformların Türkiye'den elde ettiği toplam geliri kapsayacak biçimde güncellenmeden, çocuk koruma meselesinde anlamlı bir adım atılması mümkün görünmüyor.

Prof. Dr. Ali Murat Kırık’tan RTÜK’ün dijital platformlara yönelik göstermelik yaptırımına tepki: Bu cezanın caydırıcılığı yoktur

3- Avrupa ülkelerinde sosyal medya ile ilgili daha sert adımlar atılıyor. Türkiye'de neden cezalar hafif kalıyor?

AB'de Dijital Hizmetler Yasası, 17 Şubat 2024 itibarıyla tam kapsamıyla yürürlüğe girdi ve uyumsuzluk ya da gecikme hallerinde şirketlere yıllık küresel cironun yüzde 6'sına kadar para cezası uygulanabiliyor. Bu çerçevede Avrupa Birliği, X sosyal medya platformuna Dijital Hizmetler Yasası'nı ihlal ettiği gerekçesiyle 120 milyon euro para cezası verdi. İngiltere ise kurallara uymayan şirketlere yıllık cirolarının yüzde 10'una kadar ceza öngörüyor. Türkiye'de ise sorun irade eksikliğinden çok mevzuat eksikliğidir.

4- Televizyon ve dijital platformlara karşı olan çifte standardın sebebi nedir?

Yerli yayıncı vergi ödüyor, istihdam sağlıyor, telif ödüyor, içerik üretim maliyetlerini üstleniyor; küresel platformların Türkiye'deki faaliyetleri de bu sorumluluklardan bağımsız düşünülemez. Batılı düzenleyiciler ciro esaslı caydırıcı para cezası, erişim engelleme veya lisans iptali, yaş doğrulama ve algoritma şeffaflığı gibi sistem yükümlülükleri ile platformu raporlamaya zorlayan denetim mekanizması olmak üzere dört yetkiye birden sahipken, Türkiye'de bu araçların yalnızca lisanslı televizyon üzerinde işleyen versiyonu mevcut. Çifte standardın kökeni budur; yani yasanın tasarlandığı dönemde dijital platformlar bu denli büyük ve yaygın değildi; dolayısıyla aynı ekonomik alanda rekabet eden iki farklı yapıya farklı kurallar uygulanmaya devam ediyor.

RTÜK'ÜN CEZA MODELİ DİJİTAL PLATFORMLAR KARŞISINDA YETERSİZ

5- Eğer ceza caydırıcı değilse, neden daha yüksek bir yaptırım uygulanmıyor?

Çünkü 6112 sayılı Kanun'un 32. maddesi buna imkân tanımıyor. Kanunun 32. maddesi uyarınca ceza, ihlalden bir önceki aya ait beyan edilen ticari iletişim geliri üzerinden hesaplanmaktadır; bu hesaplamanın yüzde üç oranında uygulandığı da RTÜK kararlarında açıkça görülmektedir. Ticari iletişim geliri beyanı bulunmayan platformlarda ise formül işlevsiz kalıyor ve yaptırım sabit küçük tutara dönüşüyor. RTÜK kanununun güncellenmesi ve dijitale yayıncılığa entegre bir hale getirilmesi artık seçenek olmaktan ziyade zorunluluktur. Bu kapsamda tüm medya kuruluşlarının ve bu alanda çalışan akademisyenlerin de dahil olacağı bir kanun taslağı ivedilikle hazırlanmalıdır.

YERLİ VE MİLLİ MEDYA VURGUSU: ÜLKEMİZİN GELECEĞİ İÇİN ŞARTTIR!

6- ABD'de sosyal medya devlerine bireysel dava açma dönemi başladı. Bizde neden yapılmıyor?

ABD'de dört aile, çocuklarının yıllarca kullandıkları sosyal medya platformlarının yol açtığını öne sürdükleri zararlar nedeniyle Meta, TikTok, Snapchat ve YouTube'a dava açtı; dava dilekçesinde sosyal medya platformlarının bağımlılık yarattığı, gençler için ciddi tehlike oluşturduğu ve şirketlerin bu riskleri bildikleri halde gerekli önlemleri almadıkları ileri sürüldü. Meta, dört öncü eyaletin hesaplama yönteminin kabul edilmesi halinde cezaların toplamının yaklaşık 1,4 trilyon dolara ulaşabileceğini savunuyor. Türkiye'de ise tablo değişiyor: Eylül'de yürürlüğe girecek yeni düzenlemelerle çocukları dijital dünyanın zararlarından korumak için ailelere sosyal medya platformlarına karşı dava açma imkânı getiriliyor. Bu adım önemli olmakla birlikte asıl sorun bireysel davaların sistematik değil, münferit sonuçlar doğurmasıdır. Platformları gerçek anlamda disipline edecek olan, gelir esaslı güçlü kamu yaptırımlarıdır; yani verilecek cezalardır. Bireysel dava bu yaptırımın yokluğunda bir çıkış yolu gibi görünse de kalıcı çözüm değildir. Kısacası ülkemizin geleceği için yerli ve milli Türk medyasını korumamız şarttır.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!