ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran ile kritik barış görüşmeleri için İslamabad'a gönderilirken, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü sayesinde elini güçlendiren Tahran karşısında son derece zorlu bir müzakere süreciyle karşı karşıya bulunuyor. Kırılgan ateşkesi kalıcı barışa dönüştürme hedefiyle masaya oturacak olan Vance'in, ya İran'a önemli tavizler vermesi ya da ABD kamuoyunda destek bulmayan bir savaşın yeniden tırmanmasına zemin hazırlaması gerekecek. Sürecin sonucu, yalnızca bölgesel dengeleri değil, küresel ekonomiyi ve ABD iç siyasetini de doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Hürmüz Boğazı üzerindeki gerilim ve Tahran'ın artan pazarlık gücü, müzakereleri Washington açısından son derece riskli hale getiriyor.
İngiltere merkezli The Guardian'a göre, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran ile yürütülecek barış görüşmeleri kapsamında İslamabad'a ulaştı. Ancak Vance'in ilk yüksek profilli diplomatik görevi, mevcut koşullar altında "zehirli bir kadeh" olarak değerlendiriliyor.
ZOR TERCİH: TAVİZ Mİ, SAVAŞ MI?
Ortadoğu'daki ABD savaşlarına karşı geçmişte açık şekilde muhalefet eden Vance, şimdi İranlı müzakerecilerle kritik bir masaya oturmak zorunda. Bu görüşme, 1979'daki İran Devrimi sonrası en üst düzey temaslardan biri olarak öne çıkıyor.
Vance'in önündeki temel hedef, kırılgan bir ateşkes ile kalıcı barış arasındaki boşluğu kapatmak. Ancak ABD'li yetkili, ya Hürmüz Boğazı'nın açılması için İran'a ciddi tavizler vermek ya da müzakereleri sonlandırarak ABD kamuoyunda destek bulmayan bir savaşı fiilen desteklemek arasında seçim yapmak zorunda kalabilir.
TAHRAN'IN ŞARTLARI VE SERT MESAJI
Müzakerelerin başlaması bile belirsizliğini koruyor. İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları ve ateşkes kapsamına ilişkin tartışmalar, Tahran yönetimini öfkelendirdi.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, görüşmeler öncesinde iki kritik şart öne sürdü: ABD'nin bazı adımlar atması ve İran'ın bloke edilmiş varlıklarının serbest bırakılması. Kalibaf, "Müzakereler başlamadan önce bu iki hususun yerine getirilmesi gerekiyor" diyerek Washington'a açık mesaj verdi.
"PİYASA TARZI" MÜZAKERE: BİTMEYEN PAZARLIK
İranlı müzakereciler uzun ve yorucu pazarlık süreçleriyle tanınıyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin "piyasa tarzı" olarak nitelendirdiği bu yaklaşım, sürekli ve sert müzakere anlamına geliyor. Bu durum, tarihte ilk kez görevdeki bir ABD başkan yardımcısının bu düzeyde baskı altında müzakere yürütmesine yol açabilir.
HÜRMÜZ BOĞAZI: İRAN'IN YENİ KOZU
İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü, Tahran'a önemli bir stratejik avantaj sağlıyor. Eski ABD'li müzakereciler, bu durumun Washington'ın elini zayıflattığını belirtiyor. ABD masadan kalksa bile, Basra Körfezi'ndeki deniz trafiğinin güvenliğini garanti edememesi, küresel enerji arzında ciddi krizlere yol açabilir. Bu da yaz aylarında dünya ekonomisini sarsabilecek yakıt kıtlığı ve tedarik zinciri sorunlarını gündeme getiriyor.
İÇ POLİTİK BASKI VE 2028 HESAPLARI
Habere göre sürecin ABD iç siyasetine etkisi de büyük olabilir. Vance'in performansı, 2028 başkanlık seçimleri açısından belirleyici görülüyor. Daha önce daha temkinli bir dış politika savunan Vance'in, bölgede geniş çaplı bir savaşa sürüklenme ihtimali, siyasi geleceği açısından risk oluşturuyor.