Son Dakika: ABD ile İran arasında imzalanan ve üç aylık savaşı sona erdiren geçici anlaşma, Orta Doğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendiriyor. Destekçileri tarafından "yüzyılın anlaşması" olarak nitelendirilen mutabakatın, İran'ın bölgesel konumunu güçlendirdiği, İsrail ve Körfez ülkelerinde ise güvenlik ve stratejik dengelere ilişkin endişeleri artırdığı belirtiliyor.
İngiltere merkezli uluslararası haber ajansı Reuters'a göre, ABD ile İran arasında imzalanan geçici anlaşma, üç aylık savaşı sona erdirirken Orta Doğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendiriyor. Destekçileri tarafından "yüzyılın anlaşması" olarak görülen mutabakat, İsrail ve Körfez ülkeleri başta olmak üzere İran'ın rakiplerinde ciddi kaygılara yol açıyor. Analistler, anlaşmanın Lübnan'dan Körfez'e kadar geniş bir coğrafyada siyasi ve askeri sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.
Habere göre, İran'ın 1979 İslam Devrimi'nden bu yana bir Amerikalı ve bir İran cumhurbaşkanı tarafından imzalanan ilk anlaşma olan ABD-İran mutabakatı, destekçileri tarafından "yüzyılın anlaşması" olarak değerlendiriliyor. Ancak Tahran'ın Orta Doğu'daki rakipleri açısından söz konusu anlaşma, İran'ı daha güvenli, daha meşru ve daha etkili hale getirebilecek bir gelişme olarak görülüyor.
ABD Başkanı Donald Trump ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Çarşamba günü üç aylık savaşı sona erdiren geçici anlaşmayı imzaladı. Trump, anlaşmayı G7 Zirvesi kapsamında Versay'da resmileştirmeyi tercih etti. Bu tercih, çatışma sonrası uluslararası düzenin yeniden şekillenmesinin sembolü olarak yorumlandı.
14 maddeden oluşan anlaşma, kalıcı bir çözüme yönelik müzakerelere zaman tanımak ve İran'ın nükleer programı gibi konuları ele almak amacıyla Lübnan dahil olmak üzere ateşkesi 60 gün daha uzatıyor.
ANALİSTLER ANLAŞMAYI "BÜYÜK PAZARLIK" OLARAK DEĞERLENDİRİYOR
Lübnanlı yorumcu Sarkis Naoum, anlaşmayı Washington ile Tahran arasında geri dönüşü olmayan tarihi bir uzlaşma olarak nitelendirdi. Naoum, "Washington ve Tahran için bu, geri dönüşü olmayan, yüzyılın anlaşması niteliğinde büyük bir pazarlık. Başarı olasılığı, başarısızlık riskinden daha ağır basıyor. İran, yaptırımlar altında daha fazla ekonomik acıya katlanamaz ve Trump'ın yeni bir savaş başlatmak için hiçbir nedeni yok." ifadelerini kullandı.
İSRAİL'DE ANLAŞMAYA SERT TEPKİ
Reuters'a göre, İsrailli analist Danny Citrinowicz ise anlaşmayı stratejik bir "felaket" olarak değerlendirdi. İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü'nde kıdemli İran araştırmacısı olan Citrinowicz, ABD ve İsrail'in İran rejimini zayıflatma hedefiyle çıktıkları sürecin, Washington'ın Tahran yönetimine meşruiyet kazandırmasıyla sonuçlandığını savundu. Citrinowicz, "ABD'nin desteğiyle rejimi devirmeye gittik ve Washington'ın fiilen meşruiyet kazandırıp, devirmek istediğimiz rejimi güçlendirmesiyle sonuçlandık." dedi.
Analiste göre anlaşma, İsrail'in temel taleplerini karşılamıyor. İran'ın füze programı ve bölgedeki vekil güçlerine yönelik herhangi bir kısıtlama getirilmezken, nükleer tesislerin sökülmesine ilişkin net bir yol haritası da sunulmuyor. Ayrıca İsrail'in Lübnan'daki operasyonlarının da İran'ın talep ettiği ateşkes çerçevesi nedeniyle sınırlandırıldığı belirtiliyor.
NETANYAHU'NUN SÖYLEMİ ZAYIFLIYOR
Reuters'a göre anlaşmanın siyasi ve stratejik sonuçları bulunuyor. Mutabakatın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İran'a ilişkin söylemini zayıflattığı ve İsrail ile yakın ilişkileri olduğu düşünülen Trump üzerindeki etkisinin sınırlarını ortaya koyduğu ifade ediliyor. Citrinowicz, anlaşmanın İran'ın manevra alanını genişlettiğini, Tahran'ın konumunu güçlendirirken İsrail'in bölgesel yalnızlığını derinleştirebileceğini savundu. "Her şey kötü ve daha da kötüye gidecek." değerlendirmesinde bulundu.
İRAN DAHA GÜÇLÜ ÇIKABİLİR
İngiltere merkezli uluslararası haber ajansı Reuters'a göre, anlaşmanın yürürlükte kalması halinde İran'ın daha güçlü bir konuma ulaşabileceği değerlendiriliyor. Washington ise İsrail ile ortak hedefleri olan İran yönetiminin zayıflatılması, nükleer programın tamamen ortadan kaldırılması ve bölgesel etkinliğinin sınırlandırılması konusunda istediği sonuçları elde edememiş görünüyor. Anlaşmanın İran'ın konumunu dönüştürmek yerine yeniden güçlendirdiği belirtiliyor.
LÜBNAN'DA DENGE İRAN LEHİNE DEĞİŞİYOR
Reuters'a göre anlaşma, Lübnan'daki dengeleri de İran lehine çeviriyor. Tahran destekli Hizbullah'ın rolünün güçlendiği belirtilirken, Beyrut ile İsrail arasında yürütülen temasların ikinci plana itildiği ifade ediliyor. Anlaşma, Lübnan'ı da 60 günlük ateşkes düzenlemesine bağlıyor ve tüm tarafları cephelerdeki askeri faaliyetleri durdurmaya zorluyor.
KÖRFEZ ÜLKELERİNDE GÜVENLİK ENDİŞESİ ARTTI
En büyük kaygının Körfez ülkelerinde yaşandığı belirtiliyor. İran saldırılarının mevcut güvenlik düzenlemelerine olan güveni sarstığı, Körfez ülkelerinin savaşın en büyük kaybedenleri arasında yer aldığı ifade ediliyor. Bölge kaynakları, anlaşmanın stratejik hesapları değiştirdiğini, ABD'nin güvenlik şemsiyesine olan güveni azalttığını ve İran'ın kalıcı bir bölgesel güç olarak kabul edilmesini hızlandırdığını belirtiyor.
"ALTERNATİF DAHA BÜYÜK BİR FELAKET OLURDU"
Washington merkezli Orta Doğu Enstitüsü'nde kıdemli araştırmacı olarak görev yapan Alex Vatanka ise yıllardır uygulanan baskı politikalarının başarısız olduğunu ve anlaşmanın elde edilebilecek en iyi sonuç olduğunu savundu. Vatanka, "İran'ı askeri olarak devirmeye çalıştılar. Başaramadılar. Alternatif, felaket olurdu; daha geniş çaplı bir savaş Körfez'i on yıllarca harap edebilirdi." dedi.
İSRAİL BELİRSİZLİK UNSURU OLMAYA DEVAM EDİYOR
Reuters'a göre bazı analistler, süreçteki en büyük belirsizlik unsurunun İsrail olduğunu düşünüyor. Trump'ın yönettiği süreci bozmasının düşük ihtimal olduğu belirtilirken, özellikle Lübnan cephesinde risklerin devam ettiği uyarısında bulunuluyor.
İsminin açıklanmasını istemeyen bir İranlı yetkili, "İsrail bu savaştan sonra hem bölgede hem de dünyada izole edildi." değerlendirmesinde bulundu. Bir başka İranlı yetkili ise, "İran istediğini elde etti. Hizbullah gibi dostlarımızı terk etmedik, aksine onlar uğruna masadan kalkıp savaşa geri dönmeye bile hazırdık." ifadelerini kullandı.