Middle East Eye'ın (MEE) haberine göre, ABD'nin İran'a yönelik olası kara harekâtı; ülkenin geniş yüzölçümü, dağlık yapısı, çölleri ve stratejik kıyı hattı nedeniyle son derece maliyetli ve kontrol edilmesi zor bir sürece dönüşebilir. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'ndaki adaların ele geçirilmesi, güney kıyılarından ilerleme ya da batıdan giriş gibi senaryoların her birinin ciddi askeri riskler barındırdığını belirtirken, İran'ın dağınık füze altyapısı ve coğrafi derinliğinin direnci artırdığına dikkat çekiyor. Mevcut durumda ABD'nin net bir strateji ortaya koyamadığı, olası bir işgalin ise İran'da milliyetçiligi güçlendirerek çatışmayı daha da tırmandırabileceği değerlendiriliyor.
İngiltere merkezli Middle East Eye'a göre, ABD'nin İran'a yönelik olası kara harekâtı senaryoları askeri ve coğrafi zorluklar nedeniyle yüksek maliyet riski taşıyor. Uzmanlar, İran'ın geniş toprakları, dağlık yapısı ve stratejik konumunun işgalci güçler için ciddi engeller oluşturduğunu vurguluyor.
ABD'NİN KARA İŞGALİ TARTIŞILIYOR
Middle East Eye'a göre, ABD'nin İran'a yönelik olası bir kara harekâtı ihtimali giderek daha fazla tartışılırken, uzmanlar bu tür bir müdahalenin kontrol edilmesi zor ve maliyetli bir sürece dönüşebileceği uyarısında bulunuyor. Adacıklarla dolu kıvrımlı denizler, yüzlerce kilometreyi bulan sarp kıyı şeridi ve dağlık iç bölgeler, İran'ı savunma açısından avantajlı bir konuma getiriyor.
COĞRAFYA EN BÜYÜK ENGEL
İran'ın 1,4 milyon kilometreyi aşan yüzölçümü ve kuzeyde Hazar Denizi, güneyde Umman Denizi ile Basra Körfezi arasında uzanan konumu, olası bir işgali karmaşık hale getiriyor. Ülkede 2 bin metrenin üzerinde 390'dan fazla dağ bulunurken, 4 bin metrenin üzerindeki zirveler ve yaklaşık 5 bin 700 metre yüksekliğindeki Demavend Dağı bölgenin en zorlu coğrafyalarından birini oluşturuyor. Uzmanlar, kara savaşlarının başladıktan sonra yönünün ve süresinin öngörülemediğine dikkat çekiyor.
ÜÇ KRİTİK İŞGAL SENARYOSU
İngiltere merkezli Middle East Eye'a göre, İranlı uzmanlar olası bir kara harekâtında Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi'ndeki adaların ele geçirilmesi ve Güney kıyı şeridine yönelik saldırı olmak üzere üç temel senaryo üzerinde duruyor. Her bir senaryonun ciddi askeri ve siyasi riskler barındırdığı ifade ediliyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI VE ADALAR: STRATEJİK AMA RİSKLİ
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ihtimali Washington üzerinde baskı oluştururken, İran'a ait adaların ele geçirilmesi de tartışılan seçenekler arasında yer alıyor. Uzmanlar, Harg Adası'nın ele geçirilmesinin pratik ve sürdürülebilir olmadığını, kontrolün sağlanmasının ise son derece zor olacağını belirtiyor. Ayrıca İran'ın günlük yaklaşık 1,5 milyon varillik petrol ihracatının kesilmesinin küresel enerji piyasasında ciddi fiyat artışlarına yol açabileceği uyarısı yapılıyor.
İran'ın güneyinde 42 ada bulunurken, özellikle Büyük Tunb, Küçük Tunb ve Ebu Musa adaları jeopolitik açıdan hassas bölgeler arasında gösteriliyor.
GÜNEY KIYI HATTI: UZUN AMA SAVUNMASI ZOR
İran'ın güney kıyı şeridi Irak sınırından Pakistan'a kadar 1800 kilometreyi aşıyor. Bu uzun hat, savunmayı zorlaştırsa da aynı zamanda işgalci güçler için de büyük bir operasyonel yük anlamına geliyor.
Uzmanlar, sınırlı bir kıyı operasyonunun bile hızla geniş çaplı bir çatışmaya dönüşebileceğine dikkat çekiyor. Kıyı bölgelerinin ele geçirilmesi durumunda dahi, güçlerin sürekli saldırı altında kalacağı ve iç bölgelere ilerlemenin kaçınılmaz olacağı belirtiliyor.
İRAN'IN DERİNLİK AVANTAJI
İran'ın geniş coğrafyası ve yer altına yayılmış askeri altyapısı, ülkenin saldırı altında dahi operasyonlarını sürdürmesine imkan tanıyor. Füze rampalarının ülke geneline dağılmış olması ve insansız hava araçlarının yer altı tesislerinde saklanması, İran'ın askeri kapasitesini korumasını sağlıyor. Uzmanlar, İran'ın sıvı yakıtlı füzeleri dahi geniş toprak avantajı sayesinde hazırlayıp fırlatabildiğine dikkat çekiyor.
Baskıyı artırarak Tahran'ı müzakereye zorlama stratejisinin ise şu ana kadar somut bir sonuç vermediği, aksine İran yönetimini daha sert bir çizgiye itmiş olabileceği değerlendiriliyor.