ABD basınına göre, ABD'nin İran'la yürüttüğü savaşı hızlı şekilde sona erdirmesi kısa vadede petrol piyasalarını rahatlatabilir ancak uzun vadede ciddi jeopolitik riskler doğurabilir. Uzmanlar, İran yönetiminin ayakta kalması halinde Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı tehdit ederek küresel enerji akışını baskı aracı haline getirebileceğini ve nükleer silah geliştirme motivasyonunun artabileceğini belirtiyor. Ayrıca böyle bir senaryonun ABD'nin müttefikleri üzerindeki güvenilirliğini zayıflatabileceği ve bölgedeki Körfez ülkelerini İran'ın baskısına daha açık hale getirebileceği değerlendiriliyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı başlatılan savaşı kısa sürede sona erdirme sinyali vermesi, küresel piyasalar açısından geçici bir rahatlama sağlayabilir ancak uzun vadede ciddi stratejik riskler barındırıyor.
ABD merkezli The Wall Street Journal'a göre Trump, yükselen petrol fiyatları ve kendi siyasi tabanından gelen tepkiler nedeniyle iki haftadan kısa süre önce başlayan savaşın sona ermesini istediğini ima etti. Ancak İran'ın buna izin vermesi halinde bile çatışmanın erken bitirilmesi bölgesel dengeleri daha kırılgan hale getirebilir.
TAHRAN ENERJİDE CİDDİ BASKI ARACI SAĞLAYABİLİR
Habere göre Washington'un zafer ilan ederek bombardımanı durdurması ve Orta Doğu'ya konuşlandırdığı geniş hava ve deniz güçlerini geri çekmeye başlaması kısa vadede küresel piyasaları rahatlatabilir. Aynı zamanda uzun süreli bir savaştan endişe eden Amerikan seçmenlerini de yatıştırabilir. Ancak İran'daki teokratik rejimin yerinde kalması ve ülkenin füze ile insansız hava aracı kapasitesini koruması, Tahran'a enerji piyasaları üzerinde ciddi bir baskı aracı sağlayabilir.
TAHRAN'IN EN BÜYÜK KOZU: HÜRMÜZ BOĞAZI
The Wall Street Journal'a göre İran, kısa menzilli füzeler, insansız hava araçları ve deniz mayınlarıyla Hürmüz Boğazı'nı tankerler için son derece riskli hale getirebilecek kapasiteye sahip.
Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü'nden Andrew Tabler, İran rejiminin ayakta kalmasının enerji güvenliği açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek, "Eğer rejim--hatta zayıflamış bir rejim bile-- iktidarda kalırsa, füzelerinin ve insansız hava araçlarının Hürmüz Boğazı'ndan geçen tankerleri ve Körfez'deki enerji altyapısını tehdit etmesini ne engelleyebilir?" ifadelerini kullandı. Tabler'a göre bunun enerji fiyatları üzerindeki etkisi "muazzam" olabilir.
Analize göre İran'ın bir diğer stratejik hamlesi ise enerji akışını seçici şekilde kontrol etmek olabilir. Tahran'ın Çin gibi dost ülkelerin petrol sevkiyatına izin verirken diğer ülkelerin geçişini engellemesi, küresel enerji piyasasında yeni bir jeopolitik baskı aracı yaratabilir.
BOĞAZIN YENİDEN AÇILMASI KARA OPERASYONU GEREKTİREBİLİR
Askeri analistlere göre İran'ın Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatması halinde deniz trafiğinin yeniden güvenli hale getirilmesi için İran'ın kıyı şeridinde kara operasyonları gündeme getirilebilir. Bunun ise çatışmanın daha geniş bir savaşa dönüşmesi ve Amerikan kayıplarının artması riskini beraberinde getirebileceği ifade edildi.
ABD merkezli The Wall Street Journal'a göre savaşın gidişatı yalnızca Orta Doğu'da değil, Asya'da da yakından izleniyor. ABD ordusunun performansı özellikle Çin ile rekabet bağlamında Güney Kore, Japonya ve Tayvan gibi Washington'un müttefikleri açısından kritik bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Savaşın başlamasından 12 gün sonra İran hâlâ Orta Doğu'daki hedeflere füze ve insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlemeye devam ediyor. Bu saldırıların temposu azalmış olsa da İran'ın ABD'ye ait bazı hassas askeri hedefleri, özellikle hava savunma sistemlerinin radarlarını hassas vuruşlarla hedef alabilme kapasitesi dikkat çekiyor.
SAVAŞ, ABD'NİN KÜRESEL KONUMUNA ZARAR VERME RİSKİ TAŞIYOR
Londra'daki SOAS Çin Enstitüsü Direktörü Steve Tsang'a göre bu savaş, ABD'nin küresel konumuna zarar verme riski taşıyor. Tsang, "Bu savaş ABD'nin dünyadaki konumuna zarar veriyor ve Çin'e Orta Doğu'da ve Küresel Güney'de daha fazla alan açıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Habere göre bazı uzmanlar İran'ın askeri gücünün ciddi zarar gördüğünü ancak tamamen ortadan kaldırılmadığını vurguluyor. Daha önce Umman'da ABD büyükelçiliği yapan Marc Sievers, "Rejim askeri gücünün büyük bir kısmını kaybetti ancak tamamını değil. Eğer ayakta kalırlarsa yeniden inşa etmek için ellerinden geleni yapacaklardır" dedi.
NÜKLEER SİLAH RİSKİ ARTABİLİR
ABD merkezli The Wall Street Journal'a göre en büyük risklerden biri de İran'ın nükleer programı. Beyaz Saray ve ABD istihbaratında nükleer konularda görev yapmış Eric Brewer, savaşın erken sona ermesinin İran'ın nükleer silah geliştirme motivasyonunu artırabileceğini belirtiyor.
Ortadoğu Enstitüsü'nden Brian Katulis ise İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun ortadan kaldırılmasının hava ve deniz saldırılarıyla sınırlı kalmayabileceğini belirtti. Katulis'e göre Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve İran'ın nükleer stokunun güvence altına alınması bazı kara birliklerinin devreye girmesini gerektirebilir.
KÖRFEZ ÜLKELERİ İKİ KÖTÜ SENARYO ARASINDA
The Wall Street Journal'a göre Körfez ülkeleri için en kötü senaryolardan biri, ABD ve İsrail'in saldırıları durdurmasının ardından İran'ın bölgedeki petrol monarşilerine yönelik taciz saldırılarını sürdürmesi. Böyle bir durumda Tahran'ın bu ülkeleri ABD üslerini kapatmaya zorlaması ve Washington'a olan güveni zayıflatması ihtimali bulunuyor.
Körfez Uluslararası Forumu Direktörü Dania Thafer, "Yaralı ve öfkeli bir İran Körfez ülkeleri için en iyi senaryo değil. ABD askeri olarak üstün durumda olabilir ancak siyasi açıdan İran konusunda henüz bir sonuç elde edilmiş değil" değerlendirmesinde bulundu.
KÖRFEZ'DE SESSİZ HAYAL KIRIKLIĞI
Analize göre Körfez liderleri kamuoyu önünde Washington'a yönelik sert eleştirilerden kaçınsa da perde arkasında ciddi bir rahatsızlık bulunuyor. Bunun en önemli nedeni, İran'ın muhtemel yeni saldırılarına karşı Körfez ülkelerinin büyük ölçüde Amerikan hava savunma sistemlerine bağımlı olması.
"TRUMP'IN POLİTİKASI ACELEYLE ALINDI VE SONUÇLARI YANLIŞ HESAPLANDI"
Bahreyn merkezli ORF düşünce kuruluşundan Mahdi Ghuloom, bölgedeki ülkelerin iki kötü senaryo arasında kaldığını belirterek, "Birincisi rejimin olduğu gibi kalması, ikincisi ise İran'da bir güç boşluğu oluşması. Trump yönetiminin Orta Doğu politikası aceleyle alınmış bir karara dayanıyor ve sonuçları yanlış hesaplandı" dedi.