ABD ve İsrail'in İran'ın askeri kapasitesinin zayıflatıldığı yönündeki iddialarına rağmen sahadaki gelişmeler bunun aksini gösteriyor; İran'ın uzun menzilli füze denemeleri ve İsrail'de kritik noktalara yönelik saldırıları, ülkenin hâlâ koordineli ve dirençli olduğunu ortaya koyuyor. Tarafların karşılıklı tehditleri ve Hürmüz Boğazı üzerinden tırmanan gerilim bölgesel bir krize dönüşme riskini artırıyor. ABD Başkanı Trump'ın son anda verdiği geçici ateşkes kararı ise kısa vadeli bir nefes alanı yaratsa da, çatışmada kalıcı bir çözümün henüz ufukta görünmediği değerlendiriliyor.
İngiliz Yayın Kuruluşu BBC'ye göre, haftalardır ABD ve İsrail'in İran'ın askeri kapasitesinin ciddi şekilde zayıflatıldığı yönündeki açıklamalarına rağmen sahadaki gelişmeler bu iddialarla çelişiyor. Gerilim, beklenenin aksine daha hızlı ve daha keskin biçimde tırmanmaya devam ediyor.
İRAN'IN FÜZE HAMLESİ YENİ ENDİŞELER YARATTI
BBC'ye göre, Cumartesi günü ortaya çıkan bilgilere göre İran, Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia'daki ABD-İngiltere üssüne yaklaşık 3.800 kilometre mesafeden iki füze fırlattı. Füzeler hedefe ulaşmasa da, bu girişim İran'ın daha önce bilinen yaklaşık 2.000 kilometrelik menzil kapasitesinin ötesine geçtiğine dair endişeleri artırdı.
Bu gelişme, ister daha önce açıklanmamış bir kapasiteye ister savaş koşullarında geliştirilen bir yeteneğe işaret etsin, askeri baskının İran'ın ilerleyişini durduramadığını ortaya koydu.
İRAN'I KİM YÖNETİYOR?
İran'da üst düzey isimlerin hedef alındığı ve komuta yapısının ağır darbe aldığı iddiaları sonrası en büyük soru işareti, ülkeyi kimin yönettiği oldu.
Yüksek Lider Ali Hamaney'e yönelik saldırının ardından hayatta kaldığı belirtilen oğlu Mücteba Hamaney'in yeni lider olarak atandığı öne sürülse de kamuoyu önünde görünmemesi dikkat çekiyor. Sadece iki yazılı mesajla varlık göstermesi, merkezi otoriteye dayalı sistemde ciddi bir belirsizlik yaratıyor.
SAHADAKİ EYLEMLER ÇÖKÜŞ DEĞİL KOORDİNASYON GÖSTERİYOR
Habere göre, İran'ın İsrail'in Negev çölündeki Dimona bölgesine yönelik saldırısı, ülkenin hâlâ koordineli hareket edebildiğini ortaya koydu. Söz konusu bölge, İsrail'in açıklanmamış nükleer programıyla bağlantılı kritik alanlardan biri olarak biliniyor.
Bu saldırı, İsrail'in İran'ın Buşehr yakınlarındaki enerji altyapısını hedef almasının ardından geldi. Verilen mesaj ise net oldu: kilit noktalar artık karşılıklı olarak hedef alınabilir.
ABD ve İsrail'in üst düzey liderleri hedef alarak İran'ı felç etme stratejisinin beklenen sonucu vermediği görülüyor. "Şok ve dehşet" doktrininin temelinde hızlı çöküş beklentisi yer alırken, İran'daki yapıların beklenenden daha dirençli olduğu değerlendiriliyor. Bu durum, çatışmanın yönünü belirsiz hale getirirken, diplomatik çözüm ihtimalini de zorlaştırıyor.
TRUMP'TAN ÜLTİMATOM VE GERİ ADIM
İngiliz Yayın Kuruluşu BBC'ye göre, ABD Başkanı Donald Trump, İran'a Hürmüz Boğazı'nı açması için 48 saatlik ültimatom verdi ve aksi halde enerji altyapısının hedef alınacağını duyurdu. İran ise bu tehdide bölge genelinde misilleme uyarısıyla karşılık verdi.
HÜRMÜZ GERİLİMİ VE BÖLGESEL RİSKLER
BBC'ye göre, Hürmüz Boğazı üzerindeki gerilim sürerken, tarafların karşılıklı tehditleri bölgesel bir krize dönüşme riskini artırıyor. İran'ın Basra Körfezi'ne mayın döşeme ihtimali ve enerji altyapılarına yönelik saldırı tehditleri, küresel enerji güvenliği açısından ciddi endişe yaratıyor.
Uzmanlara göre, olası bir tırmanma durumunda İran'da 90 milyondan fazla kişi dahil olmak üzere yaklaşık 170 milyon insan temel hizmetlerde ciddi kesintilerle karşı karşıya kalabilir.