İngiltere merkezli The Times'a göre ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının tırmanması, savaşın nasıl sona ereceğine ilişkin dört temel senaryoyu gündeme getirdi. Buna göre İran'da rejimin mevcut yapısıyla ayakta kalması, yeni liderlerle uyum sağlayarak varlığını sürdürmesi, dış destekli bir rejim değişikliği yaşanması ya da devlet otoritesinin zayıflamasıyla ülkenin kaos ve iç çatışmaya sürüklenmesi ihtimalleri öne çıktı. ABD Başkanı Donald Trump'ın kara birlikleri göndermeyi dışlamaması ve saldırıların daha da genişleyebileceğini söylemesi, savaşın süresi ve İran'ın gelecekte nasıl bir yönetim yapısına sahip olacağı konusundaki belirsizliği artırıyor.
İngiliz gazetesi The Times'a göre ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı saldırıların ardından savaşın nasıl sonuçlanacağı konusunda farklı senaryolar tartışılıyor. Analistler, mevcut gidişatın Ortadoğu için dört temel ihtimali ortaya çıkardığını belirtiyor: rejimin hayatta kalması, rejimin uyum sağlaması, rejim değişikliği ya da ülkenin kaosa sürüklenmesi.
ABD Başkanı Donald Trump ise İran'a kara birlikleri gönderme ihtimalini gündeme getirerek, ABD'nin daha önce kaçınma sözü verdiği türden geniş çaplı bir rejim değişikliği operasyonunun kapısını araladı.
Habere göre Trump, Cumartesi sabahı başlatılan ABD-İsrail ortak operasyonundan bu yana çelişkili mesajlar verdi. Bir yandan operasyonun birkaç gün sürebileceğini ima ederken, diğer yandan bombardımanın dört ya da beş hafta hatta daha uzun sürebileceğini söyledi.
"KARA BİRLİKLERİNE KARŞI BİR ÇEKİNCEM YOK"
Trump, New York Post'a verdiği röportajda kara birliklerinin konuşlandırılması olasılığını ilk kez açıkça dile getirdi. "Kara birliklerine karşı bir çekincem yok. Her başkan 'kara birlikleri olmayacak' der. Ben bunu söylemiyorum. Muhtemelen ihtiyaç duymayız ama gerekirse kullanırız," dedi.
Ayrıca operasyonun beklenenden hızlı ilerlediğini iddia ederek, asıl planın İran'ın lider kadrosunu hedef almak olduğunu belirten Trump, "Lider kadrosu açısından planın çok ilerisindeyiz. 49 kişi öldürüldü. Bunun en az dört hafta süreceğini düşünmüştük ama bunu bir günde başardık," ifadelerini kullandı.
"BÜYÜK DALGA HENÜZ GELMEDİ"
Diğer taraftan Trump CNN'e verdiği ayrı bir röportajda ise saldırıların daha da tırmanabileceğini söyledi. "Henüz sert bir şekilde vurmaya bile başlamadık. Büyük dalga henüz gelmedi. Büyük dalga yakında geliyor," dedi. Ancak Trump'ın "büyük savaş" ifadesiyle tam olarak neyi kastettiği ve savaşın ardından İran'ın nasıl bir yönetim yapısına sahip olacağı konusunda netlik bulunmuyor.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de operasyonun hedeflerinin 2003 Irak işgali kadar iddialı olmadığını ima etti. Hegseth, gazetecilere yaptığı açıklamada operasyonun Irak'taki gibi demokrasi kurma girişimi olmadığını belirterek, "Aptalca çatışma kuralları yok, ulus inşası bataklığı yok. Demokrasi kurma çabası yok. Kazanmak için savaşıyoruz. Burası Irak değil," dedi.
REJİMİN HAYATTA KALMASI
The Times'a göre yalnızca hava harekâtı kullanılarak bir rejimin devrilmesinin tarihsel örnekleri oldukça az. Bu nedenle Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahu'nun İran'ın nükleer programını, füze üslerini, askeri hiyerarşisini ve üst düzey dini liderliğini hedef alan saldırıları başarı olarak ilan edip operasyonu sonlandırmaları ihtimal dahilinde görülüyor.
Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin adı da zaman zaman gündeme geliyor. Ancak 2015 nükleer anlaşmasını imzalayan Ruhani'nin hem sertlik yanlıları hem de ekonomik politikalarını eleştiren halk kesimleri tarafından geniş destek görmediği belirtiliyor.
REJİMİN UYUM SAĞLAMASI
Habere göre İran'da Venezuela'daki gibi karizmatik bir alternatif lider figürünün ortaya çıktığına dair henüz bir işaret bulunmuyor. Ancak Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı ve eski nükleer müzakereci Ali Laricani'nin saldırılarda öldürülmemiş olması dikkat çekiyor.
Laricani, rejim içinde deneyimli bir "sorun çözücü" olarak görülüyor. Ancak şu ana kadar Batı ve İsrail'e karşı sert söylemlerini sürdürdü. Laricani yaptığı açıklamada, "Ne pahasına olursa olsun kendimizi ve 6 bin yıllık medeniyetimizi savunacağız ve düşmanlarımızı yanlış hesaplamalarından dolayı pişman edeceğiz," dedi.
Buna rağmen Washington ve Tel Aviv'de bazı çevreler, İran'ın eski veliaht prensi olan sürgündeki Rıza Pehlevi'yi geçici lider olarak destekliyor. Pehlevi, İran'ı anayasal monarşiye dönüştürme vaadinde bulunuyor. Bununla birlikte Hamaney yönetiminin geniş kesimler tarafından sevilmemesine rağmen hâlâ hatırı sayılır bir destek tabanına sahip olduğu belirtiliyor.
ÇÖKÜŞ, AYRILIK VE KAOS
Habere göre İran, 2003'te ABD işgali sonrası mezhep çatışmalarıyla parçalanan Irak'a tam olarak benzemiyor. Ülkede ezici bir Şii çoğunluk bulunuyor. Bu nedenle Irak'taki gibi geniş çaplı mezhep savaşları olasılığı daha düşük görülüyor. Ancak bu durum, rejime karşı muhalefetin şiddetli bir çatışmaya dönüşmeyeceği anlamına gelmiyor.
Habere göre son yıllardaki protestoların ön saflarında Kürt nüfusun yaşadığı bölgeler yer aldı. Ayrıca İran'da Şii Arap nüfusun yoğun olduğu bazı bölgeler ile ülke genelinde geniş bir Azeri Şii nüfus da bulunuyor. Polis karakolları, Devrim Muhafızları merkezleri ve diğer güvenlik yapılarının hedef alınmaya devam etmesi durumunda devlet otoritesinin zayıflayabileceği belirtiliyor.