İsrail medyasında yer alan habere göre Türkiye, son on yılda savunma sanayiinde gerçekleştirdiği dönüşümle dışa bağımlı bir silah alıcısından, kamikaze dronlar, otonom helikopterler ve insansız kara sistemleri üreten küresel bir teknoloji gücüne dönüştü. MERKÜT, ALPİN, DUMRUL ve KORGAN gibi platformlarla "insansız savaş alanı" konseptini hayata geçiren Ankara, düşük maliyetli ancak yüksek etkili kitlesel üretim kapasitesiyle İsrail, ABD ve Çin'le doğrudan rekabet ediyor.
İsrail merkezli Ofer'e göre Türkiye, savunma sanayiinde son yıllarda gerçekleştirdiği dönüşümle küresel askeri dengeleri değiştirecek yeni bir aşamaya geçti. Geçmişte askeri güç tankların ve insanlı savaş uçaklarının sayısıyla ölçülürken, bugün Türkiye'nin geliştirdiği insansız sistemler savaş alanlarının doğasını yeniden tanımlıyor.
Analize göre, Ankara artık yalnızca tekil insansız hava araçları üretmekle yetinmiyor; seri üretime geçen kamikaze dronlar, otonom hava platformları ve insansız kara sistemleriyle kapsamlı bir "insansız savaş alanı" mimarisi inşa ediyor.
FPV DEVRİMİ: SAYININ STRATEJİK GÜCE DÖNÜŞTÜĞÜ YENİ DÖNEM
Habere göre, büyük ve maliyetli insansız hava araçlarının aksine FPV (birinci şahıs görüşlü) dronlar yeni savaş düzeninin "piyade askerleri" olarak öne çıkıyor. Ukrayna savaşında edinilen tecrübelerle şekillenen bu sistemler, düşük maliyetleri ve yüksek etkinlikleriyle yıpratma savaşlarının temel unsuru haline geliyor.
Bu dönüşümün öne çıkan örneklerinden biri olan kamikaze drone MERKUT, yalnızca bir drone değil, aynı zamanda akıllı bir füze olarak tanımlanıyor. Yaklaşık 8 kilometre menzile ve 30 dakikalık havada kalış süresine sahip sistem, termal kameraları sayesinde gece operasyonlarında da etkin görev yapabiliyor. Yakınlık sensörlerine dayalı otonom patlama mekanizması ise operatörün son anda karar vermesine gerek bırakmadan hedefe yüksek hassasiyetle saldırı imkânı sunuyor.
Bu kapsamda geliştirilen ALPİN, 200 kilogram yük taşıma kapasitesine sahip insansız bir helikopter olarak lojistik destek ve çatışma altındaki tahliye süreçlerinde yeni bir dönem başlatıyor. Tam otonom görev kabiliyeti sayesinde cephe hattındaki birliklere pilot riski olmadan mühimmat ve kritik malzeme ulaştırabiliyor.
Öte yandan DUMRUL, düşük akustik iziyle dikkat çeken silahlı mini helikopter olarak öne çıkıyor. İsrail merkezli Ofer'e göre sistemin en büyük avantajı, saldırı anına kadar düşman tarafından neredeyse fark edilmemesi. Keşif, gözetleme ve kısa menzilli hassas taarruz görevleri için tasarlanan DUMRUL, yaklaşık 120 dakikalık uçuş süresi ve 4 bin metre servis tavanıyla farklı coğrafi ve iklim koşullarında etkili görev yapabiliyor.
Analize göre bu sistemler birlikte kullanıldığında bir "sürü mantığı" oluşturuyor; biri hedef işaretlerken diğeri saldırıyor, başka bir platform ise mühimmat taşıyor. Tüm bu ağ, GPS olmadan da yön bulabilen yerli yapay zekâ destekli KERKES sistemiyle senkronize çalışıyor.
TAM ÖLÇEKLİ SAVAŞ: OTONOM KARA CEPHESİ
Türkiye'nin "insansız savaş alanı" vizyonu yalnızca gökyüzüyle sınırlı değil. Son ihracat sözleşmesinde yer alan 500 adet KORGAN birimi, Ankara'nın kara savaşlarında da otonom sistemlere dayalı yeni bir konsept geliştirdiğini gösteriyor.
Gözetleme ve destek amaçlı tasarlanan KORGAN sistemleri, tehlikeli keşif rotaları ve yüksek riskli gözlem noktalarında insan askerlerin yerini almak üzere geliştirildi. Analize göre bu platformların, yerde DELİ taktik kamikaze dronları ve havadaki MERKUT FPV sistemleriyle eş zamanlı çalışabilmesi, minimum insan varlığıyla yoğun bir savunma ve saldırı ağı oluşturuyor.
TÜRKİYE, KÜRESEL DRONE REKABETİNDE YENİ AKTÖR
Ofer'e göre Türk savunma şirketlerinin yükselişi, Türkiye'yi İsrail, ABD ve Çin ile doğrudan rekabet eden bir konuma taşıdı. Analizde Türkiye'nin başarısının ardında ileri görüşlü stratejik planlama, ekonomik verimlilik ve sahada test edilmiş operasyonel tecrübenin bulunduğu belirtiliyor. Özellikle İsrailli savunma şirketlerine kıyasla daha hızlı ürün geliştirme ve pazara sunma kapasitesinin Ankara'ya önemli avantaj sağladığı vurgulanıyor.
Batılı savunma sistemlerinin yüksek maliyetli ve seri üretime daha az uygun olduğuna dikkat çekilen analizde, Türkiye'nin daha uygun maliyetli ancak yüksek etkili bir "kitlesel imha kapasitesi" sunduğu ifade ediliyor. Tek bir sözleşmede 100 bin drone teslim edebilme kapasitesi ise Türkiye'nin artık küresel drone savaşının üretim merkezlerinden biri haline geldiğinin göstergesi olarak değerlendiriliyor.
YENİ BİR GÜÇ DİLİNİN DOĞUŞU
Analize göre dünya, daha otonom, daha hesaplı ve daha soğuk bir savaş çağının eşiğinde bulunuyor. Haberde, Türk savunma sanayiinin yalnızca yeni nesil dronlar üretmekle kalmadığı, aynı zamanda jeopolitik gücün yeni dilini de şekillendirdiği belirtiliyor. Hazır bekleyen on binlerce kamikaze drone ile verilen mesajın açık olduğu vurgulanıyor: Yarının savaşları artık yalnızca askerlerin sahadaki kahramanlığıyla değil, fabrikaların üretim kapasitesi ve yapay zekânın kabiliyetiyle belirlenecek. İsrail merkezli analize göre çatışma bölgelerinin üzerindeki gökyüzü artık eskisi kadar sessiz olmayacak. Türk dronları, yeni küresel güvenlik düzeninin en güçlü sembollerinden biri haline geliyor.