ABD Başkanı Donald Trump yönetimi İran savaşında hava operasyonlarının yeterli olmaması nedeniyle sınırlı kara harekâtı ve kritik noktaların ele geçirilmesi seçeneklerini değerlendirmeye başladı. Siyonist İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun "yerde unsur" vurgusu bu ihtimali güçlendirirken, Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması ve İran'ın enerji tesislerine yönelik saldırıları küresel piyasaları sarsıyor.
İngiltere merkezli The Times'a göre ABD-İran savaşında hava operasyonlarının ötesine geçilmesi ve sınırlı kara harekâtı seçenekleri Washington'da giderek daha açık konuşulurken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun "yerde unsur" vurgusu dikkat çekti.
The Times'a göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İran'da bir devrim için sahada eylem gerektiğini söylemesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sona erdirmek için toprak ele geçirmeyi değerlendirebileceğine işaret etti.
Trump, savaşın başında çatışmayı "küçük bir gezi" olarak nitelendirerek kısa sürede sona ereceğini savundu. İlk on günün ardından savaşın "neredeyse tamamlandığını" söyleyen Trump, birkaç gün sonra İran'ın füze sistemlerinin "işlevsel olarak imha edildiğini" ve insansız hava aracı üretim kapasitesinin yok edildiğini iddia etti.
Ancak sahadaki gelişmeler bu iyimser tabloyu desteklemedi. Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapalı kalması, küresel enerji piyasalarında ciddi bir paniğe yol açtı. İran'ın son günlerde Katar'daki Ras Laffan işleme tesisi ile Kuveyt'teki bir petrol rafinerisine düzenlediği saldırılar, sıvılaştırılmış doğalgaz arzının önemli bir bölümünü devre dışı bıraktı.
11. DENİZ PİYADE SEFER BİRLİĞİ KALİFORNİYA'DAN AYRILDI
Ancak artık Washington'da kara kuvvetlerinin konuşlandırılması açıkça tartışılıyor. 31. Deniz Piyade Sefer Birliği'nden 2.200 deniz piyadesini taşıyan USS Tripoli'nin Filipinler'den Körfez'e doğru yola çıktığı, ayrıca 11. Deniz Piyade Sefer Birliği'ni taşıyan bir başka amfibi grubun Kaliforniya San Diego'dan ayrıldığı bildirildi.
NETANYAHU: "HAVADAN DEVRİM OLMAZ"
Habere göre Netanyahu, Perşembe günü yaptığı açıklamada "Havadan devrim yapamazsınız. Yerde bir unsur olmalı" dedi. Netanyahu, olası senaryoların tümünü açıklamaktan kaçındı ancak bazı seçeneklerin daha olası olduğunu vurguladı.
İRAN'IN CAN DAMARI: HARG ADASI
The Times'a göre İran'ın en kritik petrol tesislerinden biri olan Harg Adası, olası bir operasyonun merkezinde yer alıyor. Basra Körfezi'nde bulunan ve "Yasak Ada" olarak bilinen bu küçük ada, petrol depolama tankları, terminaller ve boru hatlarıyla İran ekonomisinin kalbi konumunda.
SINIRLI İŞGAL VE PAZARLIK SENARYOSU
Harg Adası'nın ele geçirilmesi, İran'ın kritik altyapısının yok edilmesini önleyebilir ve ABD'ye önemli bir pazarlık kozu sağlayabilir. Bu senaryoda Washington, Hürmüz Boğazı'nın açılması karşılığında adayı geri vermeyi teklif edebilir.
Ancak İran'ın Körfez'deki asimetrik kapasitesi yalnızca petrol tesisleriyle sınırlı değil. Küçük tekneler, gizli insansız hava aracı depoları, füze rampaları ve mayın döşeme yetenekleri bölgedeki en büyük risk unsurları arasında yer alıyor.
ÖZEL KUVVETLER VE HEDEFLİ OPERASYONLAR
İngiltere merkezli gazeteye göre Körfez'e sevk edilen deniz piyadeleri, özel kuvvetlerle birlikte İran'ın kıyı şeridindeki gizli tesisleri hedef alabilir. İngiltere'nin de olası bir operasyona Özel Bot Servisi ile katılabileceği değerlendiriliyor.
Ayrıca Osprey tipi hava araçlarıyla iç bölgelere yapılacak baskınlarla mini üsler kurulması ve sınırlı toprak kontrolü sağlanması seçenekler arasında. Ancak bu tür operasyonların yüksek risk taşıdığı ve güçlü istihbarat gerektirdiği vurgulanıyor.
İRAN İÇİN SON SEÇENEK
The Times'a göre İran'ın en kritik kozlarından biri Hürmüz Boğazı'nı mayınlama ihtimali. Bu adım, küresel ticaret açısından büyük bir kriz anlamına gelirken, İran için de son çare olarak değerlendiriliyor. ABD deniz piyadelerinin önemli görevlerinden birinin de bu senaryoyu engellemek olacağı belirtiliyor.
"YENİ BİR ÇANAKKALE" RİSKİ
Savunma analisti Francis Tusa, İran'ın tahkim edilmiş kıyı savunmasına yönelik bir kara harekâtının "yeni bir Çanakkale"ye dönüşebileceği uyarısında bulundu. Bu benzetme, Çanakkale Savaşı'nın ağır kayıplarla sonuçlanan yapısına atıf yapıyor.
Tusa'ya göre, ABD'nin İkinci Dünya Savaşı ölçeğinde bir güç kullanması bile tüm kıyı şeridini kontrol altına almak için yeterli olmayabilir. Bölgenin kontrolü için yüz binlerce askere ihtiyaç duyulacağı tahmin ediliyor.
AYRILIKÇI GRUPLAR SEÇENEĞİ ZAYIF KALDI
The Times'a göre savaşın başlarında ABD, İran içindeki ayrılıkçı grupları harekete geçirme seçeneğini de değerlendirdi. Ancak bu gruplar, somut Amerikan desteği olmadan açık bir isyana girişmekten kaçındı. En fazla birkaç bin savaşçıya sahip olan bu gruplar, yalnızca hafif silahlarla donatıldıklarını belirtti.
ÇIKMAZ DERİNLEŞİYOR
İngiltere merkezli The Times'a göre masadaki tüm senaryoların ortak sorunu, savaşın hızlı bir şekilde sona ermesini garanti etmemesi. Rejim değişikliği dışında hiçbir seçeneğin İran tehdidini tamamen ortadan kaldırmadığı ifade ediliyor. Uzmanlara göre Tahran yönetimi hâlâ gerilimi tırmandırabilecek kapasiteye sahip ve bu durum, çatışmanın daha da genişleme riskini artırıyor.