Son Dakika: İngiltere merkezli uluslararası haber ajansı Reuters'ın analizine göre, ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşın, Tahran yönetimini devirmek yerine İran'ı ekonomik ve askeri açıdan ciddi şekilde yıpratmış ancak ayakta kalmış halde bırakacak geçici bir anlaşmayla sona ermesi bekleniyor. Tarafların Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması gibi başlıklarda uzlaşı aradığı belirtilirken, nükleer program, balistik füzeler ve bölgesel nüfuz gibi temel anlaşmazlıkların çözülmeden kalacağı, bu nedenle olası mutabakatın kalıcı barıştan çok kırılgan bir ateşkes niteliği taşıyacağı değerlendiriliyor.
Reuters'a göre, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonları İran İslam Cumhuriyeti'ni devirmeyi hedeflese de taraflar şimdi İran'ı ağır şekilde yıpratılmış ancak ayakta kalmış halde bırakacak geçici bir anlaşma üzerinde ilerliyor.
Görüşmelere yakın kaynakların Reuters'a verdiği bilgilere göre, üzerinde çalışılan mutabakat çerçevesi kapsamında İran'ın ekonomik açıdan ciddi zarar görmüş, askeri-sanayi kapasitesi önemli ölçüde zayıflamış ancak ülke içindeki radikal Devrim Muhafızları'nın siyasi etkisini daha da artırmış bir şekilde savaş sonrası döneme girmesi bekleniyor.
Diplomatlar, yetkililer ve bölgesel analistler, kısa süre içinde bir mutabakat zaptı kabul edilse bile bunun kalıcı bir çözümden ziyade geçici bir ateşkes niteliği taşıyacağını değerlendiriyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI VE YAPTIRIMLAR ANLAŞMANIN MERKEZİNDE
Habere göre olası anlaşma, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını, küresel piyasalardaki baskının hafifletilmesini ve İran üzerindeki ekonomik yaptırımların sınırlı ölçüde gevşetilmesini amaçlıyor.
İRAN VE ABD ARASINDA SINIRLI UZLAŞI ZEMİNİ
28 Şubat'ta başlayan ABD-İsrail saldırılarının ardından ABD Başkanı Donald Trump, operasyonların İran'ın nükleer ve balistik füze programlarından kaynaklanan tehditleri ortadan kaldırmayı amaçladığını açıklamış ve İran halkına ülkenin yönetimini ele alma çağrısında bulunmuştu.
Reuters'ın ulaştığı taslak mutabakata göre İran, küresel enerji ticaretinin kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı üzerindeki fiili ablukayı kaldıracak. Buna karşılık Tahran'ın dondurulmuş varlıklarının bir kısmına erişmesi veya yaptırımlarda sınırlı bir gevşeme sağlanması öngörülüyor.
İranlı yetkililer, dar kapsamlı bir anlaşmayı ekonomik rahatlama sağlamak, zaman kazanmak ve ülkedeki ekonomik sıkıntıların yarattığı iç baskıları azaltmak için bir fırsat olarak görüyor.
Eski ABD diplomatı ve İran uzmanı Alan Eyre, "Trump'ın siyasi olarak ihtiyaç duyduğu şey ile İran'ın vermeye hazır olduğu şey birbirine yakın görünse de örtüşme minimum düzeydedir" ifadelerini kullandı.
KISA SÜRELİ ATEŞKES SENARYOSU ÖNE ÇIKIYOR
Reuters'a konuşan bölgesel kaynaklara göre Trump'ın önündeki en olası seçenek, kısa vadeli bir ateşkes, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyuma ilişkin muğlak taahhütler ve Hürmüz Boğazı üzerindeki İran etkisinin fiilen korunması olabilir.
Bölgesel analistler, boğaz yeniden açılsa bile İran'ın enerji geçişleri üzerindeki nüfuzunu korumayı sürdüreceğini belirtiyor. Aynı kaynaklar, Washington'ın İsrail ve Körfez ülkelerinin itirazlarına rağmen İran'ın balistik füze kapasitesini ortadan kaldırma hedefinden büyük ölçüde uzaklaştığını ifade ediyor.
HİZBULLAH VE DONDURULMUŞ VARLIKLAR PAZARLIĞIN PARÇASI
Reuters'a göre müzakerelerdeki önemli engellerden biri İran'ın herhangi bir anlaşmayı İsrail'in Hizbullah'a yönelik saldırılarının sona erdirilmesine bağlaması. Trump ise nükleer program konusunda siyasi açıdan zafer olarak sunabileceği bir sonuç elde etmeye çalışıyor.
Kaynaklar, Trump'ın kamuoyu önünde reddetmesine rağmen fiilen Lübnan'daki gelişmeler ile Hürmüz Boğazı müzakereleri arasında bağlantı kurduğunu ve İsrail üzerinde Beyrut ile güney banliyölerine yönelik saldırıları sınırlaması yönünde baskı yaptığını öne sürüyor. İran tarafı ise yaklaşık 12 milyar dolar değerindeki dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasını herhangi bir anlaşmanın temel şartlarından biri olarak görüyor.
Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü'nden David Schenker, Trump'ın 2015 tarihli İran nükleer anlaşmasıyla karşılaştırılmak istemediğini ancak İran fonlarının serbest bırakılmasının bu eleştirileri yeniden gündeme getirebileceğini söyledi.
ÇATIŞMANIN NEDENLERİ ORTADAN KALKMIŞ DEĞİL
ABD Başkanı Trump, 2018 yılında İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırması karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngören 2015 tarihli nükleer anlaşmadan çekilmiş ve anlaşmanın ABD'nin güvenlik çıkarlarını korumadığını savunmuştu. Bugün ise Trump'ın, İran'la savaşı daha fazla tırmandırmadan siyasi bir başarı ilan etmesine imkan tanıyacak bir formül aradığı değerlendiriliyor.
Dennis Ross, tarafların farklı yorumlayabileceği muğlak bir uzlaşı metninin ortaya çıkabileceğini belirterek, sonrasındaki müzakerelerin oldukça zorlu geçeceğini ifade etti.
DEVRİM MUHAFIZLARI GÜCÜNÜ PEKİŞTİRİYOR
Analistlere göre çatışmalarda yaşanacak bir duraklama, İran'da Devrim Muhafızları'nın etkisini daha da artırabilir. David Schenker, "Daha önce tahtın arkasındaki güçtüler, şimdi ise gücün kendisiler" değerlendirmesinde bulundu.
İran yönetiminin savaşı ideolojik bir mücadele olarak tanımlamayı sürdürmesi ve hiçbir anlaşmanın temel anlaşmazlıkları çözmeyeceği yönündeki mesajları, özellikle İsrail tarafında rahatsızlık yaratıyor. Ross ise mevcut tabloyu, "İsrail ve İran için savaşın bu bölümü sona ermiş olabilir, ancak çatışma sona ermiyor" sözleriyle özetledi.