Son Dakika: ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonunun perde arkası ortaya çıktı. Yeni bilgiler, savaşın arkasında asıl baskının İsrail'den geldiğini, İran'ın ise acil bir tehdit oluşturmadığını gösteriyor. Kongredeki kapalı oturumda sızan gerçekler, ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu'da neden savaş başlattığını daha da netleştiriyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik savaş kararı, perde arkasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun yoğun diplomatik ve siyasi baskısıyla şekillendi.
MAR-A-LAGO'DA İLK ONAY ARAYIŞI
The New York Times'ın üst düzey Amerikalı ve İsrailli yetkililere dayandırdığı haberine göre süreç aylar öncesine uzanıyor.
Gazetenin aktardığına göre Netanyahu, aralık ayında Florida'daki Mar-a-Lago'da Trump ile yaptığı görüşmede, önümüzdeki aylarda İran'ın füze tesislerine yönelik bir saldırı için ABD'nin desteğini istedi.
O dönem İsrail, İran yönetiminin zayıfladığını ve bunun "fırsat penceresi" olduğunu savunuyordu. Ancak Washington henüz tam anlamıyla savaşa hazır değildi.
OVAL OFİS'TE ÜÇ SAATLİK KRİTİK GÖRÜŞME
NYT'ye göre kırılma noktası 11 Şubat sabahı Oval Ofis'te yaşandı. Netanyahu, yaklaşık üç saat süren görüşmede Trump'ı diplomatik sürecin askeri planları baltalamaması gerektiği konusunda ikna etmeye çalıştı. O sırada ABD'li yetkililer İran'la nükleer müzakereleri yeniden başlatmıştı.
İsrail tarafı, bu diplomasi girişiminin saldırı planlarını geciktirmesinden endişe ediyordu. Görüşmede yalnızca savaş ihtimali değil, olası saldırı tarihleri dahi masaya yatırıldı.
DİPLOMASİYE ALAN BIRAKILMADI
New York Times'ın aktardığına göre Beyaz Saray kamuoyuna diplomasi yürütüldüğü mesajı verse de sahada askeri hazırlık hız kesmedi.
Bölgeye iki uçak gemisi sevk edildi, savaş uçakları ve hava savunma sistemleri konuşlandırıldı, İsrail ile operasyonel koordinasyon artırıldı.
Gazeteye konuşan eski diplomatlara göre bu askeri yığınak, diplomatik baskıdan çok "savaş planlamasının işaretiydi."
"İSRAİL ZATEN VURACAKTI"
NYT'nin haberine göre 24 Şubat'ta Kongre'nin önde gelen isimlerine yapılan gizli brifingde Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İsrail'in kararlı olduğunu ve İran'a saldıracağını aktardı.
Bu çerçevede Washington'daki mantık şu şekilde kuruldu: İsrail vuracaksa ve İran ABD üslerine misilleme yapacaksa, ABD'nin baştan İsrail'le birlikte hareket etmesi daha rasyonel.
Ancak bazı Demokrat isimler, bunun "İsrail'in kararının ABD'yi otomatik olarak savaşa sürüklemesi" anlamına geldiğini belirtti.
TUCKER CARLSON'DAN TRUMP'A UYARI: İSRAİL SENİ KÖŞEYE SIKIŞTIRMASIN
Habere göre Trump'a en açık itirazlardan biri muhafazakar gazeteci Tucker Carlson'dan geldi.
Carlson, Oval Ofis'te yaptığı görüşmelerde Trump'a İsrail'in baskısıyla hareket etmemesi gerektiğini, enerji fiyatları ve bölgesel istikrarsızlık riskini hatırlattı.
Ancak NYT'ye göre Trump, İsrail'in zaten saldırı başlatacağını düşündüğünü ve ABD'nin bunun dışında kalamayacağını ifade etti.
NETANYAHU ABD'Yİ YANINA ALDI
New York Times'ın değerlendirmesine göre süreç, Netanyahu açısından stratejik bir başarıyla sonuçlandı.
Aralık ayında yalnızca "destek" isteyen İsrail Başbakanı, iki ay sonra İran liderliğini hedef alan kapsamlı bir operasyonda ABD'yi tam askeri ortak olarak yanına aldı.
Gazeteye konuşan bazı yetkililere göre bu karar, diplomasi ihtimalinin fiilen kapanması ve askeri seçeneğin ön plana çıkmasıyla birlikte kaçınılmaz hale geldi.
"İRAN NÜKLEER SİLAHA YAKIN DEĞİLDİ"
Habere göre bazı Kongre üyeleri ve istihbarat kaynakları, İran'ın nükleer silah üretmeye yakın olmadığını değerlendirdi.
İran'ın elinde zenginleştirilmiş uranyum bulunuyor ancak silah seviyesinde zenginleştirme yapabilecek aktif bir tesis görünmüyor. Uzmanlara göre, İran böyle bir adım atsa bile silah üretimi en az birkaç yıl alabilir.
WSJ'ye konuşan uzmanlar, Trump yönetiminin "bir hafta içinde bomba yapabilirler" söyleminin mevcut teknik tabloyla örtüşmediğini belirtiyor.
KITALARARASI FÜZE İDDİASI DA ZAYIF
Trump yönetimi ayrıca İran'ın ABD topraklarını vurabilecek kıtalararası balistik füze geliştirdiğini savundu. Ancak gazetenin aktardığı istihbarat değerlendirmelerine göre, İran'ın böyle bir kapasiteye en az on yıl uzak olduğu yönünde analizler mevcut.
Aralık ayında Hint Okyanusu'nda ele geçirilen askeri kargoda, ABD'yi vurabilecek hazır bir sistem bulunmadı. Uzmanlara göre İran'ın kısa menzilli füze kapasitesi güçlü olsa da ABD ana karasını tehdit edecek seviyede değil.
"ÖNLEYİCİ SALDIRI" GEREKÇESİ GERİ ÇEKİLDİ
Operasyon öncesinde Beyaz Saray, İran'ın ABD üslerine yönelik önleyici saldırı hazırlığında olduğunu öne sürmüştü.
Ancak WSJ'ye göre Kongre'ye yapılan kapalı brifinglerde Demokrat üyeler, İran'ın ABD'yi ancak İsrail'in saldırması halinde hedef alabileceğinin söylendiğini aktardı.