Son Dakika: ABD istihbaratına göre İran'ın füze ve insansız hava aracı kapasitesinin yalnızca üçte biri imha edilirken, önemli bir bölümünün yer altı tünellerinde saklı kaldığı belirtildi. Bu tablo, ABD Başkanı Donald Trump'ın "İran'ın elinde çok az roket kaldı" ve "kapasite büyük ölçüde yok edildi" yönündeki açıklamalarıyla çelişirken, istihbarat değerlendirmeleri Tahran'ın hala ciddi bir cephaneliğe sahip olduğunu ortaya koydu.
ABD'nin İran'a yönelik bir aydır sürdürdüğü yoğun saldırılara rağmen, Washington'ın iddia ettiği ölçüde sonuç alamadığı ortaya çıktı. Reuters'ın ABD istihbaratına dayandırdığı haberine göre, İran'ın füze ve insansız hava aracı (İHA) kapasitesinin yalnızca yaklaşık üçte biri imha edilebildi.
"YER ALTINDA CİDDİ BİR CEPHANELİK BULUNUYOR"
Haberde yer alan değerlendirmelere göre, bir diğer üçte birlik bölümün hasar aldığı ya da yer altındaki tünel ve sığınaklarda saklandığı düşünülüyor. Bu da İran'ın elinde hala ciddi bir cephanelik bulunduğuna işaret ediyor.
"FÜZE STOKLARI YOK EDİLMEDİ"
Beş farklı istihbarat kaynağına dayandırılan analiz, İran'ın füze stoklarının önemli kısmına kısa vadede erişimin zor olabileceğini ancak tamamen etkisiz hale getirilemediğini ortaya koyuyor.
RAPOR TRUMP'I YALANLIYOR
Bu tablo, ABD Başkanı Donald Trump'ın "İran'ın elinde çok az roket kaldı" yönündeki açıklamalarıyla ve Washington'dan yapılan "balistik kapasite büyük ölçüde yok edildi" söylemleriyle açık biçimde çelişiyor.
"ABD-İSRAİL İRAN'IN FÜZE PROGRAMINI ZAYIFLATAMIYOR"
İran ise balistik füze programını, ABD ve İsrail'in askeri üstünlüğüne karşı en önemli caydırıcı unsurlardan biri olarak görüyor.
Nitekim son bir ayda İran'ın füzeleri ve insansız hava araçları, İsrail ile Körfez'deki enerji ve altyapı hedeflerine yönelik saldırılarda etkili şekilde kullanıldı; bu saldırılar küresel ekonomi üzerinde de ciddi baskı oluşturdu.
ABD ve İsrail'in ana hedeflerinden biri İran'ın füze kapasitesini zayıflatmak olsa da sahadaki veriler bu hedefin henüz tam anlamıyla gerçekleşmediğini gösteriyor.
İsrail, İran'daki füze rampalarının yüzde 70'ini "etkisiz hale getirdiğini" öne sürerken, rampaların ülke geneline yayılmış olması ve yer altı sistemleri bu süreci zorlaştırıyor.