Son Dakika: İran'da peş peşe gelen uçak kayıpları, ABD'nin "kimse bize karşı koyamaz" söylemini sarsıyor. CNN'e göre savaşta yaşanan son gelişmeler, ABD'nin "mutlak üstünlük" iddiasıyla sahadaki gerçekler arasındaki farkı gözler önüne seriyor.
ABD basınından CNN'in analizine göre, İran'da düşürülen ABD savaş uçakları, Donald Trump yönetiminin "hava sahasında tam hakimiyet" iddialarını tartışmaya açtı ve savaşın seyrine dair yeni soru işaretleri doğurdu.
ABD SAVAŞ UÇAKLARI BİRER BİRER DÜŞTÜ
Süreç, İran'da bir F-15E tipi bir ABD savaş uçağının düşürülmesiyle yeni bir aşamaya girdi. Bu gelişmenin hemen ardından, cuma günü İran'ın A10 tipi bir ABD savaş uçağını daha hedef aldığı ortaya çıktı. ABD'li bir yetkiliye göre pilot, uçağı İran hava sahasından çıkarmayı başardıktan sonra kendini fırlattı ve daha sonra kurtarıldı.
İRAN'IN "ASİMETRİK SAVAŞ STRATEJİSİ" ABD'Yİ ZORLUYOR
Haberde bu durumun "asimetrik savaşın risklerini" açık şekilde ortaya koyduğu vurgulandı. ABD'nin en büyük avantajı olarak görülen hava üstünlüğünün, sahadaki gerçeklerle sınandığı ifade edildi.
Özellikle ABD kamuoyunda savaşa yönelik desteğin zaten düşük olduğu ve bu tür gelişmelerin desteği daha da zayıflatabileceği belirtildi.
"MUTLAK HAVA HAKİMİYETİ" İDDİASI ÇÖKTÜ
Haberde, Trump yönetiminin son dönemde İran üzerinde "tam ve tartışmasız hava hakimiyeti" kurulduğu yönündeki söylemlerinin bu olaylarla birlikte ciddi şekilde sorgulandığına dikkat çekildi. Bu söylemler, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth tarafından da güçlü ifadelerle dile getirilmişti.
Hegseth, 4 Mart'ta düzenlediği bir basın toplantısında, ABD ve İsrail hava kuvvetlerinin kısa süre içinde İran hava sahasında "tam kontrol" sağlayacağını ve buranın "tartışmasız bir hava sahasına" dönüşeceğini savunmuştu. İran'ın buna karşılık veremeyeceğini öne süren Hegseth, operasyonların birkaç gün içinde tamamlanacağını ifade etmişti.
Benzer şekilde Trump da 24 Mart'ta yaptığı açıklamada, ABD uçaklarının İran üzerinde serbestçe uçtuğunu ve Tahran'ın buna karşı hiçbir şey yapamayacağını söylemişti.
Trump, İran'ın "donanması, ordusu, hava kuvvetleri ve hava savunma sistemlerinin olmadığını" ileri sürerek ABD ordusunu "durdurulamaz bir güç" olarak tanımlamıştı.
Ancak erken dönem ABD istihbarat değerlendirmeleri bu iddiayı doğrulamamış ve aylar sonra İran yeniden ciddi bir nükleer tehdit olarak gündeme gelmişti.
Ayrıca savaşın ilk günlerinde Trump'ın, bir ilkokula düzenlenen saldırıdan İran'ı sorumlu tuttuğu, ancak daha sonra bu saldırının ABD kaynaklı olduğunun ortaya çıktığı da haberde yer aldı.
Son olarak CNN, ABD'nin İran'ın füze kapasitesine yönelik açıklamalarının da abartılı olabileceğine dikkat çekti. Habere göre, İran Devrim Muhafızları'nın füze fırlatma kapasitesinin yaklaşık yarısını hala koruduğu değerlendiriliyor.
ABD'NİN SÖYLEMLERİ İLE SAHADAKİ DURUM ÇELİŞİYOR
Haberde, tüm bu gelişmelerin siyasi açıdan Trump yönetimi için risk oluşturduğu vurgulandı. ABD kamuoyunun savaşa olan desteğinin düşük olduğu, hedeflerin net olmadığı ve özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin ardından artan enerji fiyatlarının ekonomik kaygıları büyüttüğü ifade edildi.