Son Dakika: Hürmüz'de tansiyon zirveye çıktı. Washington'un devreye aldığı hamleyle İran'ın en kritik gelir hattı hedef alınırken, sahada gemilere yönelik müdahale planı adım adım uygulanıyor. Ancak bu strateji yalnızca Tahran'ı değil, bölgedeki dengeleri de sarsıyor. Körfez'deki kritik müttefikten gelen itiraz ise krizin seyrini değiştirebilecek yeni bir kırılmaya işaret ediyor.
The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre, ABD ordusu İran'a yönelik en sert adımlarından birini atarak Hürmüz Boğazı'nda fiili ablukayı pazartesi sabahı itibarıyla devreye soktu. Karar, hafta sonu Pakistan'da yürütülen ateşkes görüşmelerinin çökmesinin hemen ardından geldi.
ABD'NİN AMACI İRAN'A PETROL TAŞIYAN HATLARI KİLİTLEMEK
ABD donanması, İran limanlarına giriş-çıkış yapan tüm deniz trafiğini kesmek amacıyla bölgeye 15'ten fazla savaş gemisi konuşlandırdı. Ancak operasyon sadece askeri varlıkla sınırlı değil; Washington'un stratejisi, boğazın her iki tarafında ticari gemileri durdurarak İran'a petrol taşıyan hatları fiilen kilitlemek.
ÖZEL KUVVETLER GEMİLERE BASKIN ATABİLECEK
Abluka kapsamında şüpheli görülen tankerler durdurulacak, gerekli durumlarda ABD savaş gemileri bu gemilere yaklaşarak arama talebinde bulunacak. Direniş halinde ise özel eğitimli deniz piyadeleri ve özel kuvvetler gemilere zorla çıkabilecek.
ABD'nin bölgede uçak gemisi, güdümlü füze destroyerleri ve amfibi hücum gemileri dahil ciddi bir askeri gücü bulunuyor. Bu unsurlar, helikopter destekli baskınlar ve gemi kontrol operasyonlarıyla ablukayı sahada uygulayacak.
ABD ayrıca sadece denizden değil, kara konuşlu unsurlar ve müttefik ülkelerin gözetleme sistemleriyle de gemi hareketlerini anlık olarak takip ediyor. Körfez ülkelerinin insansız hava araçları (İHA) ve istihbarat kapasitesi de bu sürece dahil ediliyor.
NİHAİ HEDEF TAHRAN'I MASAYA YENİDEN OTURTMAK
Washington'un hedefi ise açık: İran'ın en kritik gelir kaynaklarından biri olan petrol ticaretini keserek Tahran'ı yeniden masaya oturmaya zorlamak.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'dan Hürmüz Boğazı'nı tamamen serbest geçişe açmasını, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurmasını ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteği sonlandırmasını talep ediyor. Ancak İran'ın nükleer programdan vazgeçmemesi üzerine müzakereler çöktü ve askeri seçenek devreye alındı.
YILLARIN PLANI ŞİMDİ DEVREYE ALINDI
Bu plan aslında yeni değil. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın raflarında yıllardır bulunan abluka senaryosu, son aylarda güncellenerek Savunma Bakanlığı'na sunuldu. Görüşmelerin çökmesiyle birlikte Trump yönetimi bu seçeneği hızla hayata geçirdi.
RİSKLER NEDENİYLE PLAN DAHA ÖNCE RAFA KALDIRILMIŞTI
Buna rağmen operasyon yüksek risk barındırıyor. Hürmüz Boğazı'nın dar yapısı ve İran kıyılarına yakınlığı, ABD gemilerini mayınlar, İHA ve hızlı saldırı botlarına karşı savunmasız bırakıyor. Daha önce bu nedenle rafa kaldırılan plan, şimdi kontrollü ama agresif bir şekilde uygulanıyor.
İRAN NASIL KARŞILIK VERECEK?
Tahran'ın nasıl karşılık vereceği ise en büyük soru işareti. İran'ın askeri kapasitesi son dönemde zayıflasa da hala binlerce balistik füze ve Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı hızlı saldırı botlarıyla bölgede ciddi tehdit oluşturabileceği değerlendiriliyor. Olası bir çatışma ya da tanker baskını sırasında yaşanacak silahlı temas, krizi çok daha geniş bir savaşa dönüştürebilir.
ABD'li yetkililer, İran'ın doğrudan ABD gemilerine saldırma ihtimalini düşük görse de Tahran'ın Körfez'deki komşu limanları hedef alabileceği uyarısı yapılıyor.
İŞTE ABLUKA SAHADA BÖYLE İŞLİYOR
Bu çerçevede operasyonun sahada nasıl uygulanacağına dair ayrıntılar netleşmeye başlarken, The New York Times gazetesi de dikkat çeken yeni detayları ortaya koydu.
Ablukanın sahadaki işleyişinde oldukça sistematik bir prosedür öne çıkıyor. ABD destroyerleri, radar ve insansız hava araçlarıyla İran limanlarına yaklaşan ya da ayrılan gemileri izleyerek "ilgi hedefi" olarak işaretlenen unsurları takibe alıyor.
ABD donanmasının bu tür durumlar için geliştirdiği iki ana yöntem bulunuyor. İlki, sürat botlarıyla gemiye yanaşıp halat merdivenle tırmanma. Ancak kötü hava koşulları veya geminin manevra yapması bu yöntemi tehlikeli hale getiriyor. Bu nedenle daha sık tercih edilen yöntem, helikopterle güverteye inen özel ekiplerin "hızlı halat" tekniğiyle gemiye doğrudan müdahale etmesi.
BENZER OPERASYONLAR DAHA ÖNCE YAPILMIŞTI
Benzer operasyonlar daha önce Venezuela petrolünü taşıyan tankerlere karşı uygulanmıştı. Ancak el konulan gemilerin uzun süre tutulması ABD'ye ciddi maliyetler yüklerken, bu tankerlerin petrolünün satışı da hukuki engellere takılmıştı.
Ancak uzmanlara göre mevcut operasyonun ölçeği ve niteliği, yakın tarihteki örneklerden ayrılıyor. Bir ülkenin deniz ticaretini tamamen kesmeye yönelik son büyük hamle, Küba Füze Krizi sırasında uygulanmıştı.
Suudi Arabistan'ın bu baskısının temelinde ise çatışmanın daha da genişleme riski yatıyor. Riyad'a göre İran, ablukaya karşılık olarak Kızıldeniz'in en kritik geçiş noktalarından biri olan Babu'l Mendeb Boğazı'nı hedef alabilir. Bu senaryo, yalnızca İran'ı değil Körfez'deki diğer petrol ihracatçılarını da doğrudan vurabilecek zincirleme bir kriz anlamına geliyor.
Özellikle Suudi Arabistan, Hürmüz'deki tıkanmayı aşmak için petrolünü alternatif hatlarla Kızıldeniz'e yönlendirmiş durumda. Ancak Babu'l Mendeb'in kapanması halinde bu rota da devre dışı kalacak ve ülkenin enerji ihracatı ciddi risk altına girecek.
Riyad yönetimi ayrıca İran'ın, Yemen'deki müttefikleri Husiler üzerinden bu boğazı hedef alabileceğinden endişe ediyor. Daha önce bölgede gemilere yönelik saldırılarla trafiği ciddi şekilde aksatan Husilerin, yeniden devreye girmesi durumunda küresel enerji akışının büyük darbe alabileceği değerlendiriliyor.