İran'ın bölgesel güvenliğe yönelik en büyük tehdit olduğu söylemi yıllardır uluslararası kamuoyuna servis edildi. İngiliz basınında yayımlanan dikkat çeken analiz ise bu anlatıyı ters yüz ederek, Orta Doğu'yu kaosa sürükleyen asıl tehlikenin Tel Aviv ve Washington olduğunu belirtti.
İngiltere merkezli Middle East Eye'da yayımlanan bir analizde, İsrail'in onlarca yıldır uluslararası kamuoyuna sunduğu "İran tehdidi" söyleminin çöktüğü bildirildi.
Analizde, İran'ın bölgesel güvenliğe yönelik en büyük tehdit olarak gösterildiği süreçte, asıl saldırgan politikaların İsrail ve ABD tarafından yürütüldüğü belirtildi.
"30 YILLIK İRAN ANLATISI ÇÖKTÜ"
Analizde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun yaklaşık 30 yıldır İran'ı İsrail'in varlığına yönelik en büyük tehdit olarak sunduğu hatırlatıldı. Ancak son dönemde ortaya çıkan bazı iddiaların bu söylemin temelini sarstığı bildirildi.
Yazıda, İsrail'in İran'a ilişkin oluşturduğu güvenlik söyleminin gerçeği yansıtmadığı ve bu anlatının uzun yıllar boyunca uluslararası desteği mobilize etmek için kullanıldığı belirtildi.
AHMEDİNEJAD İDDİASI TARTIŞMA YARATTI
Analizde, New York Times'ta yer alan ve büyük yankı uyandıran bir habere dikkat çekildi. Habere göre Netanyahu'nun, İran'da olası bir hükümet değişikliği senaryosunda eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın yeni lider olarak değerlendirilebileceğini ABD yönetimine ilettiği bildirildi.
Middle East Eye, yıllarca "İsrail için varoluşsal tehdit" olarak gösterilen Ahmedinejad'ın şimdi alternatif lider olarak gündeme gelmesinin, İsrail'in İran söylemiyle ciddi bir çelişki oluşturduğunu belirtti.
"DÜN ŞEYTANLAŞTIRILAN İSİM BUGÜN TERCİH EDİLDİ"
Yazıda, Ahmedinejad'ın 2000'li yıllarda Batı medyasında ve İsrailli siyasetçiler tarafından sık sık "fanatik lider" ve "İsrail'i yok etmek isteyen isim" olarak tanıtıldığı hatırlatıldı.
Netanyahu'nun o dönemde İran'ı Nazi Almanyası'na benzettiği, Ahmedinejad'ın ise dünya barışı için büyük tehdit olarak sunulduğu belirtilirken, bugün aynı ismin hükümet değişikliği planlarında anılmasının dikkat çekici olduğu vurgulandı.
"NÜKLEER TEHDİT" SÖYLEMİ
Analizde, İran'ın nükleer programının yıllarca İsrail tarafından küresel bir tehdit olarak sunulduğu ifade edildi.
Buna karşın İran'ın eski lideri Ali Hamaney'in nükleer silah geliştirilmesini yasaklayan fetvasına dikkat çekilirken, Batı kamuoyunun bu gerçeği büyük ölçüde görmezden geldiği bildirildi.
Gazze'ye ve Lübnan'a yönelik saldırılar örnek gösterilirken, bölgesel istikrarsızlığın temel kaynağının İran değil İsrail politikaları olduğu belirtildi.
"ASIL TEHDİT TEL AVİV VE WASHİNGTON"
Analizin sonuç bölümünde ise en dikkat çekici değerlendirmeye yer verildi. Yazıda, son 20 yılda İran hakkında oluşturulan tehdidin büyük ölçüde siyasi amaçlarla kullanıldığı belirtilerek, "Bölgesel ve küresel güvenlik için asıl tehdit Tahran değil, Tel Aviv ve Washington'dur" görüşü dile getirildi.