ABD basınına göre, İran'la savaş ABD'nin askeri gücünün çelişkilerini ortaya koydu: Washington yüksek teknolojiye dayalı hava üstünlüğüyle sahada etkili olurken, rejim değişikliği ve nükleer kapasitenin kontrolü gibi stratejik hedeflere ulaşmakta zorlandı. İran'ın asimetrik hamleleri, özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji akışını tehdit etmesi, savaşın ekonomik ve siyasi maliyetini artırırken; sınırlı mühimmat stokları ve siyasi liderliğin hatalı hesapları, ABD'nin uzun vadeli askeri kapasitesi ve stratejik planlamasına dair ciddi soru işaretleri doğurdu.
ABD merkezli The Washington Post'a göre İran'la yaşanan çatışma, Washington'ın askeri kapasitesindeki çelişkileri gözler önüne serdi; yüksek teknolojiye dayalı üstünlük sahada etkili olurken, siyasi hedeflere ulaşmada ciddi sınırlar ortaya çıktı.
The Washington Post'a göre, İran'la savaş, ABD askeri gücünün hem zirvesini hem de kırılgan noktalarını aynı anda ortaya koydu.
28 Şubat'ta başlayan "Destansı Öfke Operasyonu"ndan bu yana ABD ve İsrail güçleri, İran hava savunmasını aşarak 15 binden fazla hedefi vurdu ve bu süreçte doğrudan çatışmada uçak kaybı yaşanmadı. Ancak Suudi Arabistan'da İran füze saldırıları sonucu bazı ABD uçaklarının yerde hasar gördüğü, bazılarının ise dost ateşi ve kazalar nedeniyle kaybedildiği bildirildi.
Buna rağmen hava saldırılarının tek başına stratejik sonuç üretmekte yetersiz kaldığı görüldü. İran'da rejim ayakta kalırken, sertlik yanlısı Mücteba Hamaney'in liderliği devralmasıyla yönetim devam etti. Ayrıca ABD, İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu ele geçirmeyi başaramadı.
KARA GÜCÜ OLMADAN REJİM DEĞİŞİKLİĞİ ZOR
ABD merkezli The Washington Post'a göre, İran'da rejim değişikliği ve nükleer kapasitenin kontrol altına alınmasının en etkili yolu kara harekâtı olarak görülüyor.
Pentagon'un bölgeye 2 binden fazla deniz piyadesi gönderdiği belirtilse de, ABD'nin ağır kayıplardan kaçınma eğilimi nedeniyle geniş çaplı bir işgal ihtimali zayıf görünüyor. İran yönetiminin de bu durumu hesaplayarak hava saldırılarına dayanmayı tercih ettiği değerlendiriliyor.
MÜHİMMAT STOKLARI ALARM VERİYOR
Habere göre, savaşın ortaya çıkardığı bir diğer kritik zafiyet ise mühimmat stoklarının yetersizliği oldu. ABD'nin gelişmiş füze sistemlerine sahip olmasına rağmen üretim kapasitesinin sınırlı olduğu, geçen yıl yalnızca sınırlı sayıda THAAD, hassas vuruş ve Tomahawk füzesi üretildiği aktarıldı.
ASİMETRİK SAVAŞTA İRAN AVANTAJI
The Washington Post gazetesine göre, İran açık çatışmada ABD ile baş edemeyeceğini bilerek asimetrik savaş yöntemlerine yöneldi. Hürmüz Boğazı'nı hedef alan saldırılar, Basra Körfezi'ndeki altyapıya yönelik hamleler ve ABD üslerine yönelik tehditler, savaşın maliyetini artırmayı amaçladı.
İran'ın düşük maliyetli insansız hava araçlarıyla ABD'nin pahalı savunma sistemlerini zorlaması dikkat çekti. 20 ila 50 bin dolar maliyetli İHA'lara karşı milyonlarca dolarlık Patriot füzelerinin kullanılması, sürdürülemez bir denge yarattı.
HÜRMÜZ BOĞAZI KÜRESEL KRİZİ TETİKLEDİ
ABD merkezli gazeteye göre, İran'ın en büyük kozlarından biri Hürmüz Boğazı oldu. Sadece 48 kilometre genişliğindeki bu kritik geçiş noktasına yönelik saldırılar sonucu en az 18 ticari gemi hedef alındı.
Bu gelişmeler küresel petrol akışını neredeyse durma noktasına getirirken, Uluslararası Enerji Ajansı bunu "tarihin en büyük arz kesintisi" olarak nitelendirdi. Petrol fiyatları yükselirken ABD borsasında sert dalgalanmalar yaşandı ve bu durum Washington üzerindeki baskıyı artırdı.
GERÇEKÇİ OLMAYAN STRATEJİLER BENİMSENDİ
Habere göre, savaşın ortaya çıkardığı zafiyetler yalnızca askeri değil, aynı zamanda siyasi. Analizde, ABD başkanlarının uzun süredir orduya ulaşılması zor hedefler verdiği, Irak ve Afganistan örneklerinde olduğu gibi gerçekçi olmayan stratejilerin benimsendiği vurgulandı.