ABD Başkanı Donald Trump'ın İran savaşının sona ermesine ilişkin sürekli değişen açıklamaları, Washington'un stratejisinde ciddi belirsizlik ve güven sorunu yaratıyor. Savaşın süresi, hedefleri ve Hürmüz Boğazı'ndaki rol konusunda çelişkili mesajlar veren Trump'ın söylemleri, hem müttefikler hem de İran nezdinde ABD'nin güvenilirliğini zedeliyor.
ABD merkezli The Washington Post'a göre, Şubat ayı sonlarında İran'daki savaşın başlamasından bu yana ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin stratejisi ve savaşın bitiş süreci hakkında giderek daha çelişkili açıklamalar yaptı. Yönetimin savaşın sona ermesine ilişkin sürekli değişen zaman çizelgesi, tutarsız mesajların en belirgin örneklerinden biri olarak öne çıkarken, bu durum Beyaz Saray içinde dahi düzeltme ihtiyacına yol açtı.
Trump, 21 Nisan'da kırılgan ateşkes anlaşmasını süresiz uzatmadan önce, çatışmanın sona yaklaştığını defalarca dile getirdi ancak net bir yol haritası sunamadı.
SAVAŞIN BİTİŞ SÜRESİ SÜREKLİ DEĞİŞTİ
Washington Post'a göre Trump, 1 Nisan sabahı gazetecilere savaşın üç gün içinde biteceğini söyledi. Ancak saatler sonra yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, İran'a karşı iki ila üç hafta içinde "son derece sert" saldırılar düzenleyeceğini ifade etti. Söz konusu saldırılar ise hiçbir zaman gerçekleşmedi.
Demokrat yönetimlerde savunma bakanlığı ve CIA direktörlüğü yapmış Leon Panetta, başkanın mesajlarını "eşsiz" olarak nitelendirerek, siyasi liderlikte bu denli sürekli değişen gerekçelerin daha önce görülmediğini belirtti.
HÜRMÜZ BOĞAZI KONUSUNDA DA TUTARSIZLIK
Trump'ın açıklamaları yalnızca savaşın süresiyle sınırlı kalmadı, aynı zamanda Hürmüz Boğazı konusundaki söylemlerinde de değişiklikler görüldü. Mart ortasında İran'ı tehdit ederek boğazın açılmasını isteyen Trump, yaklaşık 10 gün sonra bu su yolunun ABD için önemini küçümseyerek petrol ithalatına bağımlı ülkelerin "kendi başlarının çaresine bakması gerektiğini" söyledi. İki hafta sonra ise yeniden sert açıklamalara dönerek İran gemilerine abluka uygulandı.
Habere göre ABD yönetimi daha sonra boğazda mahsur kalan gemilere rehberlik etmek için operasyon başlatırken, İranlı komutan Ali Abdollahi, yabancı silahlı unsurların hedef alınacağını duyurdu.
SAVAŞIN HEDEFİ DE DEĞİŞTİ
Trump yönetimi, savaşın hedefleri konusunda da farklı açıklamalar yaptı. İlk konuşmasında İran rejiminden kaynaklanan tehditleri ortadan kaldırmayı temel hedef olarak gösteren Trump, bir ay sonra rejim değişikliğinin hiçbir zaman amaçlanmadığını ifade etti. Panetta, bu tür çelişkilerin özellikle müzakere süreçlerinde ABD'nin güvenilirliğini zedeleyebileceğini belirterek, İran'ın başkanın açıklamalarına güven duymadığını düşündüğünü söyledi.
YANLIŞ HESAP VE EKONOMİK ETKİ
Suzanne Maloney, çelişkili mesajların arkasında ABD'nin İran'ın küresel ekonomiye etkisini başlangıçta hafife almasının yatabileceğini belirtti. Maloney, Washington'un İran rejiminin hızlı çökeceğini ve çatışmanın kısa süreceğini varsaydığını ancak bunun gerçekleşmediğini ifade etti. Bu nedenle yönetimin söylemlerinde değişiklik yaşandığını vurguladı.
SOSYAL MEDYA ETKİSİ
ABD merkezli Washington Post'a göre Trump'ın mesajlarının kafa karıştırıcı olmasının bir diğer nedeni de iletişim tarzı oldu. ABD Başkanının resmi kanallar yerine sıklıkla sosyal medya üzerinden anlık değerlendirmeler yapması, ABD politikasının net şekilde ortaya konmasını zorlaştırdı.
Washington Post'a göre uzmanlar, askeri yöntemlerin İran'ın kapasitesini zayıflatabileceğini ancak kalıcı çözüm getirmeyeceğini belirtiyor. Maloney, küresel ekonomi açısından ciddi riskler barındıran askeri çözümün belirli bir takvimde başarıya ulaşmasının zor olduğunu ifade ederek, nihai sonucun diplomasiyle elde edilmesi gerektiğini söyledi. Panetta ise İran'ın çok koşullu bir barış anlaşmasına yanaşmasının zor olduğunu belirterek, çözüm için her iki tarafın da taviz vermesi gerektiğini dile getirdi.