İngiltere merkezli The Economist savaşın sonucuna ilişkin dikkat çeken yorumda bulunarak "Savaşın en büyük kaybedeni Donald Trump" dedi. İngiliz basınına göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı başlattığı savaş, nükleer programı durdurma, rejimi değiştirme ve bölgesel güvenliği artırma gibi temel hedeflerde başarısız oldu. Beş haftalık çatışmalara rağmen İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu koruduğu, askeri kapasitesinin önemli bir bölümünü muhafaza ettiği ve Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji piyasalarını etkileyebilecek gücünü sürdürdüğü belirtiliyor.
BBC'ye göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik başlattığı savaşın temel hedefi olan nükleer programı durdurma planı başarısızlıkla sonuçlandı. Kırılgan ateşkes sürerken, Washington'un nükleer alanda somut bir kazanım elde ettiğine dair güçlü bir kanıt bulunmuyor.
NÜKLEER HEDEFLER TUTMADI
Trump geçtiğimiz Haziran ayında İsfahan, Fordow ve Natanz'daki nükleer tesislere düzenlenen saldırılar sonrası İran'ın nükleer kapasitesinin "yok edildiğini" öne sürdü. Ancak beş haftalık savaşın ardından İran'ın, enkaz altında saklandığı düşünülen ve silah yapımına yakın seviyede zenginleştirilmiş uranyum stokunu koruduğu belirtiliyor.
Trump, ABD'nin İran ile birlikte "derinlere gömülmüş nükleer materyalleri çıkarma" konusunda çalışacağını ifade etse de, Tahran yönetimi bu çağrılara direnmeye devam ediyor. Bu konunun, İslamabad'da yapılacak müzakerelerin en kritik başlıklarından biri olması bekleniyor.
REJİM DEĞİŞİKLİĞİ HEDEFİ DE GERÇEKLEŞMEDİ
Trump'ın savaş hedefleri arasında İran'da rejim değişikliği de yer aldı. ABD-İsrail saldırılarının ardından İran halkına yönetimi devralma çağrısı yapan Trump, kısa süre içinde "koşulsuz teslimiyet" talep etti. Ancak bu hedef de gerçekleşmedi. İsrail'in üst düzey isimlere yönelik saldırılarına rağmen, İran'da yönetim ayakta kaldı ve Yüksek Lider Ayetullah Ali Hamaney'in ardından oğlu Mücteba Hamaney halef olarak öne çıktı.
ASKERİ KAPASİTE TARTIŞMALI
ABD'li yetkililer İran'ın füze sistemleri, insansız hava araçları ve askeri altyapısının büyük ölçüde yok edildiğini savunuyor. Ancak sızdırılan istihbarat raporları, İran'ın savaş öncesi askeri envanterinin yaklaşık yarısını hâlâ koruduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, Washington'un sahadaki başarı iddialarını zayıflatıyor.
SAVAŞIN AĞIR FATURASI
Savaş ABD için ciddi bir maliyet doğurdu. Çatışmalarda 13 ABD askeri ölürken yüzlercesi yaralandı. Günlük maliyetin 1 milyar doları aştığı, Tomahawk füzeleri dahil mühimmat stoklarının hızla tükendiği belirtiliyor.
Savaşın iç politikada da Trump'a zarar verdiği ifade ediliyor. Kamuoyu yoklamalarına göre Amerikalıların çoğunluğu savaşı desteklemezken, Cumhuriyetçi Parti içinde bile eleştiriler yükselmeye başladı.
EKONOMİK ETKİLER VE HÜRMÜZ KRİZİ
İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü küresel enerji piyasalarını sarstı. Bu durum ABD'de benzin ve dizel fiyatlarının artmasına, marketlerde ise ciddi fiyat yükselişlerine yol açtı. Artan yaşam maliyetlerinin, yaklaşan ara seçimlerde Trump'ın partisi için siyasi risk oluşturduğu değerlendiriliyor.
MÜTTEFİKLERLE GERİLİM ARTTI
Trump'ın savaş sürecinde müttefiklere yönelik tutumu da ciddi tartışmalara neden oldu. ABD Başkanı'nın, Hürmüz Boğazı'nın açılması için zaman zaman müttefiklerden yardım istemesi, ardından bu çağrıyı geri çekmesi ve bazı ülkeleri "korkaklıkla" suçlaması dikkat çekti. Zaten zayıflayan NATO birliği, İran savaşıyla daha da gerildi. Trump'ın ittifaka yönelik eleştirileri yeniden gündeme geldi.
"DONALD TRUMP SAVAŞIN EN BÜYÜK KAYBEDENİ"
İngiltere merkezli dergi The Economist'e göre, ateşkesin kalıcı hale gelmesi durumunda bu savaşın en büyük kaybedeninin Donald Trump olacağı yorumunda bulundu. Trump savaşın en ikna edici üç amacını -İran'ı dizginleyerek Orta Doğu'yu daha güvenli ve müreffeh hale getirmek; rejimi devirmek; ve İran'ın nükleer güç olmasını tamamen engellemek- gerçekleştirme konusunda yetersiz kaldı.
Ayrıca savaşın bölgesel güvenliği zayıflattığı, İran'ın Körfez'de yeni bir nüfuz alanı oluşturduğu ve Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji akışını tehdit edebilecek konumunu güçlendirdiği belirtiliyor.
NÜKLEER TEHDİT DAHA DA BÜYÜMÜŞ OLABİLİR
ABD ve İsrail'in saldırıları İran'ın nükleer altyapısına zarar vermiş olsa da yaklaşık 400 kilogram yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun hâlâ korunduğu ifade ediliyor. Bu miktarın yaklaşık 10 nükleer silah üretimine yetecek seviyede olduğu belirtiliyor.
Trump, İran'ın bu materyalleri teslim etmesini isterken, Tahran yaptırımların kaldırılmasını talep ediyor. Uzmanlara göre bu durum, İran'ın gelecekte nükleer silah geliştirme motivasyonunu artırabilir.
İSRAİL'E YÖNELİK ALGI DA DEĞİŞTİ
Savaş, İsrail açısından kısa vadede askeri başarı algısı yaratsa da uzun vadede uluslararası kamuoyunda olumsuz sonuçlar doğurdu. ABD'de İsrail'e yönelik olumsuz bakışın yüzde 60'a yükseldiği ve bu oranın geçen yıla göre arttığı belirtiliyor. Bu gelişmenin, İsrail'in uluslararası konumunu zayıflatabileceği değerlendiriliyor.