Yunanistan merkezli Pentapostagma, Türkiye'nin SAHA 2026 fuarında tanıttığı TUFAN kamikaze insansız deniz aracının, Ege ve Doğu Akdeniz'de dengeleri değiştirebilecek yeni nesil otonom deniz harbi konseptinin parçası olduğunu yazdı. Haberde, 50 knot'un üzerindeki hızı, düşük görünürlüklü yapısı, yapay zekâ destekli görev kabiliyetleri ve sürü halinde koordineli saldırı yeteneğiyle öne çıkan TUFAN'ın; liman sızma, kıyı saldırıları ve yüksek değerli deniz hedeflerine yönelik asimetrik operasyonlar için geliştirildiği belirtildi. Pentapostagma, Türkiye'nin hava, kara, su üstü ve su altı alanlarında entegre otonom sistem ekosistemi kurduğunu vurgulayarak, Yunanistan'ın benzer tehditlere karşı acilen insansız deniz aracı (İDA) ve SİHA tedarikine yönelmesi gerektiğini savundu.
Pentapostagma'ya göre Türkiye, yerli sensör, elektronik harp ile komuta-kontrol kabiliyetlerini geliştirirken; otonom hava, kara, su üstü ve su altı sistemlerinden oluşan kapsamlı bir savunma ekosistemini adım adım inşa ediyor.
Habere göre daha önce "Yıldırımhan" kıtalararası balistik füze konsepti ve gelişmiş kabiliyetlere sahip KUZGUN insansız hava aracıyla dikkat çeken Türkiye, bu kez İstanbul'daki fuarında TUFAN kamikaze insansız deniz aracını (İDA) tanıttı.
TUFAN YÜKSEK TEHDİTLİ BÖLGELER İÇİN GELİŞTİRİLDİ
Yunanistan merkezli Pentapostagma'ya göre TUFAN, yüksek tehdit altındaki kıyı ortamlarında insanlı platformların riskini azaltırken aynı zamanda taarruz menzilini artırmak amacıyla tasarlandı. Sistem, otonom deniz harbi ve çok katmanlı deniz saldırı ağlarına yönelik daha geniş kapsamlı dönüşümün önemli parçalarından biri olarak değerlendiriliyor.
Haberde, TUFAN'ın tanıtımının; koordineli saldırılar gerçekleştirebilen, hızlı konuşlandırılabilen ve yoğun şekilde savunulan veya erişimi kısıtlı sularda — özellikle Ege Denizi'nde — sürekli operasyon icra edebilen insansız sistemlere yönelik artan ilgiyi yansıttığı belirtildi. Uluslararası medyada yer alan değerlendirmelere göre TUFAN, tek başına ya da koordineli sürüler halinde görev yapabilen, yüksek patlayıcılı harp başlığı taşıyan bir kamikaze insansız su üstü aracı niteliği taşıyor.
DÜŞÜK GÖRÜNÜRLÜK VE YÜKSEK HIZ ÖNE ÇIKIYOR
Pentapostagma'nın aktardığına göre sistem, radar kesit alanını ve termal izini azaltmayı amaçlayan düşük görünürlüklü bir gövde tasarımına sahip. Bu özelliğin, modern savaş gemilerinin küçük yüzey hedeflerini tespit etmek için giderek daha fazla elektro-optik sensörler, kızılötesi arama-takip sistemleri ve kısa menzilli deniz radarlarına yönelmesi nedeniyle kritik önem taşıdığı ifade edildi.
Genel konfigürasyonun, 2022-2025 yılları arasında Karadeniz'de gerçekleştirilen deniz dronu operasyonlarının ardından ortaya çıkan Batılı ve Ukraynalı konseptleri andırdığı belirtilirken; ASELSAN'ın özellikle otonom görev yönetimi ve dağıtık sürü koordinasyonuna vurgu yaptığı kaydedildi.
Fuarda paylaşılan teknik verilere göre TUFAN'ın 8 metre uzunluğa ve 1,8 metre genişliğe sahip olduğu bildirildi. Benzinli motor ve su jeti tahrik sistemi sayesinde platformun 50 knot'un üzerinde hıza ulaşabildiği ifade edildi. Yaklaşık 200 deniz mili operasyon menziline sahip sistemin; kıyı saldırıları, liman sızma operasyonları ve uzun menzilli keşif görevlerini ana gemi desteğine ihtiyaç duymadan icra edebileceği aktarıldı.
ELEKTRONİK HARBE DAYANIKLI YAPI
Haberde, su jeti tahrik sisteminin saldırının son safhalarında daha yüksek manevra kabiliyeti sağladığı, klasik pervanelere kıyasla dışarıda kalan hareketli parçaların sayısını azalttığı belirtildi. ASELSAN'ın ayrıca TUFAN'ın, NATO'nun insansız deniz sistemleri entegrasyon standardı olan STANAG 4817 ile uyumlu olduğunu açıkladığı ifade edildi.
Pentapostagma'ya göre bu detay, TUFAN'ın yalnızca Türk Deniz Kuvvetleri için değil; daha düşük maliyetli otonom saldırı platformları arayan müttefik ve ortak ülke donanmalarına ihracat amacıyla da konumlandırıldığını gösteriyor. Haberde konseptin; DARPA'nın Sea Hunter programı, ABD Donanması'nın Orta Boy İnsansız Su Üstü Aracı (MUSV) projeleri ile Ukrayna'nın Rus Karadeniz Filosu'na karşı kullandığı patlayıcı yüklü deniz dronları arasında bir yerde konumlandığı yorumu yapıldı. Ancak daha büyük Amerikan sistemlerinden farklı olarak TUFAN'ın, açık denizlerde uzun süreli operasyonlardan ziyade yıpratma ve doygunluk saldırılarına öncelik verdiği vurgulandı.
YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ GÖREV SİSTEMİ
TUFAN; sensör füzyonu, otonom görev planlama, dinamik rota optimizasyonu, engelden kaçınma ve yapay zekâ destekli hedef angajman kabiliyetlerini bünyesinde barındırıyor. Sistemin ayrıca, Küresel Navigasyon Uydu Sistemi (GNSS) iletişiminin karıştırıldığı veya kesintiye uğratıldığı ortamlarda da görev yapabilecek şekilde geliştirildiği ifade edildi. Bu kabiliyetin, Karadeniz ve Doğu Akdeniz'de yaşanan elektronik harp deneyimlerinin ardından daha da kritik hale geldiği belirtildi.
İletişim altyapısında görüş hattı radyo frekans bağlantıları, mesh ağ yapıları, ufuk ötesi uydu haberleşmesi ve 4G/LTE bağlantılarının yer aldığı kaydedildi. Haberde, sistemin yalnızca uzaktan kumandalı patlayıcı yüklü bir araç olmadığı; saldırı veya keşif safhasının son bölümünde belirli ölçüde yerel karar alma kabiliyetiyle hareket edecek şekilde geliştirildiği vurgulandı.
"KLASİK FİLO SAVUNMASINI ZORLAYABİLİR"
Pentapostagma'ya göre TUFAN, operasyonel açıdan asimetrik deniz harbi için optimize edilmiş durumda. Sistemlerin liman tesislerinden veya daha büyük gemilerden denize indirildikten sonra operasyon bölgesine otonom şekilde intikal edebildiği belirtilirken; insanlı ve insansız deniz unsurlarının birlikte kullanıldığı müşterek operasyon konseptlerine de dikkat çekildi. Haberde, 50 knot'un üzerindeki hızlarda ilerleyen düşük görünürlüklü bir deniz dronunun; özellikle sivil deniz trafiği, dalga yansımaları ve kıyı parazitlerinin radar takibini zorlaştırdığı yoğun kıyı ortamlarında klasik savaş gemilerinin reaksiyon süresini ciddi biçimde azaltabileceği ifade edildi.
Koordineli salvo saldırılarında TUFAN benzeri sistemlerin, yüksek değerli savaş gemilerini; nispeten düşük maliyetli saldırı araçlarına karşı pahalı kısa menzilli önleyici füzeler ve yoğun yakın hava savunma mühimmatı kullanmaya zorlayabileceği kaydedildi. Bu yaklaşımın; kütle, dağıtık yapı ve otonominin, sınırlı sayıdaki büyük su üstü savaş gemilerine dayanan geleneksel filo savunma modellerini giderek daha fazla zorladığı yeni nesil deniz harbi anlayışıyla uyumlu olduğu değerlendirmesi yapıldı.
YUNANİSTAN'DA ENDİŞE
Yunanistan merkezli Pentapostagma'ya göre Türkiye'nin hava, kara, su üstü ve su altı alanlarında entegre bir otonom sistem ekosistemi oluştururken aynı zamanda yerli sensör, elektronik harp ve komuta-kontrol kabiliyetlerini geliştirmesi dikkatle takip edilmesi gereken bir süreç. Haberde, Yunanistan'ın kendi savunma sanayisi benzer yetenekleri geliştirene kadar müttefik ülkelerden büyük miktarlarda İDA, SİHA ve kamikaze drone tedarikine "derhal" yönelmesi gerektiği savunuldu. Pentapostagma ayrıca ABD yapımı A-10 Thunderbolt II uçaklarının tedarik edilmesinin de değerlendirilmesi gerektiğini öne sürdü.