Türkiye, Berat Albayrak'ın Hazine ve Maliye Bakanlığı yaptığı dönemde ABD, İsviçre ve İngiltere'de tutulan yaklaşık 350 ton altını yurda geri getirmişti. Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak'ın stratejik adımların ardından Türkiye altın rezervlerini giderek artırırken, dünya genelindeki merkez bankalarının rezervlerinde son 25 asırda yaşanan tercih değişimi dikkat çekti.
Türkiye, küresel şoklara karşı ekonomiyi sağlam tutmak için Berat Albayrak'ın Hazine ve Maliye Bakanlığı döneminde ABD, İsviçre ve İngiltere gibi ülkelerde tutulan altınlarını kademe kademe Merkez Bankası'nın kasasına taşıdı. Berat Albayrak'ın 2018'deki stratejik hamlesi diğer ülkelere örnek oldu. Son 25 yılda rezervlerde altın tercihi giderek hız kazanırken, birçok merkez bankası dolar rezervlerini ilk kez azaltmaya hazırlanıyor.
TÜRKİYE TONLARCA ALTININI GERİ ALDI
Türkiye'nin 120 ton olan altın varlığının yüzde 90'ı 2002'de İngiltere, ABD ve İsviçre gibi ülkelerde tutuluyordu. 2017'de atılan stratejik adımlarla hem rezervler artırıldı hem de yabancı ülkelerde tutulan altınlar Merkez Bankası'nın kasasına girmeye başladı. ABD Merkez Bankası'nda (Fed) saklanan altın miktarı 2016 yılında 28.7 ton iken, 2017'de sıfırlandı. İsviçre'deki Uluslararası Ödemeler Bankası'nda bulunan 18.7 tonluk altın rezervinin tamamı getirildi.
Dünyanın yeni bir soğuk savaş eşiğindeyken yapılan bu hamleyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) eli güçlendi.
Berat Albayrak'ın bakanlık döneminde böylelikle ABD, İsviçre ve İngiltere'de tutulan yaklaşık 350 ton altın Türkiye'ye geri getirilmiş oldu.
ÇEYREK ASIRLIK ŞAŞIRTAN DEĞİŞİM! MERKEZ BANKALARI DOLARDAN KAÇIYOR
IMF verilerine göre, küresel merkez bankalarının rezerv portföylerinde son çeyrek asırda köklü bir değişim yaşandı. 2000 yılından 2025 yılının sonuna kadar olan süreci kapsayan veriler, ABD dolarının küresel rezervlerdeki baskın rolünün kademeli olarak azaldığını, bu süreçte en büyük kazananın ise altın olduğunu ortaya koydu.
DOLARININ PAYI İLK KEZ YÜZDE 40'IN ALTINA GERİLEDİ
Uluslararası ticarette ve finansal piyasalarda ABD doları hâlâ dünyanın bir numaralı rezerv para birimi olma özelliğini korusa da, merkez bankalarının kasalarındaki ağırlığı ciddi oranda kan kaybetti. Verilere göre, 2000 yılında küresel merkez bankası rezervlerinin yüzde 58,7'sini oluşturan ABD doları, 2025 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 19 yüzde puanlık bir düşüşle yüzde 39,6 seviyesine geriledi.
EN BÜYÜK KAZANAN ALTIN
Dolar ve diğer majör para birimlerinden kaçan merkez bankalarının en güvenli liman olarak altına yönelmesi, kıymetli madenin rezervlerdeki payını ikiye katladı. 2000 yılında rezervlerdeki payı yalnızca yüzde 11,4 olan altın, 2025'te yüzde 24,5'e ulaşarak toplam rezervlerin neredeyse dörtte birini oluşturmayı başardı.
Resmi Para ve Finansal Kurumlar Forumu'nun (Official Monetary and Financial Institutions Forum-OMFIF) yayımladığı yeni araştırma, merkez bankalarının ve büyük kurumsal yatırımcıların önümüzdeki yıllarda doların rezervlerdeki ağırlığını azaltmayı planladığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, artan jeopolitik riskler, politika belirsizlikleri ve değişen yatırım eğilimleri rezerv yönetiminde yeni bir dönemin sinyalini veriyor.
DOLAR İLK KEZ REZERVLERDE GÜÇ KAYBEDİYOR
Londra merkezli düşünce kuruluşu OMFIF tarafından hazırlanan araştırmada, merkez bankalarının önümüzdeki 10 yıllık döneme ilişkin rezerv stratejileri değerlendirildi. Ankete katılan kurumların önemli bölümü dolar varlıklarını artırmayı planlamazken, doların rezervlerdeki payını azaltmayı hedefleyenlerin sayısının ilk kez artış gösterdiği belirtildi.
Raporda, Washington kaynaklı politika belirsizlikleri ve küresel jeopolitik risklerin doların rezerv para konumuna ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdığı ifade edildi.
ALTIN VE ALTERNATİF PARA BİRİMLERİNE İLGİ ARTIYOR
Araştırmaya göre merkez bankaları rezervlerini çeşitlendirmek amacıyla altın ve alternatif para birimlerine yöneliyor. Ankete katılan merkez bankalarının yüzde 82'si halihazırda altın rezervi bulundururken, katılımcıların net yüzde 30'u önümüzdeki bir ila iki yıl içinde altın alımlarını artırmayı planlıyor.
Norveç kronu, Yeni Zelanda doları ve İngiliz sterlini gibi alternatif para birimleri de rezerv çeşitlendirmesinde öne çıkan varlıklar arasında yer alırken, euro ve Çin yuanı da uzun vadeli rezerv stratejilerinde önemini koruyor.
GELİŞMEKTE OLAN PİYASALARA İLGİ GÜÇLENİYOR
Rapora göre kamu fonları ve kurumsal yatırımcılar, altyapı, gayrimenkul ve diğer fiziki varlıklara yönelik yatırımlarını artırmayı planlıyor. Ankete katılan fonların yaklaşık yüzde 38'i gelişmekte olan ülkelerdeki yatırımlarını artırmayı hedeflerken, bu oran geçen yıl yüzde 27 seviyesindeydi.
Buna karşılık gelişmiş ekonomilere yönelik yatırım iştahının zayıfladığı görülürken, ABD ve Çin teknoloji odaklı büyüme potansiyeli sayesinde yatırımcıların ilgi odağındaki konumunu koruyor.