ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattıkları ve karşılıklı saldırılarla devam eden bölgesel gerilimin ardından Brent petrolün varil fiyatı kısa sürede artarak 100 doları geçti ve bu durum, küresel enerji piyasalarında son yarım yüzyılda yaşanan krizleri yeniden gündeme taşıdı.
Küresel çapta petrol arzı sıkıntıları ve petrol fiyatlarının yükselmesinin etkisi, özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası petrole dayalı ekonomilerin güç kazanmasıyla ve sanayileşmenin hızlanmasıyla daha da hissedilebilir hale geldi.
Bu duruma son örnek olarak ABD ve İsrail'in 28 Şubat sabahı İran'a yönelik başlattıkları ve karşılıklı saldırılarla devam eden bölgesel durumdan dolayı petrol fiyatlarının yükselmesi, benzinliklerde metrelerce kuyruk oluşmasına, bazı ülkelerde belirli günlerde uzaktan çalışma modeline geçilmesine ve daha birçok önlem alınmasına yol açtı
1 - 1973 Yom Kippur Savaşı
6 Ekim 1973'te Mısır ve Suriye liderliğinde Arap ülkeleri İsrail'e bir saldırı başlattı. Yom Kippur Savaşı olarak bilinen bu savaş sonrasında patlak veren ilk büyük petrol krizi, Arap ülkelerinin İsrail'i destekleyen Batılı ülkelere karşı siyasi ve ekonomik bir tepki olarak petrol ihracatını kısıtlama kararı almasıyla başladı.
17 Ekim 1973'te, Arap Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütüne (OAPEC) üye ülkeler, petrol fiyatlarını yüzde 70 artırarak, aylık yüzde 5 üretim kesintisi yaparak ve ABD'ye petrol sevkiyatını yasaklayarak misillemede bulundu. Hollanda, Portekiz ve Güney Afrika da İsrail'e diplomatik ve askeri destek sağlama rolleri nedeniyle hedef alındı.
O dönemde Orta Doğu, dünya petrol üretiminin yaklaşık yüzde 36'sını karşılıyordu ve ambargo, dünyayı günde yaklaşık 4,5 milyon varil petrol açığıyla karşı karşıya bıraktı.
Bu süreçte Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyesi ülkelerin üretimi kısmasıyla küresel petrol arzı kısa sürede yaklaşık yüzde 7 daraldı.
Arzın hızla azalmasına karşılık talebin sabit kalması, petrol fiyatlarının kısa sürede 3-4 dolar civarından 11-12 dolar civarına kadar yükselmesine neden olurken özellikle ABD ve Avrupa'da enerji tedarikinde aksaklıklara sebep oldu, benzin istasyonlarında uzun kuyruklar oluştu ve birçok ülke enerji tüketimini sınırlamaya yönelik politikalar uygulamaya başladı.
Bu kriz aynı zamanda sanayileşmiş ülkelerde ekonomik büyümenin yavaşlamasına, enflasyonun yükselmesine ve "stagflasyon" olarak tanımlanan hem durgunluk hem de fiyat artışının birlikte yaşandığı bir ekonomik tabloya yol açtı, bunun sonucunda enerji arz güvenliği konusu devletlerin uzun vadeli stratejileri arasında öncelikli bir başlık haline geldi
Bu senaryoda o dönem ABD'de benzin fiyatları bir yıl içinde yüzde 40'tan fazla artarken Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) üye ülkelerinde enflasyon oranları çift haneye yükseldi.
2- 1979 İran Devrimi
1979 yılında İran Devrimi ile ortaya çıkan ikinci büyük petrol krizi ise İran'da yaşanan siyasi dönüşüm sürecinde petrol üretiminin önemli ölçüde sekteye uğraması ve ihracatın azalması nedeniyle küresel arzda yeni bir daralma yaşanmasıyla tetiklendi.
Arzda yaşanan bu kesinti ve panik alımlarıyla birlikte petrol fiyatları hızla yükselirken 1979-1980 döneminde varil fiyatı yaklaşık 15 dolardan 39 dolara çıkarak iki kattan fazla artış gösterdi.
Aynı dönemde enerjiye bağımlı ekonomilerde büyüme hızının yavaşladığı, tüketim ve yatırım kararlarının olumsuz etkilendiği ve küresel ölçekte ekonomik belirsizliğin arttığı kaydedildi.
3- 1990'da Irak'ın Kuveyt'i işgali
Kuveyt'in 1990'da Irak tarafından işgali ile başlayan petrol krizi ise her iki ülkenin toplam petrol üretiminin önemli ölçüde kesintiye uğrayabileceğine yönelik beklentilerin piyasada güçlü bir arz riski algısı oluşturması ve bu algının kısa sürede fiyatlara yansımasıyla ortaya çıktı.
1991'de başlatılan Körfez Harekatı sürecinde Kuveyt'te 600'den fazla petrol kuyusunun aylarca yanması küresel arzın toparlanmasını geciktirdi.
4 - 2008 Küresel ekonomik kriz
2008 yılında yaşanan petrol fiyat artışı ise önceki krizlerden farklı olarak doğrudan bir arz kesintisinden ziyade, küresel ölçekte artan enerji talebi ve finansal piyasalardaki hareketlilikten kaynaklanmış, özellikle gelişmekte olan ekonomilerde sanayileşme ve büyümenin hızlanması petrol talebini yukarı yönlü etkilemişti.
Aynı dönemde emtia piyasalarına yönelik yatırım ilgisinin artması ve finansal spekülasyonların güçlenmesi de fiyatlar üzerinde ek baskı oluşturdu ve petrol fiyatları varil başına 140 dolar seviyesini geçerek tarihi bir zirveye ulaştı.