Tayvan ve Çin arasında çok uzun yıllardır devam eden gerginlik çoğu zaman ekonomik ambargolarla derinleşti. Çin, Tayvan üzerindeki egemenlik iddiasından vazgeçmezken Tayvan kendini ayrı bir bölge olarak görüyor. İki farklı yönetim arasındaki zıtlaşmalar, tedarik zincirinden bir halkanın kopmasına neden olabilir.
ANANAS TİCARETİ VE ÇİN TAYVAN İLİŞKİLERİ
Çin ve Tayvan arasındaki ilişikler tarihsel süreçler içinde şekillendi. Çin'den Tayvan Boğazı yoluyla ayrılan Tayvan, Pekin'den çok daha farklı bir yönetim anlayışına sahip. Uzun yıllar Japonya hakimiyeti altında kalan Tayvan adası küresel ekonomide sarsılmaz bir yerde. Çin tarafı ise adayı hiçbir zaman yönetmemiş olmasına rağmen kendine ait görüyor ve adanın ABD ile olan ilişkileri Çin için büyük bir tehdit oluşturuyor.
Tayvan ve Çin arasında süregelen anlaşmazlıklar ve Pekin'in hak iddiaları ekonomik ambargolarla şiddetini artırdı. Tayvan tarım ekonomisinin en önemli ürünlerinden olan ve büyük çoğunluğu Çin tarafından satın alanın ananasın ithalat ve ihracatına geçici olarak ambargo uyguladı. Çin teknolojik hamleler üzerinden de Tayvan'a bazı saldırılar gerçekleştiriyor. Tayvan tarafından yapılan açıklamalara göre, Çinli bilgisayar korsanları hükümet kurumlarını hedef alan siber saldırılar düzenliyor.
Pekin, ticari ve sosyal ilişkilerini devam ettirdiği Tayvan'a yönelik genellikle yıldırma taktikleri uygularken son dönemlerde yaşanan askeri tatbikatlar kafalarda soru işaretlerine neden oldu. Çin'in dünya ekonomisindeki yeri ve Tayvan'ın çip üretimindeki konumu düşünüldüğünde olası bir çatışma tüm dünyanın gündemi olur.
TEDARİK ZİNCİRİNE TEHDİT
Tayvan Boğazı, Çin, Japonya ve Güney Kore ticareti kadar Avrupa içinde hayati öneme sahip. Tayvan Boğazını da içine alan güzergâh dünya çapında imalat ürünlerinin taşınması noktasında kritik bir nokta. 2022 yılında boğaz dünyanın en büyük gemilerinin oluşturduğu küresel filonun yüzde 88'ini içeren küresel filonun yarısını taşıdı. Japonya'nın ithalatının neredeyse üçte biri ve Güney Kore'nin ithalatının da neredeyse üçte biri bu boğazdan geçmektedir. Japonya'nın ham petrolünün çoğu ve Kore'nin ham petrolünün üçte ikisi, Tayvan'dan geçen rotalar üzerinden Orta Doğu'dan gelmektedir.
Bu noktada Çin ile Tayvan arasında gerçekleşecek bir çatışma ya da Çin'in Tayvan'a girmesi küresel tedarik zincirlerini tehdit eden bir sürece dönüşebilir. Öte yandan yine tehdit altındaki bölgenin önemli alanlarından biri olan Güney Çin Denizi'ndeki yıllık 3,9 trilyon sterlinlik ticaret hacmini de tehlikeye atabilir. Ekonomi ve Barış Enstitüsü'nün raporuna göre, Çin'in Tayvan'ı tam ölçekli işgali küresel ekonomik çıktıyı %2,8'e kadar azaltabilir.
500 MİLYAR DOLARLIK KAYIP ORTAYA ÇIKABİLİR
Tayvan'ı dünya ticaretinde önemli kılan başka özelliği yarı iletken pazarının büyük bölümünü elinde tutması. Mordor Intelligence tarafından yayımlanan rapora göre, Tayvan yarı iletken pazarının büyüklüğü 2025 yılında 35,55 milyar ABD doları olurken 2030 yılına kadar bu büyüklüğün 51,88 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Ada, dünyanın en gelişmiş çiplerinin yüzde 90'ını üreterek yapay zeka alanında küresel talebin büyük bir bölümünü karşılıyor.
Öte yandan Tayvan, Apple ve Google gibi küresel devlerin yarı iletken ihtiyaçlarını da karşılıyor. Bu alanda yaşanabilecek herhangi bir tedarik sıkıntısı elektrikli araçlardan cep telefonlarına hatta buzdolabı üretimine kadar pek çok aksaklıklara neden olabilir. Yaşanabilecek çip kıtlığı maliyetlerin artmasına elektronik üreticileri için tahmini 500 milyar dolarlık bir kayba yol açabilir.