Elektrikli araçlar, yapay zekâ altyapıları ve temiz enerji teknolojileri, kritik minerallere yönelik talebi tahminlerin de ötesinde artırırken; arz tarafındaki coğrafi yoğunlaşma stratejik riskleri derinleştiriyor. İstanbul'da düzenlenen OECD Kritik Mineraller Forumu'nda özellikle Çin'in rafinaj ve işleme kapasitesindeki dominant konumu, masaya yatırıldı.
Forumda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, yakında Türkiye'nin Kritik Ham Maddeler stratejisini resmi olarak açıklayacaklarını söyledi.
Bayraktar, kritik mineraller ve nadir toprak elementlerin temiz enerji yanı sıra dijital altyapı, geliştirilmiş üretim ve savunma için vazgeçilmez hale geldiğini söyledi. Bayraktar, Türkiye'nin kurulu elektrik gücünün yüzde 62'sinden fazlasının yenilenebilir kaynaklardan oluştuğunu belirtti. Öte yandan şebeke entegrasyonunu ve sistem esnekliğini güçlendirmek için yaklaşık 40 gigavatlık Yüksek Gerilim Doğru Akım (HVDC) iletim hattı inşasını da planladıklarını ifade eden Bayraktar, "Bunlar yapısal dönüşümü temsil ediyor ve bunun kalbinde kritik mineraller yatıyor" diye konuştu.
BEYLİKOVA DEVLER LİGİ'NDE
Bayraktar, bu vizyonun 2025 Kritik ve Stratejik Mineraller Raporu'nda ana hatlarıyla anlatıldığını anımsatarak, "Yakında Türkiye'nin kapsamlı Kritik Ham Maddeler stratejisini resmi olarak açıklayacağız. Beylikova nadir toprak elementleri projesi bu stratejinin temel taşı. Beylikova'nın dünyadaki en büyük nadir toprak elementleri yataklarından biri olduğuna inanıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin bir değer zinciri kurduğuna işaret eden Bayraktar, Eti Maden'in ortaklarıyla bunun için çok yoğun şekilde çalıştığını belirtti. Bayraktar, Beylikova'daki pilot tesisin faaliyette olduğunu vurgulayarak, "Ayırma ve işleme kabiliyetlerini içerecek endüstriyel ölçekli üretime doğru ilerliyoruz. Rüzgar türbinleri ve elektrikli araç motorlarındaki kalıcı mıknatıslar için gerekli olan nadir toprak oksitlerini üreteceğiz" dedi.
TALEP DÖRT KAT ARTTI
Forumun açılışında konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise, "Kritik mineraller artık küresel ticaret mimarisinin merkezinde yer alıyor. Son 10 yılda lityum talebinin 4 kat artması, nadir toprak elementleri ve kobaltta ise 2 katlık yükseliş; yeni dönemin rekabet parametrelerini net biçimde ortaya koyuyor" dedi.
Ancak arz tarafındaki yoğunlaşmanın dikkat çekici olduğunu belirten Bolat, Kobalt üretiminin yüzde 70'inin Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde, nikelin önemli bölümünün Endonezya ve Filipinler'de, lityumun ise Avustralya-Şili- Arjantin hattında toplanmasının; küresel tedarik zincirlerinde ciddi bir risk yarattığını vurguladı.
20 MADENİN 19'U ÇİN RAFİNERİLERİNDE
OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann da değerlendirmesinde, Çin'in yaklaşık 20 kritik mineralin 19'unda yüzde 70'e varan rafinaj kapasitesine sahip olduğunu belirtti. Cormann, "Bu durum, arz güvenliğini jeopolitik risklerle doğrudan ilişkilendiriyor. Talep projeksiyonları ise çarpıcı. 2020'de 10 milyon ton olan kr-i tik mineral ihtiyacının 2040'ta 34 milyon tona çıkması; özellikle lityumda 13 kat artış beklentisi var" dedi.