Son dakika haberi: Sosyal medya platformlarında her geçen gün yeni bir skandal yaşanıyor. Geçtiğimiz günlerde Instagram'a kayıtlı 17,5 milyon kullanıcının verisi çalınarak Dark Web'e (karanlık ağ) aktarılmasının ardından sosyal medya platformlarının güvenliği nasıl tehdit ettiği bir kez daha gündeme geldi.
2024'te Türkiye'den 158 milyar lira gelir elde eden bu sosyal medya platformları, kişisel verilerin sistematik biçimde toplandığı, işlendiği ve farklı amaçlarla kullanılan dijital yapılara dönüştü. İsimlerden telefon numaralarına, konum bilgilerinden alışkanlıklara kadar uzanan bu veri havuzu, kullanıcıların bilgisi ve rızası dışında üçüncü tarafların eline geçerek doğrudan hedefleme, manipülasyon ve yönlendirme faaliyetlerinde kullanılıyor. Ortaya çıkan tablo ise açık bir milli güvenlik sorununa işaret ediyor.
VERİLERİMİZ SATILIYOR
Google, Instagram, WhatsApp, YouTube, Facebook, TikTok ve X gibi platformlara, 2024 yılında Türkiye'den reklam aracılığıyla yaklaşık 158 milyar TL aktarıldı.
Türkiye'de reklam pastasının yüzde 74'ünü ele geçiren sosyal medya platformları, kazançlarına rağmen Türkiye'nin siber güvenliği ve kullanıcıların bilgilerini koruma anlamında hiçbir adım atmadı. Instagram'daki son veri sızıntısının tehlikeli boyutlarını uzmanlar SABAH'a yorumladı.
ARGÜMANLAR DEĞİŞTİ
Güvenlik Uzmanı İbrahim Keleş, cebimizde taşıdığımız cep telefonlarındaki sosyal medya platformlarını güvenlik perspektifinden değerlendirdi. Keleş, "Günümüzde savaşlar artık sadece silahla yapılmıyor.
Ekonomi, silah ve nüfus nasıl milli güç sayılıyorsa bilgi de buna dahil oldu. Toplumu yönlendiren sosyal medya platformları birer savaş makinesine dönüştü" dedi.
Sosyal medyanın manipülasyon ve algı operasyonlarında nasıl kullanıldığıyla ilgili de bilgiler aktaran Keleş, "Özellikle son günlerde İran'da yaşanan kitle hareketlerinin yönlendirilmesinde sosyal medya platformlarının ne kadar etkili olduğunu görüyoruz.
Geçmişte Gezi Parkı olaylarında da bu platformların toplumu yönlendirme gücüne hep birlikte şahit olduk" dedi. Keleş, esas çözümün ise kendi sosyal medya platformlarımızı güçlendirmek olduğunu altını çizdi.
META SİYONİZM'İN BİR NUMARALI DESTEKÇİSİ
WhatsApp, Facebook ve Instagram'ı bünyesinde barındıran Meta, İsrail'in Gazze'de yürüttüğü soykırımın en büyük destekçilerinden biri olarak ön plana çıkıyor. Daha önce soykırım hakkında paylaşım yapan hükümet yetkililerinin dahi gönderilerini kaldıran Meta, çıkarlarıyla örtüşmeyen konularda dilediği gibi sansür uyguluyor.
DEVLETLER KADAR GÜÇLÜ OLDULAR
Kastamonu Üniversitesi Yapay Zeka Çalışmaları Koordinatörü Sosyolog Prof. Dr. Tunay Kamer, bu platformların belki birer devlet olmadıklarını ancak devlet kadar güçlü birer aktör olduklarına dikkat çekti. Kamer, "Çünkü hesap vermeden güç kullanabiliyorlar.
Meta gibi şirketler artık sadece teknoloji şirketi değil, tamamen siyasi bir aktör. İş hesap vermeye gelince birden 'Biz özel şirketiz' durumuna dönüşüyor. Şeffaflık yoksa güvenlik de yoktur. Bugün sessiz kalınırsa yarın aynı döngü devam eder. Bu duruma artık dur denilmesi gerekiyor" diye konuştu.
FARKINDA OLMADAN İZİN VERİYORUZ
Sosyal Medya Uzmanı Ufuk Karakullukcu, "17,5 milyon kişinin bilgileri Dark Web'de satışa çıktı. Kullanıcıların kişisel bilgilerinin yer aldığı veri tabanlarının alınıp satıldığını görüyoruz. Kişisel bilgiler artık birer meta gibi işlem görüyor. Kötü niyetli kişiler bu verilerden yola çıkarak daha kapsamlı çalışmalarla milli güvenliği dahi tehdit edecek hazırlıklar yapıyor. Farkında olmadan tüm veri işlemelerine izin veriyoruz. Ortalama bir uygulama yaklaşık 240 farklı veri işliyor ve çoğu zaman bu verilerin neden toplandığını dahi bilmiyoruz" dedi.

