Türkiye, usta sanatçı Volkan Konak'ı 31 Mart'ta sahnede geçirdiği kalp kriziyle kaybetmişti. Hayranları bu ani vedaya hala alışamazken, en büyük acıyı Volkan Konak'ın eşi Selma Konak ve çocukları yaşamıştı.
Rahmetli eşini her fırsatta anmaya devam eden Selma Konak, yaptığı paylaşımlarla sevenlerini hüzünlendirmeyi sürdürüyor.
"SENİ ANLAMSIZCA ÖZLÜYORUM"
Konak, son olarak eşiyle yıllar sonra hayalini kurdukları düğünden bir kareyi paylaştı. Duygularını ise şu sözlerle dile getirdi: "Seni anlamsızca özlüyorum… Korkunç, derinden ve sonsuz."
"SENSİZLİK BÜYÜK MESELE"
Rahmetli eşinin bir videosunu paylaşan Konak, "Sensizlik büyük mesele Volkan'ım" notunu düştü. Selma Konak paylaşımıyla takipçilerini hüzne boğdu.
Selma Konak geçen günlerde de eşiyle olan bir fotoğrafını yayınlayarak, şu notu yazmıştı: "Kavuşmaların en ağırdır, kaybettiğimizi rüyada görmek..."
ÖLÜM HABERİNİ NASIL ALDIĞINI ANLATMIŞTI...
Selma Konak, 35 yıllık eşinin ölüm haberini nasıl öğrendiğini ise ilk kez anlatmıştı:
"Telefon çaldığında içimde bir şey koptu. Volkan'a bir şey olduğunu biliyordum. Hastaneye vardığımda kalp masajı yapıyorlardı. İçeri giremedim ama duvarın arkasında dua ediyordum. Yalvardım, 'Ne olur dön' dedim ama dönmedi."
Bu acının ardından hayatla bağının kopma noktasına geldiğini de itiraf eden Konak, günlerce yemek yemediğini, dış dünyayla ilişiğini kestiğini anlatıyor: "Ben onun karısıydım, yoldaşıydım… Onsuzluk hâlâ kabus gibi. Sadece vücudum burada, ruhum onunla birlikte gitti" cümleleriyle oldukça dikkat çekti.
"ÖLÜMSÜZ BİR AŞK"
Selma Konak, eşiyle olan ilişkilerini ise "ölümsüz bir aşk" olarak tanımladı. "Biz birbirimizi tüketmedik, yormadık, yıpratmadık. Kimse bizim sevgimizi anlayamadı. Belki de bu yüzden bu kadar güzeldi."
"Yokluğu gerçekten çok zor. Çok üzülüyorum ama bu üzüntü böyle geçmez. Yani ölene kadar artık içimde kanayan bir yara var. Kanaması belki duruyor ama yara asla kabuk bağlamıyor. Hani en ufak bir dokunmada o acı tekrar tekrar yanıyor. Volkan'sız hayatı öğrenmeye çalışıyorum ama çok zor. En zor ödevi belki de hayatımın"
Selma Konak'ın tek tesellisi ise yine eşi Volkan Konak'ın şarkıları. Konak; "Şarkılarını dinleyince onun nefesini hissediyorum. Bu dünyada onun gibi bir adam bir daha gelmez" cümleleriyle hayata nasıl tutunduğunu anlattı.
Karadeniz müziği ile özdeşleşen usta sanatçı, çocukluk yıllarını doğup büyüdüğü Maçka'da geçirmişti. Karadeniz'in doğası ve kültürü, onun sanatsal kimliğinin şekillenmesinde büyük rol oynamıştı.
Müziğe ve sanata olan ilgisi daha küçük yaşlarında gözlerinden okunuyordu Konak'ın. Lise eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul'a gelmiş ve Türk Musikisi Devlet Konservatuarı'ndan mezun olmuştu.
1980'li yılların sonlarında profesyonel müzik kariyerine adım atan Volkan Konak, 1989 yılında ilk albümü olan "Suların Horon Yeri" ile müzik dünyasına giriş yapmıştı. Albüm, Karadeniz müziğinin geleneksel yapısını modern düzenlemelerle harmanlayan bir çalışma olmasıyla büyük bir ilgi çekmişti.
"Kuzeyin Oğlu" Volkan Konak'ın hem doğduğu topraklara duyduğu bağlılığını hem de sanatına Karadeniz ruhunu yansıtmasını ifade eden bir unvan olduğundan, yıllardır halk arasında bu lakap ile bir mahlas edinmiştir.
1992 yılında Selma Konak ile bir ömür beraberliğe evet demiş, lakin düğün yapamamışlardı.
YILLAR SONRA HAYALLERİNİ GERÇEKLEŞTİRDİLER
Volkan ve Selma Konak çifti, evliliklerinin ilk yılında yapamadıkları düğünü 2023 yılında evlilik yıl dönümlerinde yaparak, hayallerini gerçekleştirmişti.
ACI GERÇEK SEVENLERİNİ YASA BOĞDU
Sahnede fenalaşarak yere düşen Konak'ın hastaneye ulaştırıldığında ölü olduğu açıklanmıştı. Usta sanatçı, memleketi Trabzon'un Maçka ilçesindeki törenle defnedilmişti.
Henüz 58 yaşında hayata gözlerini yuman Türk müziğinin önemli isimlerinden biri olan Volkan Konak'ın vefatı, sevenlerini yasa boğdu.
GENÇ YAŞTA VEFATIYLA DERİN ÜZÜNTÜ YARATAN BİR DİĞER İSİM: UZAY HEPARI
1969 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Heparı, adını Ay'a ilk ayak basılan günden alıyordu. Müzikle tanışması küçük yaşlarda oldu. Halası Ova Sünder'in yönlendirmesiyle klasik müzik eğitimi aldı. Ancak Heparı'nın müziğe yaklaşımı akademik kalıpları aşan, duygusal ve sezgiseldi. Bu nedenle zaman zaman konservatuvar disiplinine ayak uydurmakta zorlandı. Buna rağmen İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü'nden başarıyla mezun oldu.
POP MÜZİĞE "VİRTÜÖZ" ELİ DEĞDİ
1980'li yılların sonunda Garo Mafyan'ın İstanbul Gelişim Orkestrası'na katılan Heparı, bu dönemden itibaren pop müziğe yöneldi. Elektronik klavyeyle klasik müzik geçmişini sentezleyerek bambaşka bir tarz geliştirdi. 1989'da Zuhal Olcay'ın Küçük Bir Öykü Bu albümünde piyanist olarak yer aldı.
Asıl çıkışını ise 1990'lı yılların başında Sezen Aksu ile yaptı. Aksu'nun "Deli Kızın Türküsü" albümünde hem piyanist hem aranjör olarak çalışan Heparı, kısa sürede sektördeki en yetenekli müzik adamlarından biri olarak anılmaya başlandı. Ardından Levent Yüksel'in "Med Cezir", Sertab Erener'in "Sakin Ol!", Aşkın Nur Yengi'nin "Hesap Ver" gibi albümlerde kilit rol üstlendi.