90'lı yıllardan itibaren 'Kalbim Yaralı' ve 'Vurgunum' gibi eserleriyle Türk müzik tarihinde silinmez izler bırakan Murat Göğebakan, sadece sanatı ile değil, hayatındaki trajik olaylarla da derin bir iz bıraktı. Genç yaşta kansere yenik düşen ve ölümüyle tüm Türkiye'yi yasa boğan sanatçının, doğumundan itibaren peşini bırakmayan o hüzün dolu serüveni bugün bile yürekleri sızlatıyor. İşte detaylar...
Türk rock ve Anadolu rock müziğinin en derin, en içten seslerinden biri olan Murat Göğebakan, duygusal şarkıları ve güçlü sahne performanslarıyla milyonların kalbinde taht kurmayı başardı.
"Ay Yüzlüm", "Vurgunum" ve "Ben Sana Aşık Oldum" gibi eserleriyle müzik dünyasına damga vuran sanatçı, 10 Ekim 1968 yılında Hatice ve Hasan Göğebakan çiftinin çocukları olarak Adana'da dünyaya geldi. Annesinin ona hamileyken apandisit ameliyatı olmasıyla sağ ayağının aşığı gelişmediğinden engelli olarak dünyaya geldi.
"Sevgi Adamı" lakabıyla sevenlerinin gönlünde özel bir yer edinen Göğebakan, anne ve babasının Almanya'daki işleri nedeniyle çocukluğu Adana ve Almanya arasında geçirdi ve müzik tutkusunu erken yaşlarda keşfetti.
"OĞLUM KANSERİ YENDİ AMA İHANETİ YENEMEDİ!"
Ünlü şarkıcı Murat Göğebakan'ın annesi Hatice Göğebakan, oğlunun 2014 yılında vefat etmesinden sonra boşanma konusuna ilişkin açıklama yaptı. Açıklamasında "Oğlum kanseri yendi ama ihaneti yenemedi, eşi Sema Bekmez'in hasta yatağında ihanetini öğrenince tedaviyi reddetti, ölümü seçti" ifadelerini kullandı.
İki yıl süren yoğun tedavinin ardından 2010 yılında sağlığına kavuşsa da, hastalık 2013'te tekrar nüksetti. Lösemiyle mücadelesine devam eden sanatçı, 24 Temmuz 2014'te rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı ve 31 Temmuz 2014'te, 46 yaşında İstanbul'da hayatını kaybetti. Ölüm nedeni, lösemiye bağlı ani kalp durması olarak açıklandı.
Müziğe ortaokul yıllarında mandolin çalarak başlayan ve ortaokul ve liseyi Hopa'da okuyan Koyuncu, üniversite sınavında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni kazandıktan sonra İstanbul'a taşındı.
Üniversitede bir sene eğitim gördükten sonra okuldan ayrılan Koyuncu'nun müzik hayatı 1992 yılında başladı. Kurduğu müzik gruplardan sonra yalnız devam etmeyi seçen Koyuncu, 2001 yılında ilk solo albümünü yayınladı.
Farklı dillerde şarkılar barındıran albümde Lazca, Megrelce, Hemşince, Gürcüce ve Türkçe şarkılar yer alıyordu. "Gülbeyaz" dizisi için yaptığı müziklerle daha geniş kitlelere ulaşmaya başlayan Kazım Koyuncu, Karadeniz turnelerinin ardından ülkenin pek çok farklı yerinde de konser vermeye başladı.
"ONU YANINA AL"
Koyuncu, 2005 yılında hayatını kaybetmeden hemen önce, grubunun kemençecisi Selim Bölükbaşı'nı Volkan Konak'a emanet ettiği öğrenildi.
"Bak burada Selim var, benim altı yaşımdan beri arkadaşım. Grubumda kemençe ve tulum çalardı. Artık gözlerimi kapatıyorum. Bu çocuğa sahip çık, onu yanına al"
Kazım Koyuncu'nun ölümünün ardından Selim Bölükbaşı, Volkan Konak ile birlikte müzik kariyerine devam etti ve yıllarca Volkan Konak ile sahnelerde yerini aldı. Ancak Konak'ın ölümünden sonra Selim Bölükbaşı, tıpkı Kazım Koyuncu gibi yakın dostu olan Konak'ı kaybetmenin acısını derinden yaşadı.
Müziğe ve sanata olan ilgisi daha küçük yaşlarında gözlerinden okunuyordu Konak'ın. Lise eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul'a gelmiş ve Türk Musikisi Devlet Konservatuarı'ndan mezun olmuştu.
1980'li yılların sonlarında profesyonel müzik kariyerine adım atan Volkan Konak, 1989 yılında ilk albümü olan "Suların Horon Yeri" ile müzik dünyasına giriş yapmıştı. Albüm, Karadeniz müziğinin geleneksel yapısını modern düzenlemelerle harmanlayan bir çalışma olmasıyla büyük bir ilgi çekmişti.
Daha o zamanlarda yayınlanmasına rağmen, albümde yer alan "Cerrahpaşa", "Efulim", "Mimoza Çiçeğim" gibi şarkılar hala müzik severlerin severek dinlediği şarkılarındandır.