SÜKUN IŞITAN
Geçen yıldan bol ödüllü Medea Material'ın yanı sıra bu sezon yine Ayşe Emel Mesci'nin sahneye koyduğu Faust ile sahneye çıkıyorum. Seyirciden büyük beğeni geldi. İstanbul turnesindeyiz. Biletlerimiz biraz çabuk tükeniyor. 13 ve 14 Mart'ta AKM'de olacağız bekleriz. Oyun 3 saat sürüyor, bu çağın seyircisi için zor ama korkarak gelenler bile zamanın çabuk geçtiğini söylüyorlar. Klasikler çabuk anlatılacak eserler değil.
Tiyatronun dijitalle sınavı. Goethe, Faust'u 18 yaşında başlamış 83 yaşında bitirmiş. 60 yıl içinde yazılmış. Bir insan hayatının tüm dönemlerinde bir yaşamın nereden nereye gittiğini anlatıyor. Eserin tamamı oynansa 15 saat sürüyor. Şeytanla Faust arasındaki mücadele anlatılıyor. İnsanın gençliğinden yaşlılığına kadar geçen süre içinde nerelerde neden yenildiğini anlatmaya çalışmış. En son 1949 yılında Devlet Tiyatrolarında oynanmış.
'ÇOCUK TİYATROSU ÇOK ÖNEM VERDİĞİMİZ BİR KONU'
Geçen yıl Medea Material oyunundaki performansımla Afife Jale Tiyatro Ödülleri'nde dahil birçok ödül aldım. Oyun da aynı şekilde pek çok ödül töreninde karşılık buldu. Çok şey öğrendiğim bir oyun oldu. Keyifli bir süreç oldu benim için. Bu oyun anlaşılır mı diye endişem vardı, ama yönetmenimiz Ayşe Emel Mesci herkes anlayacak özellikle gençler dedi.
5 yaşında tiyatroya gittim. "Bir Şeftali Bin Şeftali" diye oyundu. Çok sevdim. Oyun bitince anneme gidip ben şeftali olacağım dedim. Aradan yıllar geçti. O oyunu izlediğim yerde Ankara Sanat Tiyatrosu'nda tiyatroya başladım. 5 yıl orada oynadım. İlk tiyatro izlediğim sahneye oyuncu olarak çıktım. İdari görevim sebebiyle şunu söyleyebilirim Devlet Tiyatrosu olarak en önemsediğimiz konu çocuk tiyatrosu. Biz yarının seyircilerini yetiştirdiğime bilinciyle son üç yılda repertuvarımızı geliştirdik. Ne kadar küçük yaşta bu kültürü verirsek o kadar olumlu sonuç alırız. Dünyada örneği olan ama bizim geç kaldığımız bir projeyi daha hayata geçirdik. Bebek Tiyatrosu. 3 -24 ay arası bebeklerin anneleriyle gelip izleyecekleri 'Parla' diye bir oyun sahnelemeye başladık. Önceden çocuk oyununda mı oynayacağız diye bakılırdı. Ben, en iyi oyuncularımızın çocuk oyunlarında görev almaları gerektiğini düşünüyorum.
SALİH KALYON
"HAYATIMI YAZMADIĞIM İÇİN ÇOK PİŞMANIM"
'Oyunun Oyunu' adlı oyunumuzu sahnelemeye başladık. Bir İngiliz oyunu. Rejisörümüz ve oyunda da yine yönetmeni oynayan Engin Alkan, Günay Karacaoğlu, aynı zamanda yapımcımız olan Duygu Kurt, Sertaç Nickolas Güder, Tutku Erten, Zeynep Sevi Yılmaz, Enis Aybar ve Ömür Arpacı'dan oluşan kadromuz var. Kendi adlarımızla oynuyoruz.
8 yıl önce eşimi kaybettim. Onun acısıyla tek kişilik oyun yazdım. Yaşadıklarımı özetleyen 'Memleket Saat Ayarı' adlı bir oyundu. 40 temsil yaptım. Oyunu yeniden yazıp kurgulayıp sahneleyeceğim. İyilik yapmayı dostluk kurmayı küçük yaşta öğrendim. Ali Özoğuz'un hayatımda önemli bir yeri vardır.
İlk profesyonel oyunum Sultan Gelin. Orada benim abimi oynadı. Hiç unutamam. Sıra bana gelecek diye elim ayağım titriyordu, onun sayesinde heyecanımı yendim, bugün buralara geldim. 22 yıl çocuk tiyatrosu yaptım. İranlı Samed Bahrengi'nin eserlerini sahneye koyuyordum.
BAŞAK SAYAN
"KADININ ÇOK YÖNLÜLÜĞÜ ZOR KABUL EDİLİYOR"
Yeni kitabım 'Gülün Açtığı Gece' 30 bin baskıyla raflardaki yerini aldı. 5 senelik uzun bir ara oldu bu kitapla son roman arasında. Dolayısıyla bir beklenti oluştu. Ama ben zaten uzun araştırmalar yaparak hazırlıyorum kitaplarımı. Bu kitap için de 4 yıllık bir araştırma süresi oldu. Nigahdar'ın devamı niteliğinde bir kitap ama onu hiç bilmeyenler için de yeni bir heyecan.
Gülün Açtığı Gece'de bilinç maddeye etki ederse ne olur sorusundan yola açıktım. Şems-i Tebrizi'nin hayat hikâyesiyle birleştirdim. Herkesin bir fikri var ama bir gizem vardır.
Öncesi ailesi bilinmez mesela. Yoksul bir derviş olarak çıkar sanki tarih sahnesine ve sonra bir anda yok olur. Ve hep kafada soru işareti kalır. Onunla ilgili kıymetli bir eseri bulup okudum. İnanılmaz bir bilgiyle karşılaştım. Şems'in Mevlana'yı Mevlana yapmak için kullandığı nefis terbiyesi tekniğinin bugünün bazı psikoloji teknikleriyle aynı olduğunu gördüm. Psikolojiyi bilim ve felsefe ile okurken aynı zamanda Şemsin metotlarını öğrenip pek çok soru soracak.
Ben hep yazıyordum aslında. Yazarak kendimi daha iyi ifade ederim ve hâlâ mektup yazarım mesela. Ona evlilik kararı aldıran şey de benim ona yazdığım bir mektupmuş. Dolayısıyla hayatımda hep yazma eylemi vardı. 2010'da ilk romanı kaleme aldım. Hayalimi gerçekleştirdim. Yazmak benim için çok doğal ama oyunculuk çaba göstermem gereken bir şeydi. İzleyiciyle okurla kurulan bağ çok farklı.
Okuyucuyla kurulan bağ daha derin. Oyunculukla yazarlığı beraber götürürüm diyordum ama annelik süreci başladı. Oyunculuğu tamamen bırakıp yazarlık kariyerine odaklanmam bilinçli bir tercihti. 16 senede 8. kitabımı çıkardım. Kolay olmadı, kitle oluşturmak. Kadının çok yönlülüğü çok zor kabul edilir, bu kültürel bir kod maalesef.
EBRU AKARSU
"RESSAM OLACAKTIM ŞARKICI OLDUM"
Ben ressam olacağım diye hayal ediyordum. Lisede ses yarışmasına katıldım. Dereceye girdim, öğretmenim beni yönlendirdi. Sonra müzik yapmaya karar verdim. Kemanla başladım. Keman mı solistlik mi derken kendimi burada buldum. Grup Gündoğarken'le başladım ilk olarak. Daha sonra Edip Akbayram'la çalıştım. Kendisinden çok şey öğrendim.
Çok destek oldu sağ olsun. Ardından Tan Taşçı orkestrasına dâhil oldum. 2 sene çalışmamız oldu. Oradan ayrıldıktan 6 ay sonra Nilüfer'le yolum kesişti. Halen onunla devam ediyorum bir yandan. "Çare Sensin" isimli yeni şarkım çıktı. Kendi şarkılarımı çıkarmaya devam edeceğim.
BEGÜM OBİZ
"KALP AĞRISI İYİDİR"
Dinleyiciler benden artık slow bir şey duymak istiyordu. Çekiniyordum tabi ki, popüler kültürün hizmet ettiği şeylere odaklıydım. Ama 'Ağrı' isimli bu şarkı çok dokundu bana. Duygusu yüksek bir şarkı oldu. Türk popunun var olan bütün motiflerine yer vermeye çalıştım. Dijital sesleri çok sevmiyorum, organik hissi üretimlerimde de var etmek istiyorum.
15 yıldır gece hayatında sahne yapıyorum. Biraz zor, gerçekten düzenli hayat ve yuva kurmak istiyorsan buna ters kalıyor. Bende şu an öyle bir durum yok. Önceden erkek egemen sahne hayatı vardı. Son dönemde kadınlar tercih ediliyor. Erkekler azaldı. Alışkanlıklar değişti. Kadını dinleyip izlemek daha çok tercih ediliyor. 20 sene öncesine göre çok farklı bir sistem var şu an.