Yıllık maliyeti 1 milyon lirayı bulan "tüccar okul" kıskacı ile devlet okullarındaki güvenlik endişeleri arasında sıkışan ailelerin yaşadığı bu büyük travma, "Bir çocuk okutmak mı, yoksa 12 araçlık oto galerisi açmak mı?" sorusuyla eğitimin geldiği trajik noktayı gözler önüne seriyor. Yüksel Aytuğ ise işte tam da bu noktada fahiş okul ücretlerine dair önemli tespitlerde bulundu. İşte detaylar...
Çocuğu özel okulda okutmak lüks olmaktan çıkıp, ütopya haline geldi. Çünkü bu fiyatlarla baş etmek sadece küçük bir azınlığın ayrıcalığı oldu.
MEB bu yıl özel okul ücretlerine tavan getirdi. Zam oranı ara sınıflarda yüzde 31, 1'inci, 5'inci ve 9'uncu sınıflarda ise yüzde 44 oldu.
Diyelim ki, bu yıl 4'üncü sınıftaki çocuğunuz için okula yıllık 300 bin lira ödüyordunuz. Şimdi bu para yaklaşık 750 bin lira olacak. Çünkü geçen yıl ortaokula yani 5'inci sınıfa başlama ücreti 550 bin liraydı... Yani veliler, çocukları ilkokulu bitirdiği için adeta para cezasına çarptırıldı. (!)
İNSAFSIZ FİYATLAR
300 binden 750 bine... Bunun adı "fahiş artış"tır. Neden? Çünkü ne kamuda, ne de özel şirketlerde ücretlere bu oranda bir zam yapıldı.
Bunun üzerine bir de en az 150 bin lira tutan yemek parasını, kitap kırtasiye ücretini, forma ve spor kıyafeti harcamasını, gezi ve etkinlikler için talep edilen ekstra paraları ve servis ücretlerini de ekleyince, bir ortaokul öğrencisini, averaj bir özel okulda okutmanın yıllık bedeli 1 milyon lirayı buluyor. (Bu ücretin 2-2,5 milyon lira olduğu okullar da var.)
YA DEVLET OKULLARI?
Diyeceksiniz ki "Paran yoksa devlet okulunda okut." Herkesin çocuğu kıymetli. Herkes çocuğuna, içinde ukde kalmış en iyi imkanları sağlamak ister. Ben ilkokulu da, ortaokulu da, lise ve üniversiteyi de devlet okullarında okudum. Pek çok eksiğim oldu. Başta yabancı dil olmak üzere, akranlarımdan pek çok konuda geriye düştüm. Çokça zorluk yaşadım, aradaki farkı kapatmak için çok hırpalandım. Her çocuktan bu özveriyi beklemek haksızlık olmaz mı?
Üstelik görüyorum ve duyuyorum ki, şimdinin devlet okulları bizim zamanımızdan çok daha kötü halde. Öğretmenler de, idareciler de, binalar da kifayetsiz. Spor ve etkinlik alanları olmamasını bir kenara bıraktım, pek çoğu ilk depremde yıkılacak halde.
Şiddet, uyuşturucu ve zorbalık gırla. (Daha üç gün önce okulda bir öğretmen öldürülmedi mi?) Bu yazıyı yazmadan iki saat önce özel liseden devlet lisesine geçen bir öğretmenle sohbet ettim. "Seviye berbat" dedi ve ekledi: "Yeni öğrencilerim; öznesi, yüklemi olmayan tuhaf bir dil konuşuyorlar. Kullandıkları iki kelimeden biri küfür ya da argo. Ben öğretmen olarak kendimi o ortamda güvende hissetmiyorum. Peki ya çocuklar ne yapsın?"
BÜYÜK TRAVMA
İnsan, biricik yavrusunu esirgemek adına onu nispeten daha steril ve güvenli bir ortamda okutmak istiyor doğal olarak. Ekonomik bedeli çok ağır da olsa, ileride "Keşke" dememek için... Ama eğitim kurumu değil "kâr hane" gibi çalışan aç gözlü özel okul yönetimleri buna imkan tanımıyor ne yazık ki...
Eminim, ekonomik gücü yetmeyen pek çok aile, bu yıl çocuğunu özelden alıp devlet okuluna yazdıracak. Çocuklar isyan edecek, razı olmayacak, alıştıkları ortamı ve eski arkadaşlarını isteyecek. Evlerde büyük dramlar yaşanacak. Ebeveynler vicdan azabına boğulacak. Özelden devlete geçen çocuklar kendilerini "küme düşmüş" gibi hissedecek. Ve... Bu travma belki de onların tüm eğitim hayatına mal olacak.
ÇARESİ NEDİR?
Peki "Devlet okulunda okuyan çocukların canı yok mu?" Var tabii ama ben çocuğumun pek çokları gibi ziyan olmamasını, nezih bir ortamda eğitim görmesini istiyorum. Çok şey mi talep ediyorum? Bunu gerçekleştirmek için ille de tüccar okulların taciz ve tecavüzüne uğramak zorunda mıyım?
Peki yok mu bunun bir çaresi?.. Olmaz mı? Devlet okullarının eğitim kalitesini yükseltip, daha güvenli bir hale getirmek. Yoksa kimse meraklı değil, bir ömür boyu okul patronuna çalışmaya...
BİR SORU
Özel okula her yıl ortalama bir otomobil parası ödeniyor. 12 yılda eder 12 araba. Çocuğu devlette okutup, liseyi bitirdiğinde ona 12 araçlık bir oto galeri açsam, geleceği daha mı garanti olur acaba?