Bağımlılık terapisti klinik psikolog Dr. Esra Çavuşoğlu kendi hikayesinden de yola çıkarak uyuşturucu bağımlılığına dair Günaydın'a çok özel açıklamalarda bulundu. Temiz yaşam üzerine dijital platformda programlar da yapan Çavuşoğlu hem Türkiye'ye hem de dünyadaki bağımlılığa dair önemli saptamalarda bulundu.
Size hem psikolog hem de geçmişte bağımlılık tedavisi görmüş biri olarak sormak isterim, bağımlılıktan kurtulmak için neler yapılmalı?
Benimki bir yurt dışı eğitim esnasında başladı. Alkol kullanmıyordum. Uyuşturucu kullanıyordum. Alkol sevmediğim için bu benim avantajım oldu. Benimki sadece yasaklı madde olduğu için zaten işin yanlış olduğunu baştan itibaren biliyordum. Benim bir diğer avantajım ise ailemdi. Annem, ABD'de yaşadığı için kendi oda arkadaşlarında bu bağımlılığı görmüş. Bundan dolayı da annem bu işe bir utanç meselesi gibi bakmayıp bunu tamamen bir medikal durum olarak görüyordu. Annem, beni tedaviye ikna etmek için uğraştı ve hiç yılmadı. Türkiye'de de tedavi oldum birkaç kez ama başarılı olamadım. En son ABD'ye gittim tedavi için. Oradaki tedavi merkezlerinin daha çok okul gibi olduğunu gördüm. Çok mutlu bir insan olarak rehabilitasyon merkezinden ayrıldım. Bağımlılığın sebebi psikolojik sorun olabilir, travma olabilir, ailevi sorunlar olabilir. Birçok sebebi olması gerekiyor. Tek bir sebep bağımlılığa itmiyor. "Niye insanlar yeterince haz varken, uyuşturucuya ihtiyaç duyuyor?" diye soracak olursanız şöyle cevaplayabilirim. Eğer kimyasal olarak beyninizde bir eksik varsa mesela... Bende anksiyete bozukluğu, küçük şeylerden zevk alamama gibi serotenin ve dopamin odaklarındaki bozukluk gibi şeyler vardı. Akran baskısı ya da arkadaş teşviki de vardı bende. Uyuşturucu, beynin üretmesi gereken eksiği tamamlıyor... Ben düzenli olarak podcast'lerimde dünyadan ve Türkiye'den uzman isimlerle bağımlılık üzerine program yapıyorum. Geri dönüşleri de gayet iyi.
Türkiye gündeminde uyuşturucu operasyonları var. Bu operasyon kapsamında ünlü, saygın, kariyerli, zengin, başarılı kişilerin isimleri de yer alıyor. Dışardan baktığınızda para, ün, başarı var. Neden uyuşturucu kullanmaya ihtiyaç duyuyor böyle isimler sizce?
Ben bağımlılık konusunda sosyo-ekonomik ya da kültürel farklılıkların hiç önemi olmadığını düşünüyorum. Bu, tamamen maddeye ya da alkole ulaşımla bağlantılı. Toplumun genelinde şöyle bir bakış açısı var, "Bunların hiç derdi yok mu?" İnsanların para ya da kariyeri olduğunda hiç derdi yokmuş gibi görünüyor. Ama böyle değil durum. Bağımlılığa iten birçok sebep olabilir. Performans baskısı ya da başarı baskısı etken olabilir. Mesela başarılı olacaksın, iyi olacaksın. Başarılı insanların bağımlılıktan çıkması daha zor olabiliyor. Performans için kullanılan maddelere de artık bağımlılık yaygınlaşmaya başladı. Daha iyi düşüneyim, daha iyi ağırlık kaldırayım işte daha zeki olayım gibi kaygılar. Yarış da bağımlı yapıyor... Mesela bilinen, zengin ailelerin ikinci ya da üçüncü kuşaklarında genelde oluyor. Bu kuşakları, anne-baba kadar başarılı olamama korkusu bağımlılığa itebiliyor. Duygusal olarak çocukken söylenen "Sen daha iyi olacaksın", "İşleri sen yöneteceksin, sana güveniyoruz" gibi sözler ve baskılar ileride bağımlılığa itebiliyor insanları. Tabii kişiden kişiye de değişir bu durum... Sizin beyninizle benim beynimin çalışma sistemi aynı değil. Sizin üzüldüğünüz şeye ben üzülmeyebilirim. Beynin kırılganlığıyla ilgili bir durum. Dolayısıyla bu bahsettiğiniz işlerde bir öyle bir durum var. Başarısızlık korkusu ya da başarılı olma hırsı bağımlılığı tetikleyen bir durum. Her madde bir parmak izidir beyne. Ve beyin o rahatlığı arar.
BASKI DA BAĞIMLI YAPABİLİR
Yoksulluk bağımlılığı hızlandırmıyor ama zenginlik bağımlılığı uzatıyor diye bir tespit var. Bunu biraz açar mısınız?
Yoksul insanda tabii imkanlar daha çabuk tükeniyor. Paranın suyu kuruyor. Ama zenginse ne yapıyor? Annesinden alıyor, babasından alıyor ya da anneannesinden alıyor. Ya da şirketinden fazla para çekip devam ediyor. Sosyal baskı da var ve aileler maalesef bağımlılıktan utandıkları için bunu saklıyor. Çevresindeki insanların da çok etkisi var. Adam "Tedaviye gideceğim" der arkadaşı "Ya sende bir problem yok ki, gel takılalım der" mesela. Dolayısıyla ikna etmek lazım bağımlılıktan kurtulmak için. Mesela bu isimler nasıl olur da uyuşturucu kullanır diye şaşırılıyor. Bunlardan hiç beklenmiyor niye? Ama dışarıdan görünenle içte yaşanan çok başkadır. Mesela benim Instagram'da bir postum var. Resimde yirmili yaşlarımdaki bir fotoğraf. Bağımlılığımın en kuvvetli zamanlarıydı ama dışarıdan hiç anlaşılmıyor. Durumumu sadece içinizde ya kendiniz ya da çok yakın aileniz biliyor.
SÖYLEMEKLE OLMUYOR
Siz bağımlıların ahlaki olarak çevresini zor duruma düşürebildiğini söylediniz. Bağımlıların ahlaki yapısında bozulmalar olabiliyor mu?
Evet. Çünkü beyin başka çalışıyor. Şöyle açıklayayım, eğer genç yaşlarda uyuşturucuya başladıysanız ön beyniniz gelişmiyor. Çünkü insanlarda ön beyin 25 yaşına kadar geliştiği için siz uyuşturucu kullanarak bu gelişimi ortadan kaldırıyorsunuz. Eğer daha ileri yaşta kullanmaya başladıysanız duruyor ve gerilemeye başlıyor. Dolayısıyla zaten eğriyle doğruyu ayırt edememeye başlıyorsunuz. İkincil olarak da, çok anormal insanlarla dolaştığınız için anormal olan şeyler size normal gelmeye başlıyor. Mesela köpeğe tekme atan biriyle dolaşa dolaşa size bu durum normal gelmeye başlar ve siz de tekme atmaya başlarsınız. Toplumsal olarak ahlaki olmayan ya da bazı toplumsal olarak anormal olan şeyler bağımlılarda normalleşmeye başlıyor. Mesela, hiçbir hiçbir zaman karımı aldatmam, hiçbir zaman çocuğuma vurmam, hiçbir zaman öyle şeyler yapmam deseniz de zamanla ahlaki olarak bozulma yaşadığınız için bunları yapabiliyorsunuz. Çünkü bağımlı çevrenizdeki insanlardan göre göre yanlış olan, ahlaki olmayan şeyler sizde doğru hale geliyor.
BU SORUNU YAŞAYANLAR PİŞMANLIK DUYGUSU İÇİNDE OLUR
Tedavi sürecinde manevi olarak nasıl destek alınmalı?
Maneviyat ayıklıkta çok önemli. Birkaç sebebi var. 12 basamak programı bağımlılık tedavisinde en etkili yöntem. Yüksek güç odaklı bir programdır bu. Her bağımlı hem kendini, hem ailesini, hem arkadaşlarını ahlaki olarak da, duygusal olarak da çok zor durumlara düşürmüştür. Sürekli pişmanlık duygusu, acı veya utanç gibi duygulardan arınmak için o maneviyatın çok büyük önemi var. Ben de Amerika'ya tedaviye giderken rahmetli babamdan Kur'an-ı Kerim istedim. Ömrümde hiç bilmedim, okumadım, açmadım ama giderken istedim. Tedavi sürecinde Allah'ın bir dokunuşu olduğuna inanıyorum. Tedavi merkezinde bu işten nasıl kaçarım diye kendimi bir anda düşünceler içinde buldum ve o anda yere diz çöktüm. 'Allahım bana yardım et' diyerek dua ettim. Ve ertesi gün kuş gibi rahatlamış uyandım. Tedavi sürecinde teslimiyet çok önemli. Ben de teslim oldum.
ALT GELİR GRUBUNDA KUMAR BAĞIMLILIĞI VAR
Türkiye'de bir diğer bağımlılık konusu da kumar. Devlet yasa dışı bahisle de mücadele ediyor. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Alt gelir gruplarında kumara daha fazla bağımlılık var. Çünkü para kazanmaya çalışıyorlar. Bakın benim önüme şöyle bir örnek geldi. Çocuk uyuşturucu kullanmıyordu. Fakat bahis oynuyor. Azıcık parası var, parasını futbol maçına koyuyor. Neden futbol çünkü 90 dakika o dopamin duygusunu yaşıyor.
Mesela ünlü futbolcular var, adı yasa dışı bahiste geçen. Paraya da ihtiyaçları yok. Neden oynuyorlar peki?
Daha fazla para. Unutmayın ki herkes daha fazla paraya sahip olmak ister. Bir de dopamin duygusundan kaynaklanıyor. Eskiden yemek, seks, kumar gibi bağımlılıkları, davranış bağımlılığı diye ayırırlardı. Fakat şimdi gördüler ki hepsi beyindeki aynı dopamin merkezini uyarıyor. Ancak herkesin seçtiği bağımlılık farklı. Dopamin ya da o haz duygusunu daha yüksek tutmak için uyuşturucu değil, kumar oynayabiliyorlar. Kumar oynayanların bir kısmı bağımlılıktan oynuyor bir kısmı da maddi istekten diyebiliriz. Bağımlılığı şöyle tespit ediyoruz. Neyi kullandığı ne kadar kullandığı ya da hangi kumarı oynadığı ne kadar oynadığı değil...Yaparken hayatta pek çok şeyi kaybediyorsunuz, yapmaya devam ediyorsunuz. Durmaya çalışıyorsunuz durduramıyorsunuz, başınıza türlü felaketler geliyor. Yine yapıyorsunuz. Bağımlılık böyle bir şey.
Herkes tedavi olmak için çok şanslı olmayabiliyor. Tedaviye yönelik neler söylemek istersiniz?
Zenginde de fakirde de en işe yarayan tek şey 12 basamak programıdır. Bizde maalesef bu programlar olmasına rağmen doktorlar tarafından çok fazla teşvik edilmiyor. Ben mesela hasta olarak gelmek isteyen insanlara şöyle diyorum "Benimle çalışmak istiyorsan, mecbursun istemeye. Çünkü ben tek başıma sana faydalı olmamam" diyorum. İkisini birlikte devam ettiren hastanın başarı oranı çok daha yüksek. Her şeyin çaresi var. Dolayısıyla hem aileler hem hastalar lütfen ümitlerini kaybetmesinler. Devletin rehabilitasyon merkezi kurulmasına izin vermesi gerekiyor. Rehabilitasyon merkezleri çoğalırsa, bağımlılık tedavisinde başarı oranı yükselir diye düşünüyorum.
HERKES BAŞKA BİRİ OLMAK İSTİYOR
Sizce, sosyal medyanın uyuşturucunun yaygınlaşmasında etkisi var mı?
Bence sosyal medyanın şöyle bir durumu var; insanlar 'birileri gibi' olmaya çalışıyor. Operasyonda ismi geçen insanların profillerine bakınca, 'başarılı' ve 'zengin' insanları görüyorsunuz. Benim gördüğüm Türkiye'de uyuşturucu 'bir statü göstergesi' gibi. Çünkü uyuşturucu kullanıyorsan paran var. Sosyal medya da bu hayata özendiriyor. Toplumda, onlardan birkaç sınıf aşağıda olup onlar gibi olmaya çalışanlar var. İşte bu grup için özendirici oluyor maalesef. Çünkü o hayatı yaşamak istiyorlar. Bence birtakım genç kadınlar da bu hayatlara özendikleri için, uyuşturucuya yakalanabiliyorlar.
ÇOCUKLARA 'SENİN YANINDAYIM' DUYGUSUNU VERİN
Ailelere çocukları bu zehirden korumak için en büyük tavsiyeniz nedir?
Ailelere benim tavsiyem çocuklarıyla yakın ve onlara karşı açık olsunlar. Ceza, korkutma, yasak gibi bir ilişki kurmasınlar. Aileler çocuklarına, "Ben senin yanındayım" duygusunu vermeli. Çünkü çocuklar yardımı başka yerlerde arayacaktır. "Seni seviyorum, davranışını sevmiyorum" duygusunu çocuklara yüklemek gerekiyor. Ailelerde yapılan en büyük hata, bir kötü davranış yaparsan seni sevmiyorum duygusunu yüklemek oluyor. Aileler bundan kaçınmalı.