Türk sinemasının "jön" kavramını sert mizacı ve asil duruşuyla yeniden tanımlayan Ekrem Bora, hayatı boyunca sadece kameralar karşısında değil, kaderin karşısında da dik durdu. Henüz beşikteyken babasını kaybeden o küçük çocuğun, Ankara'nın dar sokaklarından Yeşilçam'ın zirvesine uzanan hikâyesi, gerçek bir azim destanı barındırıyor. İşte Ekrem Bora'nın dramdan başarıya yükselen hikayesi...
Ekrem Bora, 7 Mart 1932'de Ankara'da hayata gözlerini açtığında, kaderi hüzünle çizilmişti. Babası, Türkiye'nin ilk uçak pilotlarından biri olan ve gökyüzüne olan tutkusunu soyadıyla taçlandıran Mazhar Uçak'tı.
Ancak babası görev başındayken şehit düştüğünde Ekrem Bora henüz bir bebekti. Bu büyük kayıp, ailesini İstanbul'un yolunu tutmaya zorladı. Zorluklar içinde geçen çocukluk yılları, ona hayatın sert gerçeklerini erken yaşta öğretti.
GİZLİ YARIŞMADAN GELEN ŞÖHRET: "BORA" SOYADININ DOĞUŞU
Sinema, Bora için bir kaçış değil, bir tutkuydu. Ortaokul yıllarında içine düşen bu ateş, 1953 yılında meyvesini verdi. Ailesinden gizli bir şekilde Yıldız dergisinin açtığı artist yarışmasına katıldı. Yarışmada birinci seçilmesiyle hayatı bir gecede değişti.
Sert bakışları, tok sesi ve karakter oyuncusu kimliğiyle 1966 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü kucakladı.
1970'li yıllarda sinemanın krize girdiği dönemde gazino sahnelerinde şarkı söyleyerek ayakta kalan sanatçı, sanattan asla kopmadı.
200'DEN FAZLA FİLM VE SONSUZ VEDÂ
Ekrem Bora, kariyerine sığdırdığı 200'ü aşkın filmle Türk sinemasının hafızası oldu. 1990'da "Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu" ile kalitesini bir kez daha tescilledi ve ikinci kez Altın Portakal aldı.
2012 yılında aramızdan ayrıldığında geride dev bir miras bıraktı. Zincirlikuyu Mezarlığı'nda huzur içinde uyuyan usta sanatçı, bugün hâlâ Yeşilçam dendiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olmayı sürdürüyor.
YEŞİLÇAM'IN SULTANI TÜRKAN ŞORAY'IN OYUNCULUĞU NEDEN BIRAKTIĞINI BİLİYOR MUSUNUZ?
Geçtiğimiz yılın nisan ayında düzenlenen olan 36. Münih Türk Film Günleri'nin onur konuğu, 'Türk sinemasının Sultanı' Türkan Şoray olmuştu. Festival kapsamında Şoray'a Yaşam Boyu Başarı ve Onur Ödülü takdim edildi. Şoray'ın da organizasyonun açılış gecesinde, yönetmenliğini Atıf Yılmaz'ın yaptığı 1977 yapımı kült film 'Selvi Boylum Al Yazmalım' gösterilmişti.
TÜRKAN ŞORAY'IN HİÇ BİLMEDİĞİNİZ O YÖNÜ!
Türk sinemasının unutulmaz ismi, Yeşilçam'ın 'Sultan'ı Türkan Şoray, sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdı. 28 Haziran 1945'te İstanbul'da doğan usta oyuncu, tam 222 filmde rol alarak dünyanın 'en çok film çeviren' kadın oyuncusu unvanına sahip oldu.
Şoray, sadece oyunculuğu ile değil, aynı zamanda senaristlik, yönetmenlik ve yazarlığıyla da sanat camiasında fark yarattı.
İlk sinema deneyimini 1960 yılında "Köyde Bir Kız Sevdim" filmiyle yaşayan Şoray, kariyerindeki ilk ödülünü ise 1964 yılında "Acı Hayat" filmiyle kazandı.
"Dönüş" (1972), "Azap" (1973), "Bodrum Hakimi" (1976) ve "Uzaklarda Arama" (2015) gibi filmlerin yönetmenliğini yaparak, sektördeki yeteneğini farklı alanlarda da gösterdi. 1981 yapımı "Yılanı Öldürseler" filminde ise Şerif Gören ile birlikte yönetmenlik koltuğuna oturdu.
Özel hayatı daima merak edilen Şoray, uzun yıllar Rüçhan Adlı ile birliktelik yaşadı. Ancak Adlı'nın eşinden boşanmaması nedeniyle ilişkileri sona erdi.
1983'te tiyatro oyuncusu Cihan Ünal ile evlenen sanatçının bu evlilikten Yağmur adında bir kızı oldu. Şoray ve Ünal, 1987'de yollarını ayırdı.
SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM'IN CEMŞİT'İNİN SON HALİNİ GÖRDÜNÜZ MÜ?
Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden Ahmet Mekin, uzun yıllar boyunca Yeşilçam'ın en önemli karakter oyuncularından biri olarak hafızalara kazındı. 6 Ağustos 1932'de İstanbul'da Ahmet Kurteli adıyla dünyaya gelen sanatçı, kariyerine tiyatro sahnelerinde başladı.
1957 yılında "Mahşere Kadar" filmiyle sinemaya adım attı. Kariyeri boyunca 200'e yakın filmde rol aldı ve Türk sinemasına önemli katkılarda bulundu.
Ahmet Mekin, özellikle karakter rollerinde sergilediği başarılı performanslarla tanındı. Sinema kariyerinde Osman F. Seden'in "Aşktan da Üstün" (1961), Halit Refiğ'in "Gurbet Kuşları" (1964) ve "Bir Türk'e Gönül Verdim" (1969), Lütfi Ö. Akad'ın "Düğün" (1973), Atıf Yılmaz'ın "Selvi Boylum Al Yazmalım" (1978) ve Feyzi Tuna'nın "Seni Kalbime Gömdüm" (1982) gibi filmlerle büyük beğeni topladı.
"Selvi Boylum Al Yazmalım" filminde canlandırdığı Cemşit karakteriyle Türk halkının gönlünde özel bir yer edindi.
Tiyatroya da büyük önem veren Mekin, 1969'da Güngör Dilmen'in "İttihat ve Terakki" oyununda rol aldı. 1972'de ise Dostlar Tiyatrosu'nda sahnelenen "Abdülcanbaz" oyununda Turhan Selçuk'un ünlü çizgi roman kahramanını canlandırdı. 1980'lerden itibaren televizyon dizilerinde de rol alan sanatçı, "Geçmiş Zaman Elbiseleri", "Bir Yürek Satıldı", "Bağrıyanık Ömer ile Güzel Zeynep", "Bir Adam Yaratmak", "Bugünün Saraylısı" ve "Tatar Ramazan" gibi yapımlarda izleyiciyle buluştu.