Türkiye'nin önde gelen mankenlerinden biri olan Tülin Şahin, yıllardır podyumların tozunu yutmaya ve fırtınalar estirmeye devam ediyor. 46 yaşında hala mesleğine ilk günkü aşkla devam eden ve podyumların en çok aranan yüzlerinden biri olan Şahin, son olarak keşfedilme hikayesiyle gündeme geldi. Ünlü modelin podyum efsanesine dönüşen hayatı bakın aslında nasıl olmuş...
Tülin Şahin, Türkiye'de moda ve mankenlik denince akla gelen ilk birkaç isimden biri. 90'lı yılların sonundan bu yana podyumda adeta fırtınalar estiren ünlü manken, aradan geçen yıllara rağmen popülerliğinden ve asaletinden hiçbir şey kaybetmedi.
Bugün 46 yaşında olmasına rağmen hala dev markaların defilelerinde başmanken olarak yürüyen Tülin Şahin, zamana meydan okuyan güzelliğiyle göz doldururken, son günlerde kariyerinin ilk yıllarına ait bilinmeyen bir detayla magazin manşetlerini süslüyor.
PODYUMLARIN "SİVASLI CİNDY"Sİ OLARAK TARİHE GEÇTİ
Tülin Şahin'in kariyer basamaklarını bu kadar hızlı tırmanmasının en büyük nedenlerinden biri, dünyaca ünlü efsane model Cindy Crawford'a olan ikiz gibi benzerliğiydi. Sivaslı bir ailenin kızı olan ve bu benzerlikle dikkat çeken ünlü manken, kısa sürede tüm Türkiye tarafından "Sivaslı Cindy" olarak anılmaya başlandı.
Ünlü manken, hayatını tamamen tersine çeviren ve podyum efsanesi olmasını sağlayan o ilk başlangıç anını ve yaşadığı büyük şaşkınlığı şu sözlerle anlatıyor:
"Dönüm noktam, 15 yaşındayken doğup büyüdüğüm Danimarka'daki bir AVM'de alışveriş yaparken keşfedilmem oldu. Ailemin ısrarıyla yarışmaya katıldım. Birinci seçildim. Okula giderken gazetelerde kendimi görünce bisikletimden düşüyordum."
Danimarka'da bir alışveriş merkezinde sıradan bir gün geçirirken hayatın merkezine oturan Şahin, o gün yaşadığı bu tatlı şokun ardından podyumların kraliçeliğine giden kapıyı sonuna kadar araladı.
SİBEL CAN'IN KŞFEDİLME HİKAYESİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?
Gerçek adı Sibel Cangüre olan ünlü sanatçı, 1 Ağustos 1970 tarihinde İstanbul'da doğdu. Yugoslav göçmeni bir baba ile Mudanyalı bir annenin ilk çocuğu olan Sibel Can'ın müzikle bağı aslında aileden geliyordu. Babası, dönemin birçok ünlü solistine eşlik eden usta bir keman sanatçısıydı. Sanatla iç içe büyüyen genç kız için şöhret basamakları da bu sayede çok erken yaşlarda başlamış oldu.
17 YAŞINDA ASSOLİST OLDU!
Sibel Can'daki ışığı gören Nükhet Duru, dönemin en nüfuzlu eğlence patronuna çok önemli bir tavsiyede bulundu. Bu efsanevi referans sayesinde Türkiye'nin en prestijli sahnesinde boy göstermeye başlayan Sibel Can, sıra dışı yeteneği sayesinde henüz 17 yaşındayken assolistlik mertebesine yükseldi.
Ancak bu hızlı yükseliş, sanatçının yaşının küçük olması sebebiyle hukuki bir engelle karşılaştı. Sahneye çıkabilmesi için babasının girişimiyle açılan dava sonucunda, mahkeme kararıyla yaşı büyütülerek doğum tarihi 1964 olarak değiştirildi.
Dönemin en büyük isimleriyle aynı sahneyi paylaşan ünlü sanatçı, 1987 yılında müzik dünyasının bir diğer devi Orhan Gencebay'ın büyük desteğini alarak ilk albümü "Günah Bize"yi çıkardı ve satış rekorları kırdı.
İlerleyen yıllarda şarkıcılık kariyerine odaklanan ve 90'lı yıllarda çıkardığı "Padişah" gibi zamansız hitlerle milyonların sevgilisi olan Sibel Can, Nükhet Duru'nun elinden tutmasıyla başlayan bu büyüleyici şöhret yolculuğunda adını Türk müzik tarihine altın harflerle yazdırmayı başardı.
BİR DİĞER YILDIZIN KEŞEDİLME HİKAYESİ: MAHASSİNE MERABET
ATV dizisi Kuruluş Orhan'da Nilüfer Hatun karakterini canlandıran Mahassine Merabet, son dönemin en dikkat çeken oyuncularından. Narin, kibar ve mütevazı duruşuyla dikkat çeken Merabet, her zaman pozitif ve etrafına gülücükler saçıyor.
Mahassine Merabet ile geçtiğimiz hafta Gaziantep'te Hasan Kalyoncu Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen Altın Baklava Film Akademisi X. Uluslararası Öğrenci Film Festivali'nde bir araya geldim.
Merabet, festivalin jüri üyesiydi. Öğrencilere kariyer yolculuğunu anlatırken onlara adeta ilham oldu. Fas'ta Medya İletişimi eğitimi alan ünlü oyuncunun amacı aslında oyuncu olmak değilmiş.
GAZTECİLİK YAPMAK İSTERKEN...
Gazetecilik ve sunuculuk yapmayı hedefliyormuş. Ancak Türkiye'ye gelmesinin ardından hem hayatı hem de kariyer yolculuğu tamamen değişmiş. Yüksek Lisans yapmak için geldiği İstanbul'da keşfedilmiş ve ardından oyunculuk dersi almaya başlamış.
Mahassine ile gün boyunca bol bol konuşma fırsatım oldu. Türkçeyi öyle güzel konuşuyor ki onu duyan herkes çok şaşırıyordu. "Nasıl bu kadar akıcı Türkçe konuşuyorsun?" dediğimde şöyle cevap verdi: "Aslında ben Türkçeyi Türkiye'ye gelmeden önce öğrendim. Fas'ta çok fazla Türk dizisi izliyordum. Türkçe çok güzel bir dil ve benim çok ilgimi çekti. Bu nedenle dilinizi öğrenmek için çaba sarf ettim. Sonrasında eğitim için İstanbul'a gelince dilimi geliştirmek için uğraştım. Rol aldığım projeler dolayısıyla da daha iyi Türkçe konuşmam gerektiğini biliyordum. Hala çabalamaya devam ediyorum. Benimle konuşan insanların çok iyi Türkçe konuştuğumu söylemesi beni mutlu ediyor.
"NİLÜFER HATUN ROLÜ İÇİN ÇOK ÇALIŞTIM"
Tarihe çok meraklı olduğunu ve 'Kuruluş Orhan'da rol almaya başladıktan sonra daha fazla araştırma yaptığını söyleyen ünlü oyuncuya, "Nilüfer Hatun'u canlandırırken zorlandın mı?" diye sordum. Mahassine Merabet, "Nilüfer Hatun'u canlandırmak bir sorumluluk. Tarihe meraklıyım, bu rol için çok fazla çalıştım.
Onun bu kadar sevilmesi tesadüf değil. Çünkü yanına gelen herkese gülücükler saçıyor, samimi tavırlarıyla onlara eski bir arkadaşıymış gibi davranıyor. Hayranları da bu pozitif iletişime sevgileriyle karşılık veriyor. Mahassine'nin sanat dünyasında yolu çok açık…
GİZEM GÜVEN
Bir döneme damga vuran, yayınlandığı 3 yıl boyunca izlenme rekorları kıran ve kesitleri hala sosyal medyada ilgiyle takip edilen Selena dizisinin oyuncuları, aradan geçen yıllara rağmen merakla takip edilmeye devam ediyor.
'Sihirli Annem' ve 'Selena' projeleriyle büyük bir üne kavuşvan oyuncu Gizem Güven'in, şöhret yolculuğuna Teoman ile başladığı ortaya çıktı.