Türk sanat müziğinin en güçlü sesi ve Yeşilçam'ın zarafet timsali Emel Sayın'ın pırıltılarla dolu hayat hikayesinin ardından son olarak gölgede kalmış gerçekler gün yüzüne çıktı. Henüz 17 yaşında Ankara'da titreyerek çıktığı o ilk sahneden, gazino dünyasının en sert dönemlerinde yaşadığı şok edici kaçırılma olayına kadar her detay tam bir film şeridi gibi... İşte usta sanatçının şaşırtan hayat hikayesi!
Türk sanat müziğinin ve Yeşilçam'ın unutulmaz "Mavi Boncuk"u Emel Sayın, sanatla örülü 60 yıllık dev kariyerini ve hayatının bilinmeyen duraklarını tüm samimiyetiyle paylaşıyor. Sivas'ın Şarkışla ilçesinde, bir TMO memurunun kızı olarak dünyaya gelen Sayın, o günden bugüne Türkiye'nin en sevilen seslerinden biri olmayı başardı.
İşte efsane sanatçının eğitim hayatından kaçırılma hikayesine, aşklarından tarihi ödülüne kadar uzanan o çarpıcı yolculuk:
MUSİKİ DEVLERİNİN TEZGAHINDAN GEÇEN BİR YILDIZ
Müzik yolculuğuna henüz 13 yaşındayken Arif Sami Toker'den aldığı derslerle başlayan Emel Sayın, eğitimini Münir Nurettin Selçuk gibi bir ekolün yanında üç yıl boyunca sürdürdü. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda Alis Rosenthal gibi dünyaca ünlü şan hocalarından eğitim alan sanatçı, Erkin Koray ve Mine Mater gibi isimlerle aynı sıraları paylaştı. Henüz gencecik bir kızken Hürriyet Haber Ajansı'nın yarışmasında "Ses Kraliçesi" seçilmesi, yaşayacağı büyük şöhretin ilk habercisiydi.
"ANNEM İTTİ, BEN SAHNEYE KOŞTUM"
Sahne tozunu ilk kez 17 yaşında Ankara Gençlik Parkı'nda yutan Emel Sayın, o tarihi anı şu sözlerle anlatıyor:
"HEYECANDAN SAHNEYE ÇIKAMADIM, ANNEM ARKAMDAN İTTİ"
"İlk sahneye Ankara'da çıktım. Üzerimde tüylü bir elbise vardı. İçimde büyük bir korku hissettim. Sahneye ilk defa çıkıyorum, yüzlerce insan önünde şarkı söyleyeceğim. Böyle de bir alışkanlığım yok. Çok korkuyordum ne yapacağım diye. Annem hep yanımdaydı, sürekli elini tutuyordum. Heyecandan sahneye çıkamadım, annem arkamdan itti. O itince ben de koşar adımlarla sahneye çıktım."
REKABET UĞRUNA KAÇIRILMA ŞOKU
Gazino dünyasının en pırıltılı ama bir o kadar da sert geçtiği yıllarda, Emel Sayın'ın başından film senaryolarını aratmayacak bir olay geçti. Sanatçı, o dönem yaşadığı korku dolu anları şöyle ifade ediyor:
"Gazino yıllarında rekabetten dolayı neredeyse kaçırıldım. İlk eşimle evli olduğum dönemde İzmirli gazinocular kaçırdı bizi. Eşim kapıyı açtı ve o gün bizi zorla İzmir'e götürdüler."
"ONDAN SONRA HİÇ AŞK YAŞAMADIM"
Kariyerine "Sus Sus Sus" albümüyle stüdyoda da hız veren Sayın, kısa sürede sinemanın da vazgeçilmezi oldu. 1972 yılında çıkardığı "Son On Yılın En Sevilen On Şarkısı" albümüyle 100 bin barajını aşarak bir rekora imza attı. Özel hayatında üç evlilik yapan sanatçının, 'Mavi Boncuk' filminin setinde Tarık Akan ile başlayan 4 yıllık ilişkisi ise hayatında derin bir iz bıraktı. Sayın, bu unutulmaz aşk için şu çarpıcı itirafta bulunuyor: "Ondan sonra hiç aşk yaşamadım."
KÖKLERİ DE BİR HAYLİ İLGİNÇ
Milyonların sevgilisi Emel Sayın, babasının memuriyeti nedeniyle Sivas Şarkışla'da doğduğu için yıllarca Sivaslı bilindi. Ancak usta sanatçının asıl hikayesi, 1926 yılında Selanik'ten Türkiye'ye uzanan bir mübadele yolculuğuna dayanıyor. Kökleri Rumeli'ye uzanan sanatçı, aslında Lüleburgazlı bir muhacir ailesinin kızı.
Hababam Sınıfı'ndaki "Hafize Ana" rolüyle hafızalara kazınan sanatçı, "Neşeli Günler", "Tosun Paşa" ve "Süt Kardeşler" gibi filmlerde de unutulmaz performanslar sergiledi. Sadece oyunculuğuyla değil, "Uykudan Önce" programında çocuklara anlattığı masallarla da nesillerin sevgilisi oldu.
Adile Naşit, 11 Aralık 1987'de aramızdan ayrılsa da, hala milyonların hafızasında ve kalbinde yaşamaya devam ediyor.
Adile Naşit'in pek bilinmeyen bir yönü ise kökenidir. İstanbul'da dünyaya gelen ünlü sanatçının babası da İstanbul doğumlu. Annesi ise Ermeni kökenli.
İŞTE KÖKENLERİ!
Baba tarafından Kabartay Çerkez soyundan gelen usta oyuncunun anne tarafı ise Selanik göçmeni.
Bu zengin kökenler, Şoray'ın sanatına ve duruşuna da yansıyor. Nazan ve Figen adında iki kız kardeşi bulunan Türkan Şoray, babasının vefatının ardından ailesine büyük destek verdi. Yeşilçam'ın "Sultan"ı olarak anılan Şoray, tam 222 filmde rol alarak dünyanın en çok film çeviren kadın oyuncusu unvanını taşıyor.
Fatma Girik, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın ile birlikte Yeşilçam'ın dört yapraklı yoncası olarak sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdı.
CÜNEYT ARKIN'IN BİLİNMEYEN KÖKENLERİ!
Türk sinemasının efsanevi ismi Cüneyt Arkın da yalnızca oyunculuğuyla değil, köklü geçmişiyle de dikkat çeke isimlerden. Asıl adı Fahrettin Cüreklibatur olan usta sanatçı, 8 Eylül 1937 tarihinde Eskişehir'in merkezine bağlı Karaçay köyünde dünyaya geldi. Yeşilçam'ın en unutulmaz yıldızlarından biri haline gelen Arkın'ın hikâyesi, tam anlamıyla bir başarı öyküsü.
Ailesi ise aslen Nogay Türkleri'ne dayanıyor. Belki de Cüneyt Arkın'ın filmlerindeki o mücadeleci, korkusuz ve adalet peşindeki karakterlerinin ilhamı, genlerinde saklıydı.
Bugün milyonlarca hayranı, onu Malkoçoğlu, Battal Gazi ve daha nice kahraman rolleriyle hatırlıyor. Ama az bilinen bu detay, usta ismin nereden gelip nasıl bir miras taşıdığını gösteriyor.