Filistin'e destek verdiğini belirttikten sonra dev film şirketleri tarafından bir gecede kara listeye alınan İspanyol oyuncu Javier Bardem, duruşunu ve desteğini bozmayarak maruz kaldığı hiçbir baskıdan endişe duymadığını ifade etti. İşte detaylar...
İspanyol oyuncu Javier Bardem, Filistin'e destek vermesine ilişkin "adaletsizliğe karşı konuşma motivasyonu" olduğunu belirterek, "Yanlış olduğunu düşündüğüm şeyi kınamaya hakkım var." dedi.
"ÖZGÜR FİLİSTİN"
Bardem, bir dergiye verdiği mülakatta, 16 Mart'taki 98. Oscar Ödülleri'nde sahnede, "Savaşa hayır ve özgür Filistin" sloganı atmasına ve Filistin'e desteğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Adaletsizliğe karşı konuşma motivasyonu olduğunu vurgulayan Bardem, "Hep sesimi kaydeden mikrofonlar ve kayıt cihazları olduğunu hissetmişimdir ve yanlış olduğunu düşündüğüm şeyi kınamaya hakkım var" ifadesini kullandı.
Bardem, Oscar ödüllü oyuncu Susan Sarandon'un, İsrail'in Gazze'ye saldırılarına tepki göstermesi nedeniyle menajeri tarafından kovulmasına ilişkin, "Bu, size tüm sistemin ne kadar hatalı olduğunu gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu.
"AMERİKAN STÜDYOLARI TEK (ÇALIŞMA) YERİ DEĞİL"
Filistin'i desteklemesi nedeniyle "kara listeye alındığına", bazı projelerden ya da reklam kampanyalarından vazgeçilmesi gibi "kendisi için sonuçları olacağına" ilişkin duyum aldığını aktaran Bardem, "Ama sorun değil. İspanya'da yaşıyorum. Amerikan stüdyoları tek (çalışma) yeri değil" dedi.
Bardem, bazı yapımcıların, projelerinde yer almaları için Filistin'e destek veren oyuncularla görüştüğünü belirterek, "kara listeye alınma" meselesine rağmen bakış açısının değiştiğinin görüldüğünü kaydetti.
NELER OLMUŞTU?
ABD'nin Los Angeles kentinde düzenlenen 98. Oscar Ödülleri'nde "Yabancı Dilde En İyi Film" ödülünü takdim etmek üzere sahneye çıkan Bardem, konuşmasında, "Savaşa hayır ve özgür Filistin" sloganı atmıştı. Bardem'in sözleri, salondaki davetliler tarafından uzun süre alkışlanmıştı.
Dünyaca ünlü aktör Javier Bardem, Gazze'de yaşanan insani dram karşısında sessiz kalmayarak Netanyahu hükümetinin politikalarını "soykırım" olarak nitelendirdi. Bardem, sadece eleştiriyle kalmayıp bu sürece destek veren kurum ve şirketlerle çalışmayacağını açıkça ilan ederek etik bir set çekti.
Bu kararlı duruşun ardından, David Ellison yönetimindeki Paramount'un aralarında Bardem'in de bulunduğu bazı yıldızları "kara listeye" aldığı öne sürüldü. Sektördeki bu baskı iddialarına karşı geri adım atmayan usta oyuncu, durumu şu sözlerle özetledi:
"Asıl mesele bir listenin varlığı değil, kiminle ve hangi amaçla çalışmayı seçtiğinizdir. Bugün aldığımız tavrın ne anlama geldiği, önümüzdeki yıllarda çok daha net bir şekilde görülecektir."
Mark Ruffalo, Emma Stone, Joaquin Phoenix ve Andrew Garfield gibi dev isimlerin de destek verdiği bu manifesto, apartheid dönemi Güney Afrika'sına uygulanan boykotları referans alıyor. Bardem, bu hareketin herhangi bir halka veya inanca değil; yalnızca işgale, ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine karşı olduğunu vurguluyor.
OYUNCULARDAN İLK "REDDEDİŞ" AÇIKLAMASI EYLÜL'DE GELMİŞTİ!
Ünlü oyuncular ve yönetmenler, İsrail film şirketleriyle çalışmayı boykot ediyor. Olivia Colman, Javier Bardem, Susan Sarandon ve Tilda Swinton gibi 1.300'den fazla film profesyoneli, Gazze'deki insani durumu ve İsrail'in eylemlerini "soykırım" olarak nitelendirerek İsrail film endüstrisiyle iş birliği yapmayı reddettiklerini açıkladı.
Ünlü yapımcı Rebecca O'Brien, İsrail ile iş birliği yapmayı reddetme kararını açıklarken, "Çalışmalarımın Gazze'de yaşanan soykırımı aklamak için kullanılmasına izin veremem" dedi.
Yorgos Lanthimos (The Lobster) ve Asif Kapadia (Senna, Amy, Diego Maradona) gibi ödüllü yönetmenlerin yanı sıra iki kez BAFTA ödülü kazanmış yapımcı James Wilson ve Tinker, Tailor, Soldier Spy yapımcısı Robyn Slovo da imzacı listesinde yer aldı.
Palme d'Or ve BAFTA ödüllü yapımcı Rebecca O'Brien, Sky News'e yaptığı açıklamada, "On yıllardır İsrail festivalleri, yayıncıları ve yapım şirketleri, apartheid sistemini ve savaş suçlarını meşrulaştırmada rol oynadı. Bazıları doğrudan hükümet iş birlikleriyle bunu yaptı. Çalışmalarımın soykırımı aklamak için kullanılmasına izin veremem" ifadelerini kullandı.
İsrail Dışişleri Bakanlığı ise bunu "Hamas yalanlarına ve hatalı araştırmalara dayalı" olarak nitelendirmiş ve bu açıklamayla da büyük tepki çekmişti.
Boykot çağrısı, film endüstrisini "suskunluğu, ırkçılığı ve insanlığı küçümsemeyi reddetmeye" ve Filistin halkının baskı altında olmasına karşı "her insanın yapabileceği her şeyi yapmaya" çağırıyor. Deklarasyon, 1987'de Martin Scorsese ve Jonathan Demme tarafından kurulan Filmmakers United Against Apartheid hareketinden ilham aldı.
Bu hareket, Güney Afrika'daki apartheid rejimi döneminde 100'den fazla ünlü yönetmenin filmlerini göstermeyi reddetmesine yol açmıştı.