Yeşilçam'da canlandırdığı karakterlerle bir döneme damga vuran usta oyuncu Nejat Gülçen, 'Gülen Gözler'in 'Uyanık Yunus'u olarak hafızalara kazındı. Filmde müteahhiti canlandıran usta oyuncu Nejat Gürçen'in kızının da ünlü olduğunu biliyor muydunuz? İşte cevabı!
Yeşilçam tarihine adını altın harflerle yazdıran Nejat Gürçen, 1970'li ve 1980'li yıllardaki jön rollerinin yanında, gerek Kemal Sunal ve Cüneyt Arkın filmlerinin patron, gazinocu, Bizanslı rollerini canlandıran yardımcı oyunculardan biri olmuştur.
Gülen Gözler filminde inşaatı çöken Müteahhit Yunus, Gazeteci filminde fabrikatör Talip, Kara Murat Devler Savaşıyor filminde Bizanslı Moralı, Süpermenler filminde Macaroni, Gerzek Şaban filminde mahallelinin borçlu olduğu Hamdi, Umudumuz Şaban filminde Müteahhit Sadullah, Korkusuz Korkak filminde Mülayim Sert'in patronu gibi birçok rolleri oynamıştır.
İŞTE SİZLER İÇİN DERLEDİĞİMİZ YEŞİLÇAM OYUNCULARININ HAYAT HİKAYELERİ!
17 Aralık 1956'da İstanbul'da dünyaya gelen Itır Esen, seslendirme sanatçısı Hayri Esen'in kızıdır.
MEĞER AŞK-I MEMNU'NUN "İLK NİHAL'İ" OYMUŞ!
Kamera karşısına geçmeden önce fotomodellik yapan ve Milliyet gazetesinin ekinde kapak olan fotoğrafıyla dikkat çeken Esen'in yıldızı, 1975 yapımı "Aşk-ı Memnu" dizisinde canlandırdığı Nihal karakteriyle parladı.
Ancak asıl büyük çıkışını, aynı yıl Ertem Eğilmez imzalı "Bizim Aile", ardından "Gülen Gözler", "Aile Şerefi", "Cennetin Çocukları" gibi klasikleşmiş filmlerde aldı.
Bu filmlerde Adile Naşit, Münir Özkul, Halit Akçatepe ve Şener Şen gibi usta isimlerle aynı kadroda yer alarak sinemaseverlerin belleğinde silinmeyecek izler bıraktı.
Özellikle Adile Naşit ile oynadığı anne-kız sahneleri, izleyicilerin yüreğine dokunan anlar arasında yer aldı.
Kariyerine uzun bir ara verdikten sonra 2001 yılında TRT 1'de yayımlanan "Yeditepe İstanbul" dizisiyle ekrana dönen sanatçı, sonraki yıllarda "Aliye", "Çemberimde Gül Oya", "Kurt Kanunu", "Fatih-Harbiye", "Kırmızı Oda" ve "Kuş Uçuşu" gibi birçok önemli projede rol aldı.
İŞTE ITIR ESEN'İN SON HALİ!
Itır Esen, 68 yaşında zarafetin ve güzelliğin yaşının olmadığını bize gösteren en önemli simgelerden biri olarak sinema dünyasına hala katkıda bulunmaya devam ediyor.
YEŞİLÇAM'I ŞİŞKO NURİ'Sİ SITKI SEZGİN'İ HATIRLADINIZ MI?
1950 doğumlu Sıtkı Sezgin, özellikle 1970'li ve 1980'li yıllarda çocuk karakterlere hayat vererek Yeşilçam'ın en sevilen isimlerinden biri haline geldi. Ayşecik ve Sihirli Cüceler Rüyalar Ülkesinde (1971), Hayat Sevince Güzel (1971), Adile Teyze (1982) ve Nikah Masası (1984) gibi pek çok filmde rol alan Sezgin; ekranlarda izleyiciyi hem güldürdü hem de içtenliğiyle etkiledi.
Kariyerinin ilerleyen dönemlerinde sinemadan uzaklaşan oyuncu, memleketi Samsun'a dönerek sosyal yaşamını burada sürdürdü. Üstelik Gölcük 17 Ağustos Gölcük Depremi'nde evini kaybetmişti. Samsun Büyükşehir Belediyesi Huzurevi'nde kalan Sezgin, burada da boş durmadı. Anaokulu ve ilkokul öğrencilerine yönelik tiyatro oyunları sahneledi; çocuklara sanat sevgisini aşılamaya devam etti. Ancak hayat Sezgin'e kolay yüzünü göstermedi. 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi'nde evini kaybeden usta oyuncu, yaşadığı travmaya rağmen hayata tutunmayı başardı.
Ancak 2018 yılında sağlık durumu kötüleşti. Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde anjiyo olan Sezgin, daha sonra çoklu organ yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma alındı. Ve ne yazık ki 18 Ağustos 2018 tarihinde, 69 yaşında hayata veda etti. Cenazesi, doğup büyüdüğü şehir olan Samsun'da, Derecik Mezarlığı'na defnedildi.
Yeşilçam'ın gülen yüzü, milyonların "Şişko Nuri"si artık aramızda değil... Ancak onun sevimli bakışları, unutulmaz replikleri ve çocuk saflığındaki oyunculuğu hafızalardan silinmeyecek. Sıtkı Sezgin, Türk sinemasının renkli ama bir o kadar da hüzünlü yüzlerinden biri olarak anılmaya devam edecek.
UNUTULMAYAN BİR DİĞER İSİM: EROL TAŞ!
Türk sinemasının unutulmaz yüzlerinden biri olan Erol Taş, yalnızca canlandırdığı kötü karakterlerle değil, sinemaya adım atış hikâyesiyle de hafızalara kazındı.
BİR KAVGA HAYATINI DEĞİŞTİRDİ
Sanatçının sinemaya giriş öyküsü adeta bir film sahnesi gibi: "Lütfi Akad o bölgede bir film çekiyordu. Biz de arkadaşlarla işten kaytarıp çekimleri izliyorduk. Bir gün film ekibini mahalledeki bazı serseriler rahatsız etmeye başladı. Biz de arkadaşlarla araya girdik ve Lütfi Bey'in yanında onlara bir güzel dayak attık. Serseriler toz oldu. Sonra Lütfi Akad haber göndermiş: 'Bir kavga sahnesi var, gelsin oynasın' diye. Böylece sinema hayatım başladı."
1957 yılında Mümtaz Alpaslan'ın çektiği "Acı Günler" filmiyle sinemaya adım atan Erol Taş, kısa sürede figüranlıktan sıyrılarak dikkat çeken roller almaya başladı. 1958 yapımı "Dokuz Dağın Efesi" filminde bir çobanı canlandırması, kariyerinde dönüm noktası oldu. Ardından gelen "Dikenli Yollar" (1958), "Peçeli Efe" (1959), "Şoför Nebahat" (1960), "Dişi Kurt" (1960) ve "Gecelerin Ötesi" (1960) gibi yapımlarda değişik rollerde boy gösterdi.