Hande Erçel ile birlikte atv'nin yeni dizisi "Aşk ve Gözyaşı" projesiyle ekran karşısına geçecek olan Barış Arduç, başarılı oyunculuğu ile Türk televizyon ve sinema sektörünün sevilen isimleri arasında yer alıyor. Peki kariyer basamaklarını adım adım tırmandıran başarılı oyunculuğunun yanı sıra özel hayatı ile dikkatleri üzerine çeken Arduç'un, ünlü olmadan önce hangi mesleği yaptığını biliyor muydunuz? İşte duyanları adeta şaşkına çeviren o meslek!
9 Ekim 1987 yılında İsviçre'nin Scherzingen şehrinde doğup daha sonra ailesiyle Türkiye'ye kesin dönüş yapan Barış Arduç, baba tarafından Ordu Fatsa'lı, anne tarafından Artvin'lidir.
İlk ve orta öğrenimini Türkiye'de tamamlayan başarılı oyuncu, tiyatro sanatçısı Ayla Algan ile tanıştıktan sonra profesyonel olarak oyunculuğa adım atmıştır.
2014 yılında "Cemil" karakteri ile rol aldığı "Deliha" filminde tanıştığı Gupse Özay ile bir ömür mutluluğa 2020 yılında 'evet' demiş ve evliliklerinin 2.yılında kızları Jan Asya'yı kucaklarına almışlardı.
Kariyeri boyunca rol aldığı başarılı projelerle adından söz ettiren ve milyonlarca hayran kitlesi bulunan Barış Arduç, başarılı kariyerinin yanı sıra özel hayatı ile de merak konusu oluyor.
OYUNCULUĞA BAŞLAMADAN ÖNCE BAKIN HANGİ MESLEĞİ YAPIYORMUŞ!
Barış Arduç, son dönemde Hande Erçel ile atv'nin yeni projesi olan "Aşk ve Gözyaşı" ile dikkatleri üzerine çekerken, oyunculuk kariyerinin öncesinde yaptığı mesleği gün yüzüne çıktı.
BİNLERCE HAYAT KURTARMIŞ!
Arduç, katıldığı bir programda ünlü olmadan önce 8 yıl boyunca Şile'de cankurtaranlık yaptığını açıklamıştı.
Cankurtaranlık yaptığı süre boyunca birçok insanın hayatını kurtaran yakışıklı oyuncu, 'Kurtardığım kişinin sayısı binden fazla'' dediği mesleğini 8 yıl boyunca devam ettirmiş ardından oyunculuk hayatına adım atınca bırakmış.
Şimdilerde yeni projeleri ve mutlu evliliği ile gündemde olan Barış Arduç, yeni projesi ile hayranlarıyla buluşmak için gün sayıyor.
"İMPARATOR" OLMADAN ÖNCE ÖYLE YOLLARDAN GEÇMİŞ Kİ... İBRAHİM TATLISES'İN İLK MESLEĞİNİ BİLİYOR MUYDUNUZ?
1952 yılında Şanlıurfa'da dünyaya gelen İbrahim Tatlıses'in hayatı, doğduğu anda bile kolay olmamıştır.
Babası cezaevinde olan Tatlıses, çocukluk yıllarında hiçbir zaman okula gidemedi. Bu durumla ilgili olarak "Urfa'da sanki Oxford vardı da biz mi gitmedik?" diyerek durumu esprili bir dille anlattı.
ÇOCUK YAŞTA ÇALIŞMAYA BAŞLADI
Okuma yazma öğrenememesine rağmen hayata tutunmak için çalışmak zorunda kalan Tatlıses, daha çocuk yaşlarda çeşitli işlerde çalışmaya başlamıştır.
Su satıcılığı yapmış, çığırtkanlık yaparak sinemalarda "Haydi buz gibi su!" diye bağırarak insanlara su satmaya çalışmıştır. Bu dönemde karşılaştığı zorluklar ve haksızlıklar onun hayatına yön vermiştir.
Tatlıses'in kendi ifadesiyle, su satarken bir gün sinemada oturan bir adamın kendisine tokat attığı an hayatındaki dönüm noktalarından biridir: "Bir gün koltukta oturan bir adam birden yerinden kalktı. 'Sus ulan eşek, seni mi dinleyeceğiz.' diye suratıma dört tokat attı. Ve o yediğim tokatlar beni buralara kadar getirdi." Bu yaşananlar, onun hem mücadelesini hem de karakterinin şekillenmesini sağlamıştır.
İŞTE İLK MESLEĞİ!
Gençlik yıllarında inşaatlarda soğuk demir ustalığı yapmıştır. Zor ve ağır iş koşullarına rağmen hayatı boyunca çalışmaktan vazgeçmemiştir. İnşaatlarda çalışırken türkü söylemeyi de ihmal etmeyen Tatlıses, sesini ve yeteneğini orada keşfetmiştir. Adanalı bir sinemacı tarafından bu yeteneği fark edilmiştir. Bu keşif, onun hayatının dönüm noktalarından biri olmuştur.
İbrahim Tatlıses, ilk olarak Adana'da çeşitli mekanlarda sahne almaya başlamıştır. Daha sonra Ankara'ya gelerek, burada gazino ve pavyonlarda sahne deneyimi edinmiştir.
1974 yılında söylediği "Ayağında Kundura" türküsü ile geniş kitlelerce tanınmaya başlamıştır. Bu başarı onun radyoya ve televizyona çıkmasını sağlamış, böylece sanat kariyeri ivme kazanmıştır.
70'li yılların ortalarında ise İstanbul'a geçerek sahne hayatını burada sürdürmüştür. İstanbul'daki müzik ve eğlence dünyasında kendisine önemli bağlantılar kurmuş, özellikle kendisine soyadını veren müzisyen Yılmaz Tatlıses ile tanışmıştır. Tüm bu aşamalar, İbrahim Tatlıses'in zorluklarla dolu hayat yolculuğunun bir parçası olmuştur.
İbrahim Tatlıses'in ünlü olmadan önceki hayatı, disiplin, sabır ve çalışma azmiyle doludur. Okula gitmeden, zorlu işlerde çalışarak ve hayatın ona getirdiği tüm engellere rağmen yılmadan yoluna devam eden Tatlıses, başarıyı hak etmiş ve bugün Türkiye'nin en önemli sanatçılarından biri olmuştur. Onun hikayesi, pek çok kişiye ilham veren, emek ve azimle hayatta neler başarılabileceğinin somut bir örneğidir.
FERDİ TAYFUR DA İLK MESLEĞİ İLE ŞAŞIRTAN İSİMLERDEN!
Arabesk müzik denildiğinde akıllara ilk gelen isimlerden biri olan Ferdi Tayfur, müzik kariyerinde başarısına ulaşmadan önce zorlu bir hayat mücadelesi vermişti.
Hayatın ona sunduğu bu zorlayıcı yollardan asla pes etmeden ilerleyen Tayfur, farklı işlerde çalışarak deneyimlerine deneyim eklemişti.
ÜNLÜ İSMİN ESKİ MESLEĞİ HERKESİ ŞOKE ETTİ
Müzik kariyerine atılmadan önce çaycılık yaparak ailesinin geçimine katkıda bulunan genç Ferdi, hayata tutunmak adına çok çaba sarf etmişti.
YALNIZCA ÇAYCI DEĞİL BİR DE TRAKTÖR ŞÖFÖRÜYMÜŞ
Arabesk müziğin öncülerinden olan Tayfur, müzik kariyerine adım atmadan önce yalnızca çaycı değil, bir de traktör şoförlüğü de yapmıştı.