Arkadaşım Eşşek", "Nane Limon Kabuğu", "Alla Beni Pulla Beni", "Can Bedenden Çıkmayınca" ve daha niceleri… Hepsi birer klasik haline gelen bu eserlerin sahibi, kuşkusuz Barış Manço'ydu. 1999 yılında hayatını kaybeden usta sanatçı, ardından gözü yaşlı milyonlarca hayran bıraktı. Ancak şarkıları hiç eskimedi… Ve o unutulmaz şarkılardan "Gülpembe" de en derin eserlerinden biriydi. Ancak herkesin aşk şarkısı sandığı bu eser aslında yüreğini en çok yakan kişiye yazılmıştı… İşte duyunca kalbinizin kırılacağı "Gülpembe"nin hikayesi…
Türkçe müziğin öncü şarkıcılarından olan Barış Manço, dillere pelesenk olan şarkılarıyla 90'lı yıllarda adeta fırtına gibi esmişti.
'Gülpembe', 'Halil İbrahim Sofrası', 'Domates Biber Patlıcan', 'Sarı Çizmeli Mehmet Ağa', 'Arkadaşım Eşek', 'Can Bedenden Çıkmayınca', 'Nane Limon Kabuğu', 'Alla Beni Pulla Beni' ve 'Kara Sevda', şarkılarıyla herkesin gönlünü çalan Manço, müzik kariyerindeki başarısını bir adım daha ileriye taşıyarak "7'den 77'ye" programıyla da herkesin 'Barış abisi' olmuştu.
Öyle ki tüm Türkiye artık usta isme Barış Manço olarak değil, 'Barış Abi' olarak sesleniyordu. Ancak herkesin sevdiği bu isim, takvimler 1 Şubat 1999'u gösterdiğinde, sevenlerine istemeden de olsa veda etmişti.
Hayatını kaybeden Manço, ölümüyle yalnızca sanat dünyasını değil, gencinden yaşlısına kadar herkesi derinden üzmüştü. Geriye sadece eserleri kalan Barış Manço, şarkılarıyla hafızalarda taze bir yer tutmaya devam ediyordu.
Usta sanatçının şarkıları her ne kadar eğlenceli ve kimi zaman hüzünlü olsa da, aslında eserlerin arkasında yatan hikayeler de bir o kadar duygusaldı. Özellikle herkesin aşk şarkısı sandığı ancak ardında bambaşka bir anı barındıran 'Gülpembe', bunlardan sadece biriydi.
1981 yılında "Sözüm Meclisten Dışarı" albümünü çıkaran Barış Manço, "Ali Yazar Veli Bozar" ve "Arkadaşım Eşşek" gibi şarkılarına da bu albümde yer vermişti. Bu parçalardan biri de herkesin severek dinlediği "Gülpembe" şarkısıydı.
ASIL HİKAYE BAMBAŞKA ÇIKTI!
Dinleyenlerin aşk şarkısı sandığı bu unutulmaz parça aslında küçük bir çocuğun babaannesine yazılmıştı. Babaannesine olan düşkünlüğü ile bilinen Manço, bu şarkıyı ninesi öldükten sonra ona ithafen yazmıştı.
"GÜLPEMBE BENİM BABAANNEM"
Yıllardır farklı farklı şekillerde karşımıza çıkan bu şarkının asıl anlamını Barış Manço şu sözlerle açıklamıştı: "Gülpembe kimdir? Gülpembe benim babaannem. Akçapakça bir İstanbul hanımıydı. 15 torunu vardı ama en çok benimle anlaşırdı. Onun anılarıdır bende Gülpembe. Vefat ettiği zaman ben 13-14 yaşlarındaydım. İşte o yaşlardaki hüzünlerimin süzülmüşüdür Gülpembe. Çoğu insan genç bir kıza yazdığımı sanıyor ama hayır… Hoş, babaannem de bir zamanlar genç kızdı tabii. Dedemin başını döndürdüğüne göre. Yani Gülpembe benim babaannem."
İŞTE DİĞER USTA SANATÇILARIN HAYATINDAN KESİTLER...
1-6 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek olan 36. Münih Türk Film Günleri'nin bu yılki onur konuğu, 'Türk sinemasının Sultanı' Türkan Şoray olacak. Festival kapsamında Şoray'a Yaşam Boyu Başarı ve Onur Ödülü takdim edilecek. Şoray'ın da katılacağı açılış gecesinde, yönetmenliğini Atıf Yılmaz'ın yaptığı 1977 yapımı kült film 'Selvi Boylum Al Yazmalım' gösterilecek.
TÜRKAN ŞORAY'IN HİÇ BİLMEDİĞİNİZ O YÖNÜ!
Türk sinemasının unutulmaz ismi, Yeşilçam'ın 'Sultan'ı Türkan Şoray, sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdı. 28 Haziran 1945'te İstanbul'da doğan usta oyuncu, tam 222 filmde rol alarak dünyanın 'en çok film çeviren' kadın oyuncusu unvanına sahip oldu.
Şoray, sadece oyunculuğu ile değil, aynı zamanda senaristlik, yönetmenlik ve yazarlığıyla da sanat camiasında fark yarattı. İlk sinema deneyimini 1960 yılında "Köyde Bir Kız Sevdim" filmiyle yaşayan Şoray, kariyerindeki ilk ödülünü ise 1964 yılında "Acı Hayat" filmiyle kazandı.
"Dönüş" (1972), "Azap" (1973), "Bodrum Hakimi" (1976) ve "Uzaklarda Arama" (2015) gibi filmlerin yönetmenliğini yaparak, sektördeki yeteneğini farklı alanlarda da gösterdi.
"İYİ SENARYOLAR GELMİYOR"
2018'de verdiği bir röportajda "Önüme iyi senaryolar gelmiyor" diyerek oyunculuğu bıraktığını açıklayan efsane sanatçı, bugün hala sevenleri tarafından büyük bir sevgi ve saygı ile anılıyor.
LALE BELKIS
28 Kasım 1938'de İstanbul Eyüpsultan'da dünyaya gelen Belkıs'ın asıl adı Belkıs Durmaz'dır. Babası Çanakkale Savaşı'nda muhabere subayı İsmail Durmaz, annesi Hacer Hanım'dır.
TÜRKİYE'NİN İLK MİLLİ MANKENİ
Eğitimini Beyoğlu Olgunlaşma Enstitüsü'nde tamamlayan Belkıs, 1953 yılında okulun düzenlediği bir gemi seyahatine katılarak tasarımları yurtdışında tanıttı ve böylece "Türkiye'nin ilk milli mankeni" unvanını aldı.
Bu seyahat sırasında Belkıs soyadını aldı. Moda kariyerinden sonra sahneye yönelen sanatçı, Lale Oraloğlu'nun teklifiyle tiyatroya adım attı. Dormen, Arena ve Oraloğlu Tiyatrosu gibi topluluklarda görev aldı.
1966 yılında "Ölüm Tarlası" filmiyle Yeşilçam'a giriş yapan Belkıs, kısa sürede dönemin dikkat çeken isimlerinden biri haline geldi.
Genellikle kışkırtıcı, frapan ve fettan kadın karakterleriyle izleyicinin hafızasında yer eden sanatçı, 1970 yılında "Kalbimin Efendisi" filmiyle 7. Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. 1984 yapımı Atıf Yılmaz filmi "Dağınık Yatak" ise onun sinema kariyerinin en önemli yapıtlarından biri oldu.
Sinemanın yanı sıra müzikle de ilgilenen Lale Belkıs, 1967'den itibaren sahneye çıktı; İngilizce ve Fransızca şarkılar seslendirdi. İstanbul'un seçkin gece kulüplerinde sahne alan sanatçı, aynı zamanda Sophia Loren ve Ava Gardner gibi isimleri Türkçeye dublajladı.