Büyükten küçüğe Türk halkının gönlünde özel bir yere sahip olan ve Anadolu rock denildiğinde akla ilk gelen isimlerden Barış Manço, vefatının ardından da şarkılarıyla milyonların kalbinde yaşamaya devam ediyor. Uzun saçları ve bıyıklarıyla hafızalara kazınan usta sanatçının, yıllar boyunca imajı sanılan bu görünümünün ardındaki gerçek ise çok sonra ortaya çıktı. Meğer Barış Manço bıyık bırakma kararını yaşadığı bir olay sonucu vermiş!
Türk müziğinin öncü isimlerinden Barış Manço, 90'lı yıllarda çıkardığı şarkılarla adeta bir fırtına gibi esti.
"Halil İbrahim Sofrası", "Domates Biber Patlıcan", "Sarı Çizmeli Mehmet Ağa", "Arkadaşım Eşek", "Can Bedenden Çıkmayınca", "Nane Limon Kabuğu", "Alla Beni Pulla Beni" ve "Kara Sevda" gibi eserleriyle milyonların gönlünü kazanan Manço, sadece şarkılarıyla değil, televizyon programı "7'den 77'ye" ile de herkesin sevgilisi olmuştu.
Öyle ki, tüm Türkiye ona artık "Barış Manço" değil, sevgi dolu bir hitapla "Barış Abi" diyordu.
Ne var ki, 1 Şubat 1999'u gösterdiğinde Barış Manço, sevenlerine istemeden de olsa veda etmek zorunda kaldı. Ölümü yalnızca müzik dünyasını değil, her yaştan insanı derinden etkiledi. Geriye ise onun unutulmaz şarkıları ve milyonlarca hayranının kalbinde taze bir yer bırakan eserleri kaldı.
'BIYIK' HİKAYESİNİ HERKES YANLIŞ BİLİYORMUŞ!
Usta sanatçı Barış Manço, yıllar sonra ortaya çıkan bir ayrıntıyla yeniden konuşulmaya başlandı. Şarkılarıyla kuşaklar boyu hafızalara kazınan Manço, yalnızca müziğiyle değil kendine özgü duruşu, tarzı ve sahne kimliğiyle de unutulmazlar arasına girmişti.
Uzun saçları ve karakteristik bıyıklarıyla ekranlarda izleyici karşısına çıkan sanatçının bu görünümünün, sanıldığı gibi bilinçli bir imaj tercihi olmadığı ortaya çıktı.
GEÇİRDİĞİ KAZA SONUCUNDA...
Barış Manço, 1967 yılında Hollanda'da geçirdiği bir kaza sonucu dudağında kalıcı bir yarık oluşması nedeniyle bıyık bırakmak zorunda kaldı. Yani yıllar içinde bir sembole dönüşen o meşhur bıyık, estetik bir seçimden değil, tamamen zorunlu bir durumdan doğmuştu.
Zamanla Manço'nun sahne duruşunun ayrılmaz bir parçası haline gelen bu görünüm, binlerce insan için de ilham kaynağı oldu. Usta sanatçının, vefatından önce verdiği röportajlarda da bıyığının bir stil arayışından çok, yaşadığı kazanın ardından gelişen doğal bir süreç olduğunu dile getirdiği öğrenildi.
'GÜLPEMBE' ŞARKISININ HİKAYESİ DE BİR O KADAR DOKUNAKLI...
Barış Manço'nun 1981 yılında yayımladığı "Sözüm Meclisten Dışarı" albümünde "Ali Yazar Veli Bozar" ve "Arkadaşım Eşşek" gibi unutulmaz parçalarla birlikte yer alan "Gülpembe", yıllar boyunca milyonların gönlünde özel bir yer edindi.
ANCAK ASIL HİKAYE ÇOK FARKLIYDI!
Dinleyenlerin bir aşk şarkısı olarak bildiği bu parça, aslında Barış Manço'nun küçük yaşta büyük bir sevgi beslediği babaannesine yazılmıştı. Babaannesine olan düşkünlüğüyle bilinen Manço, ninesi vefat ettikten sonra ona ithafen bu şarkıyı kaleme almıştı.
"GÜLPEMBE BENİM BABAANNEM"
Yıllardır farklı farklı şekillerde karşımıza çıkan bu şarkının asıl anlamını Barış Manço gerçeği şu sözlerle açıklamıştı: "Gülpembe kimdir? Gülpembe benim babaannem. Akçapakça bir İstanbul hanımıydı. 15 torunu vardı ama en çok benimle anlaşırdı. Onun anılarıdır bende Gülpembe. Vefat ettiği zaman ben 13-14 yaşlarındaydım. İşte o yaşlardaki hüzünlerimin süzülmüşüdür Gülpembe. Çoğu insan genç bir kıza yazdığımı sanıyor ama hayır… Hoş, babaannem de bir zamanlar genç kızdı tabii. Dedemin başını döndürdüğüne göre. Yani Gülpembe benim babaannem."
İŞTE DİĞER USTA SANATÇILARIN HAYATINDAN KESİTLER...
1-6 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek olan 36. Münih Türk Film Günleri'nin bu yılki onur konuğu, 'Türk sinemasının Sultanı' Türkan Şoray olacak. Festival kapsamında Şoray'a Yaşam Boyu Başarı ve Onur Ödülü takdim edilecek. Şoray'ın da katılacağı açılış gecesinde, yönetmenliğini Atıf Yılmaz'ın yaptığı 1977 yapımı kült film 'Selvi Boylum Al Yazmalım' gösterilecek.
TÜRKAN ŞORAY'IN HİÇ BİLMEDİĞİNİZ O YÖNÜ!
Türk sinemasının unutulmaz ismi, Yeşilçam'ın 'Sultan'ı Türkan Şoray, sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdı. 28 Haziran 1945'te İstanbul'da doğan usta oyuncu, tam 222 filmde rol alarak dünyanın 'en çok film çeviren' kadın oyuncusu unvanına sahip oldu.
Altın Portakal Film Festivali'nde dört kez "En İyi Kadın Oyuncu" ödülüne layık görülen sanatçı, 1991 yılında devlet sanatçısı unvanını aldı. Aynı zamanda UNICEF iyi niyet elçisi olan Şoray, eğitime verdiği destekle de tanınıyor.
Fatma Girik, Filiz Akın ve Hülya Koçyiğit ile birlikte "Yeşilçam'ın Dört Yapraklı Yoncası"ndan biri olarak kabul edilen usta oyuncu, sinema dışında yönetmenliğe de el attı.
LALE BELKIS
28 Kasım 1938'de İstanbul Eyüpsultan'da dünyaya gelen Belkıs'ın asıl adı Belkıs Durmaz'dır. Babası Çanakkale Savaşı'nda muhabere subayı İsmail Durmaz, annesi Hacer Hanım'dır.
Osmanlı döneminde gemi kaptanı olan dedesinin denizci geçmişi, onun adeta kaderine yön vermiştir. Ailenin altıncı ve son çocuğu olan Belkıs, 12 yaşına kadar Eyüp'te büyüdü; bu döneme dair anılarını "Doğduğum Ev" adlı şarkısında ölümsüzleştirdi.
TÜRKİYE'NİN İLK MİLLİ MANKENİ
Eğitimini Beyoğlu Olgunlaşma Enstitüsü'nde tamamlayan Belkıs, 1953 yılında okulun düzenlediği bir gemi seyahatine katılarak tasarımları yurtdışında tanıttı ve böylece "Türkiye'nin ilk milli mankeni" unvanını aldı.