İran'ın en üst düzey askeri ve siyasi isimlerinin hedef alındığı saldırı, Tahran yönetiminde tarihi bir kırılma tartışmasını beraberinde getirdi. 1989'dan bu yana ülkenin en yüksek otoritesi olan Ali Hamaney sonrası oluşabilecek liderlik boşluğu ve karar alma mekanizmasındaki olası sarsıntı, gözleri hem iç dengelere hem de bölgesel güç mücadelesine çevirdi. Konuyu detaylı olarak Günaydın yazarı Mevlüt Tezel bugünkü köşesine taşıdı.
Futbolda kalecin, kesicin ve atıcın iyi olacak diye bir tabir vardır. Bu üçlü takımın ana iskeletini oluşturur. İran'a yapılan saldırı da işte tam bu ana iskeleti çökertmeye yönelik! Aynı anda İran'ı 1989'dan beri yöneten dini lideri... Genelkurmay başkanı... Savunma bakanı... Devrim Muhafızları Komutanı... Güvenlik danışmanı... İstihbarat daire başkanı... İç güvenlik ve karşı istihbaratın merkezi ismi... Füze, İHA ve ileri askeri teknolojilerinden sorumlu başkanı öldürülüyorsa... MOSSAD ve CIA'in Tahran yönetiminin attığı her adımdan, hatta aldığı nefesten bile haberi var demektir!
Bir ülkede halk kamplara ayrılırsa, özgürlük istekleri bastırılırsa, bir zümre aşırı zenginleşirken büyük halk yığınları fakirleşirse, siyasi ölümler artarsa o ülkede hain de çok olur! Bu son saldırı ise MOSSAD ve CIA'in çok üst kademeye adamlar yerleştirdiğini gösteriyor! Belki uzun yıllar sonra belgesellere konu olacak "Vay be o da MOSSAD'ın adamıymış" diyeceğiz.
ABD ve İsrail, İran'ın tüm politikalarını belirleyen omurgayı hedef aldığı saldırıda acaba içerideki hangi adam ya da adamlarından vazgeçti? Hayatını kaybeden bu en üst düzey yöneticilerin yerine geçeceklerin arasında MOSSAD ve CIA'in köstebekleri olabilir mi dersiniz? İran'ın eski cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ın şu sözü çok şeyi anlatıyor: "İran Gizli Servisi, MOSSAD ajanlarını temizlemek için bir birim kurmuştu. Ancak buranın başına getirilen ve 20 kişilik ekibin de MOSSAD ajanı olduğu ortaya çıktı."
KUKLAYA DÖNDÜ
Aslında Tarhan yönetimi, uzun yıllardır bu saldırılara, suikastlara alışkın olduğu için lider ve yönetici boşluklarını kolayca kapatan bir yönetim mekanizmasına sahip. Ama uzun yıllardan sonra ilk defa bir dini lider boşluğu yaşayacaklar. Ali Hamaney, İran devrimini gerçekleştiren kadronun önemli isimlerinden biriydi. Ruhullah Humeyni'nin ölümünden sonra da 1989'dan beri İran'daki tüm askeri, siyasi, ekonomik ve sosyal yapının üst otoritesiydi. Onun yerine geçecek kişi de İran'ın da kaderini çizecek gibi gözüküyor!
Bu saldırı hem şu anki Tarhan yönetimine darbe yapmış gibi oldu, kara alma mekanizmasını çökertti hem de İran'ın geleceğinin şekillenmesine zemin hazırladı! İsrail, ABD Başkanı Donald Trump'ı resmen kafeslemiş! Binyamin Netanyahu ne derse, ne isterse Trump'ın yapıyor olması da MOSSAD'ın casusluk başarısı olabilir! Ama nereye kadar? İsrail soykırımcı, vahşi politikaları elbet bir gün ters tepecek!
HAMANEY'IN ÖLÜMÜ...
İran'da Ali Hamaney öldürüldüğü için hüngür hüngür ağlayanlar da var, zil takıp oynayanlar da var... Elbette bir lideri herkesin sevmesi söz konusu olamaz ama İran'ı 1989'dan beri yöneten bir liderin ABD ve İsrail bombalarıyla öldürülmesine büyük halk kitlelerinin sevinmesi bir ülke açısından düşündürücü ve çok trajik bir durum aslında! Bazıları "Ali Hamaney'in ölümü, Saddam'ın, Kaddafi'nin ölümleri ya da Esad'ın düşmesiyle aynı mı?" diye soruyor. Bence bu soruya verilecek yanıt biraz da siyasi fikirleriniz, dini inançlarınız, hatta mezhep farklılıklarınızla da alakalı biraz!
Kızları, oğulları vinçlere asılarak idam edilenler, Şah'ı devirip daha baskıcı bir rejime yönetimi kaptıran solcular, özgürlüklerini kaybeden ve ekonomisi çöken insanlar arasında elbette Hamaney'in ölümüne sevinenler var. Ancak Hamaney'i eleştirmek, kızmak, hatta baskıcı rejimini değiştirmeye çalışmak başka bir şey, emperyalist müdahaleyi desteklemek başka bir şeydir... Emperyalistlerden kimseye hayır gelmez. Emperyalistler çıkarları için Afrikalı çocukları toplayıp köle yapar, çöktükleri yerleri sömürge yapar, ele geçiremedikleri hükümetleri darbeyle indirir, iç savaş çıkartır vs... İran halkı özgürmüş, değilmiş emperyalistlerin umurunda olmaz!
Eğer çıkarları varsa güçlerinin yettiğine anında çökerler!
İRAN SAVAŞINDAN ÇIKARILACAK DERSLER
■ Nükleer gücün varsa dokunulmaz oluyorsun. Kimse sana karışamaz, saldıramaz. İran bu güce ulaşmak istediği için yıllardır cezalandırılıyor.
■ Nükleer gücün yoksa ne yazık ki, ABD ile iyi geçinmek zorundasın!
■ İsrail'e her lanet edene inanırsan, bu bizim mezhepten, bizim adamımız deyip devletin en altından en üstüne liyakati önemsemeden insan yerleştirirsen hainin de çok olur! MOSSAD ve CIA attığın her adımı bilir!
■ Çin ve Rusya'dan müttefik olmaz. Süper güç diye güvenirsin ama onlar da seni sömürmenin peşindedir. Rusya, Ukrayna batağına saplandığından beri durum belliydi aslında. Önce Suriye, şimdi İran! Müttefik gibi gözüken ABD ve Avrupa da çıkarına göre anında satar!
■ Ekonomin sağlam değilse, fakirlik fazlaysa halk milliyetçilik gazıyla da bir yere kadar gider! Fakirliğin üstüne, özgürlükler de kısıtlanırsa, protestolar aşırı güçle bastırılırsa, sivil halk katliamları yaşanırsa ABD'nin bombalarına bile sevinme gafletinde bulunanları görürsün!
■ Üniter ulus devlet sarsılmaz bir kaledir. Üniter yapısı bozulan her ülkenin dağıldığını yakın tarihte de gördük! Yerel yönetimleri güçlendirmek, federatif yapı vs. diye tavizlerini verirsen uzun vadede dağılma kaçınılmaz olur! Federatif yönetim isteyenin nihai amacı da ayrı bir devlet olmaktır!
■ "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.", "İstikbal göklerdedir" sözlerini İran'ın en tepe yönetimine yapılan saldırıda bir kez daha görmüş olduk! Bilimde lider olanlar herkesi adım adım takip ediyor, istediği ülkenin hava sahasını da ele geçiriyor!