Yapımcılığını Polat Yağcı'nın üstlendiği, Poll Films imzalı filmin başrollerinde İnci Türkay, Şahap Sayılgan, Nevra Serezli, Gül Onat, Ayşen İnci, Ecrin Su Çoban, Doğa Rutkay, Bekir Aksoy ve Jess Molho gibi isimlerin yer aldığı "Sihirli Annem: Periler Okulu" filmi vizyona girdi. İlki rekorlar kıran serinin bu yeni halkasında ekip; periler dünyasının kapılarını aralıyor ve seyirciyi, fantastik sırlarla dolu yepyeni Periler Okulu'ndaki o büyüleyici ve eğlenceli serüvene ortak ediyor. Proje öncesi Jess Molho ve Bekir Aksoy ile bir araya geldik. Ünlü oyuncular ile filmden, çekim sürecinden ve merak edilenlerden bahsettik.
"Sihirli Annem: Periler Okulu" filmiyle beyaz perdede efsaneleşen hikaye devam ederken, projenin sevilen ismi Jess Molho ve kadroya yeni dahil olan Bekir Aksoy, GÜNAYDIN'dan Yasemin Durna'ya çok özel itiraflarda bulundu. İlk filmdeki yapay zeka sahnesinin ardından yayınlanan jenerik dışı görüntülere değinen Jess Molho, "Filmde Defne'yi (Joy Foster) gördüğümüz yerde dağıldım" sözleriyle duygusal anlar yaşatırken; son dönem projelerindeki tek tipleşmeyi eleştiren Bekir Aksoy ise "Eskiden herkes iyiydi bir kötü vardı, şimdi herkes kötü!" çıkışıyla dizi sektörüne sert bir eleştiri getirdi. Teknolojinin gelişmesine rağmen nostaljik sihir yöntemlerine neden sadık kalındığını "Periler 2026'ya geldi diye ışın mı atacaklar?" cümlesiyle özetleyen ikili; yapay zekanın Hollywood kapılarını Türk oyunculara nasıl açabileceğinden, Doktorlar ve Türk Malı dizilerinin neden tutmadığına kadar hafızalardan silinmeyecek bir sohbete imza attı. İşte o röportajın tüm detayları…
MÜTEVAZILIK YAPMAYAYIM, BU BAŞARIYI BEKLİYORDUM
-Sihirli Annem: Hepimiz Biriz'le birlikte sinemaya yeni bir soluk geldi. İlk film rekorlar kıran bir film oldu. Bu başarıyı bekliyor muydunuz?
Jess Molho: Mütevazılık yapmayayım, bekliyordum. Yani hakikaten bekliyordum ama bu kadar rekor kıracağını düşünmemiştim. Bekliyordum seyredileceğini çünkü yolda görüyorum ben bu durumu. Yani dünün çocukları, bugünün anne babaları bir şekilde Sihirli Annem'le buluşturmuş çocuklarını. Bazen "Sen beni nereden tanıyorsun ki?" dediğim çocuklar, "Zaten biz seninle büyümüştük, diziyle büyümüştük" diyorlar. Onun için bir beklentim vardı.
-İkinci filmde, Sihirli Annem: Periler Okulu'nda neler izleyeceğiz?
Jess Molho: Hayat devam ediyor, zaman devam ediyor. Periler çoğalıyor. Nesil devam ediyor. Şu anlamda söylüyorum; ben, Yavuz karakteri diziye başladığımda bekardım, evlendim. Kızım oldu ve şimdi de torunum var. Ve bunların da artık bir okulu var. Yani onlar da periliği öğreniyorlar. Periler Okulu aslında. Tabii ki tezat karakterler de var. Ben sadece fani dünyasında hayatıma devam ettiğim için o kadarını söyleyebilirim. Ama Periler Okulu diyebiliriz yani.
Bekir Aksoy: Ben hala bekarım (gülüyor). Bu ilk filmim olduğu için. Ama tabii çok keyifli. Gişesinin çok iyi olacağına eminim. Ve şu anda sinemaya da çok büyük bir katkı. Salonlara çok büyük bir katkı. Çünkü sektör sadece bizim kameran önü ve arkasından ibaret değil. Buradan beslenen birçok unsur var. O yüzden gişe anlamında çok başarılı olacağına inanıyorum. Çünkü kadro gerçekten çok keyifli. Bir de benim için en güzel taraf tabii projenin içinde olmanın dışında, neredeyse oyuncuların hepsi geçmişten dostum, arkadaşım. Çok güzel anılar biriktirdiğim insanlar. O yüzden Jess de aynı şekilde. Onun programlarında çok konuk oluyorduk. Orada da sohbet ediyorduk. Onun dışında özel hayata da karşılaşıyorduk. O yüzden orada buluşmanın dışında sette buluşmak, sette de bu anları paylaşmak, o keyifle iş yapmak çok güzel oldu. Doğa'yla biz, Doğa Rutkay'la beraber sonradan bu ekibe dahil olduk. Ama sanki hiç sonradan değilmiş de biz ilk baştan beri senin bekarlık hayatındaymışız gibi geliyor.
İKİLETMEDİM, İKİNCİ SORUYU SORMADAN KABUL ETTİM
-Bekir Bey siz ilk kez Sihirli Annem kadrosunda yer alıyorsunuz. Kadroya nasıl dahil oldunuz, kabul etme sebebiniz neydi?
B.A.: Bence sadece çocukları ilgilendiren değil, aileleri ilgilendiren ciddi mesajlar var işin içinde. İlk Polat Yağcı beni aradığında "Böyle bir şey düşünüyoruz. Ağabey olur musun?" Gerçekten ikiletmedim. Neden? Bir kere çocuklara yönelik işlerin içinde olmak çok keyifli. Günümüz dünyasında biliyorsun büyük kaoslar, büyük çatışmalar, kavgalar varken güzel bir şey sunmak, daha güzel, insanları motive edecek, onlara keyif verecek şeyleri sunmak çok değerli. Özellikle çocuklarımız için. Onlarla buluşacağım için çok keyif aldım ben de. "Tabii ki" dedim, inan ikinci soruyu sormadım. Direkt senaryoyu gönderdi zaten, okudum. Aslında Doğa'yla ikimiz biraz… Hani kötü karakter demeyeyim de biraz handikaplı diyeyim ikisi. Çünkü biraz Peri Okulu'nu karıştıracak gibi duruyorlar şu anda. Biraz daha diğerlerinden ayrışan karakterler. Ama biliyorsunuz bu tarz izlerde iyi kötü ayrımlarından daha çok bir zaman sonra kim daha eğlenceli, kim daha keyifli, kim daha espriliye dönüyor. Kötüyü bile biz eğlenceli oynamaya çalıştık açıkçası.
DOKTORLAR'IN VE TÜRK MALI'NIN İKİNCİ VERSİYONLARI TUTMADI, İLK KADROYU GÖZ ARIYOR
-Sihirli Annem dizi olarak devam etse nasıl olur sizce? Gerçi bir ara denendi fakat kadro farklılığından dolayı tutmadı diye düşünüyorum…
J.M.: Yani ona yorum yapamam. Orada da çok ciddi bir emek vardı. Çok da sevdiğim arkadaşlarım vardı oyuncu kadrosunda. Ama şöyle bir durum var. Bu işin mimarı Gamze Özer'di. Arzu Yurtseven de o bayrağı çok güzel devam ettirdi. Bu senaryolarda hala Gamze'nin parmağı var. Bildiğim kadarıyla bu senaryolar onun zaten bıraktığı miraslardı. Onun için belki o ayırım ondan olmuş olabilir diyeyim. Bir de tabii Nevra'sız (Serezli) falan olmaz. İnci'siz (Türkay) falan olmaz yani. Hani bensiz olur diyeyim tamam, eyvallah. Ama Gül (Onat) abla, Ayşen (İnci) abla falan onların olması lazım yani.
B.A.: Ana kadronun, ana kastın korunması çok değerli bir şey. Dediği gibi Gamze (Özer) de çok Arzu (Yurtseven) da büyük bir iş çıkardı. O yüzden o birliktelik, beraberlik çok önemli. Her proje için geçerli. Bizim de daha önce oynadığımız işlerin tekrar ikinci versiyonları çekildi. Onlar da tutmadı yani. Mesela biz Doktorlar'ı çektik. Doktorlar'ın da ikinci versiyonu çekildi ama tutmadı. Türk Malı'nı çektik. İkinci versiyonu çekildi ama tutmadı. Yani genelde ilk kadroyu göz arıyor. Ve daha verimli işler çıkıyor açıkçası.
FİLMDE DEFNE'Yİ GÖRDÜĞÜMÜZ YERDE DAĞILDIM
-İlk filmde yapay zeka ile Defne Joy Foster'ı da görmüştük. Seyircinin epey duygulandığı anlardı… Jess Bey siz neler hissettiniz o sahnelerde?
J.M.: Yani biz Defne'yi hep anarız. Zaten arkadaşlığımız, dostluğumuz burada hep devam etti. Defne de bizim için her zaman canımız ciğerimiz olarak kaldı. O bir melek bizim için. Bu tabii ki yapay zeka ile yapılmış bir şeydi. Ama sonra hani bu "roll caption" dedikleri şeyde görüntüler çıktı ya, Defne'nin gerçek görüntüleri çıktı. Onlar bende yoktu. Yani hafızamda yoktu. Çocukların çocuk halleri… O zamanlar orada oyun oynuyorlarmış. Çekim dışındaki zamanlarda çocuk onlar ya, oyun oynuyorlarmış. Onları gösterdiler falan. Orada dağıldım ben de. Ne diyeyim ki? Çok güzel iz bıraktı Defne. Defne hem Defne olarak çok güzel bir iz bıraktı insanlara. Ta o Kral TV'den başlayan sunuculuk geçmişi ve karakteri, deli doluluğu, farklılığı... Her yönüyle çok harika bir kızdı o. Eda da tabii ki peri olarak Sihirli Annem'de çok büyük bir iz bıraktı.
ESKİDEN HERKES İYİYDİ BİR KÖTÜ VARDI, ŞİMDİ HERKES KÖTÜ!
-Artık fantastik türde veya komedi türünde işler göremiyoruz… Son dönemdeki projeleri nasıl buluyorsunuz?
B.A.: Eskiden Yeşilçam'da ve bizim dizilerimizde herkes iyiydi bir kötü vardı. Şimdi dizilere bakıyorsun herkes kötü, bir iyi var o da sonra kötü oluyor. Yani bana sorarsan aslında başka bir kulvara geçtik şu anda ama o gerçekten çok tartışılması gereken, hatta biraz da sert konuşacağım ama engellenmesi gereken bir noktaya doğru gidiyor. Çünkü biz çocuk işleri çekerken ne kadar mutluyuz, ne kadar keyifliyiz. Çünkü evet, bir mesaj var işin içinde ama gene pozitif bir yere girecek. Gene destekleyici, gene biraz besleyici bir şey var. Diğer türlü devamlı sömüren, alan, tüketen, yok sayan, yok eden bir sistem var. O mesela bana doğru ve mantıklı gelmiyor. O yüzden biraz kontrollü yürümesi gerekiyor bazı şeylerin.
PERİLER 2026'YA GELDİĞİ İÇİN IŞIN MI ATACAKLAR?
-Teknolojinin gelişmesinin sihirler üzerinde ya da filmin genel efektlerinde bir katkısı veya değişimi oldu mu?
J.M.: Belki yeni nesil tarafından anlaşılmamış olabilir ama... Şimdi hala sihiri yapan atıyorum Betüş. Yani ne bileyim Perilice, Dudu falan. Bunlar şimdi 2026'ya geldiği için ışın mı atacaklar? Yani zamanında hangi sihri kullanıyorlarsa, orada hangi teknoloji kullanılıyorsa, nostaljik olarak yıldızlar mı artık bilmem neler mi, aynı şey yapılıyor aslında. Yani filmde de aynı şey geldi oraya.
B.A.: Kolaylaşmış olabilir belki daha hızlanmış olabilir. Ama genelde efektler aşağı yukarı aynı.
YAPAY ZEKA YÜZÜNDEN BİRÇOK KİŞİ İŞSİZ KALABİLİR
-Yapay zekanın sanat dünyasına etkisi hakkında neler düşünüyorsunuz peki?
B.A.: Bence çok etkiler. Etkileyecek ve aslında bundan da bir çıkarım, bir fayda sağlanması gerekecek. Mesela şöyle bir şey var, biz Jess'le ne yaparsak yapalım, Hollywood'da bir sinema filminde oynamamız, şu an bir Türk mantığıyla düşündüğünde oynatılması çok zor karakterleriz. Yani bizim İngiltere'de olmamız lazım, işte Hollanda'da doğmamız lazım, Amerika'da doğmamız lazım ki bize gerçekten bir şey versinler. Ama biz şimdi yapay zeka ile bir sinema filminde, bir Hollywood prodüksiyonunda belki oynayabileceğiz ve mükemmel bir İngilizce ile belki oynayabileceğiz. Biz Türkçe konuşacağız karşımızdaki aktörle ama o harika bir şekilde ve mükemmel bir telaffuzla belki anormal bir yere gidebilecek. Oyuncularımız, oyunculuklarımız da öyle. O yüzden bence yapay zekaya doğru bakıldığında, evet. Ama birçok kişi de tabii işsiz kalabilir. Birçok kişiyi de etkileyebilir ama oradan bakmamak, oradan okumamak lazım. Onu bize getirecek katkıları da düşünmek lazım.
Mesela en son yine yönetmenimizle İtalya'da bir lansman yapıldı. Bir Türk dizisinin orada lansmanı yapıldı ve oyuncularımız, Türk oyuncuları İtalyanca yapay zekayla konuşturuldu ve ses tonu değişmeden, aynı ses tonuyla ama tamamen İtalyanca konuşarak. Müthiş bir şey değil mi yani? Türk oyuncuları İtalyan gibi konuşuyor ve kendi ses tonuyla konuşuyor. O yüzden bence pozitif tarafları da olacak. Yani mesleksiz kalmaktan korkmamak, işsiz kalmaktan korkmamak lazım. Sadece ona uyum sağlamak gerekiyor. Çünkü mesela Defne (Joy Foster) oynamayacaktı yapay zeka olmasaydı. O yüzden çok artıları var.
J.M.: Tiyatroya bir şey olmaz ama.
B.A.: Tiyatroya çok zor. Tiyatrosu öyle bir şey olabilir, ışınlanarak biri gelebilir. Yıldız Kenter'le beraber oynayabiliriz. Müşfik (Kenter) Hoca'yla beraber oynayabiliriz. O da müthiş bir artı değer değil mi yani?
SİNEMA, SİNEMADA SEYREDİLİR
-Son olarak seyirciye neler söylemek istersiniz?
J.M.: Yani çok klasik olacak ama bu bir gerçek. Ailece izleyebileceğiniz, 7'den 77'ye herkesi mutlu edecek, tebessümle ayrılabileceğiniz çok güzel bir film, çok güzel bir aile filmi. Zaten bilenler biliyor, Sihirli Annem'in çok büyük bir geçmişi var. Gideceklerini tahmin ediyorum. İyi seyirler.
B.A.: Jess'e katılıyorum. Çok güzel konuştu (gülüyor). Ben de içinde olmaktan çok mutlu oldum. Gurur duydum. Çok keyif aldığım bir iş oldu. O yüzden ben izleyenlerin buraya gelen ailelerin de çok keyif alacağını düşünüyorum. Gelsinler, Sihirli Annem'i izlesinler. Salonları doğdursunlar.
J.M.: Sinema, sinemada seyredilir diyorum ben. O başka bir hikaye çünkü.
B.A.: Yani çok keyif alacaklarını emin olsunlar.