Yeşilçam'ın unutulmaz ismi, "Mavi Boncuk" lakaplı Emel Sayın'ın memleketi hakkında ortaya çıkan gerçek okuyanları şaşkına çeviriyor! Meğer sandığımızdan çok daha karmaşık bir köken hikayesi varmış. İşte kadife sesiyle hepimizi büyüleyen, oyunculuğuyla her neslin hafızasına kazınan Sayın'ın geçmişine dair o ilginç detay...
Türk sanat müziğinin yaşayan efsanesi ve Türk sinemasının en naif yüzlerinden biri olan Emel Sayın, bilindiği üzere 20 Kasım 1945 tarihinde Sivas'ın Şarkışla ilçesinde dünyaya geldi. Milyonlarca hayranı, bu resmi bilgi ışığında onun Sivaslı olduğuna inandı.
Ancak bu doğum yeri, sanatçının babasının Toprak Mahsulleri Ofisi'ndeki (TMO) memuriyet görevi nedeniyle ailenin o dönemde orada ikamet etmesinin bir sonucuydu. Gerçekte ise usta ismin kökleri İç Anadolu'ya değil, sınır ötesine, balkan topraklarına dayanıyordu.
SELANİK'TEN LÜLEBURGAZ'A UZANAN HÜZÜNLÜ GÖÇ
Sayın ailesinin asıl geçmişi, 1926 yılında gerçekleşen mübadele döneminin zorlu şartlarında Türkiye'ye göç eden muhacirlere uzanıyor. Selanik'ten yola çıkarak anavatana dönen aile, kendilerine yeni bir başlangıç noktası olarak Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesine bağlı Celaliye köyünü seçti.
Dört kız kardeşin en büyüğü olarak hayata gözlerini açan Emel Sayın, doğduğu yer her ne kadar Sivas olsa da, aslında tamamen Rumeli insanının sıcaklığını ve o coğrafyanın zengin kültürel dokusunu taşıyan bir evde, köklü muhacir gelenekleriyle yoğrularak büyüdü.
17 YAŞINDA GELEN "SES KRALİÇESİ" UNVANI
Köklerinden aldığı bu kültürel zenginliği, henüz 13 yaşındayken yüreğine düşen müzik ateşiyle birleştiren Sayın, çok geçmeden usta isimlerin tezgahından geçmeye başladı. Arif Sami Toker, Alis Rosenthal ve Münir Nurettin Selçuk gibi musiki tarihinin devlerinden aldığı paha biçilemez eğitimler sayesinde yeteneğini parlattı.
17 yaşına bastığında ise sahnelerin tozunu yutmaya başlayan genç yetenek, kısa süre içinde tüm cemiyeti büyüleyerek "Ses Kraliçesi" unvanına layık görüldü. Selanik kıyılarından başlayıp Lüleburgaz'a, oradan Sivas'a ve en nihayetinde tüm Türkiye'nin kalbine kurulan bu taht, "Mavi Boncuk" efsanesinin nasıl doğduğunun en ilham verici özeti olmaya devam ediyor.
Küçük yaşta sahneye adım atan Adile Naşit, tiyatrodan televizyona, sinemadan çocuk programlarına kadar uzanan geniş bir kariyerin altına imza attı.
Adile Naşit'in pek bilinmeyen bir yönü ise kökenidir. İstanbul'da dünyaya gelen ünlü sanatçının babası da İstanbul doğumlu. Annesi ise Ermeni kökenli.
Türk sinemasının bir diğer efsane ismi Türkan Şoray ise sadece oyunculuğuyla değil, kökenleriyle de dikkat çekiyor.
28 Haziran 1945'te İstanbul'un tarihi Eyüpsultan ilçesinde doğan Şoray, memur bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.
İŞTE KÖKENLERİ!
Baba tarafından Kabartay Çerkez soyundan gelen usta oyuncunun anne tarafı ise Selanik göçmeni.
Bu zengin kökenler, Şoray'ın sanatına ve duruşuna da yansıyor. Nazan ve Figen adında iki kız kardeşi bulunan Türkan Şoray, babasının vefatının ardından ailesine büyük destek verdi. Yeşilçam'ın "Sultan"ı olarak anılan Şoray, tam 222 filmde rol alarak dünyanın en çok film çeviren kadın oyuncusu unvanını taşıyor.
Fatma Girik, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın ile birlikte Yeşilçam'ın dört yapraklı yoncası olarak sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdı.
CÜNEYT ARKIN'IN BİLİNMEYEN KÖKENLERİ!
Türk sinemasının efsanevi ismi Cüneyt Arkın da yalnızca oyunculuğuyla değil, köklü geçmişiyle de dikkat çeke isimlerden. Asıl adı Fahrettin Cüreklibatur olan usta sanatçı, 8 Eylül 1937 tarihinde Eskişehir'in merkezine bağlı Karaçay köyünde dünyaya geldi. Yeşilçam'ın en unutulmaz yıldızlarından biri haline gelen Arkın'ın hikâyesi, tam anlamıyla bir başarı öyküsü.
Cüneyt Arkın'ın babası Hacı Yakup Cüreklibatur, Kurtuluş Savaşı'na katılmış, vatanı için mücadele etmiş bir gaziydi. Bu yönüyle Arkın'ın hem sanatta hem de hayatta taşıdığı mücadeleci ruhun köklerinin aileden geldiğini söylemek mümkün.
PEKİ KADİR İNANIR'IN NERELİ OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ?
Ailesinin en küçük çocuğu olan İnanır, ilkokul ve ortaokul yıllarında sahne yeteneğini çeşitli okul etkinliklerinde sergileyerek dikkat çekti.
Henüz genç yaşta İstanbul'un yolunu tutan İnanır, yatılı olarak okuduğu Haydarpaşa Lisesi'ni bitirdikten sonra Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Radyo-Televizyon Bölümü'nden mezun oldu.