Fikret Hakan ve Öztürk Serengil ile yola çıkan, sinema salonlarında gazoz satarken adım attığı beyaz perdede 6 yılda 95 filmle imkansız bir rekora koşan Yeşilçam'ın usta oyuncusu Suphi Kaner'in parıltılı hayatı bir gecede tepetaklak oldu. İşte yayınlanan o gizli mektupla bir anda dünyası kararan ve kimsenin yüzüne bakmadığı talihsiz jönün, henüz 30 yaşındayken herkesi yasa boğan o acı sonuna dair bilinmeyenler...
1933 yılında İstanbul'un Cerrahpaşa semtinde dünyaya gözlerini açan Suphi Kaner, hayata oldukça zorlu şartlar altında başladı.
Henüz küçük bir çocukken babasını kaybeden Kaner, yaşamın ağır yükünü annesiyle birlikte omuzlamak zorunda kaldı, geçimini sağlayabilmek için ayakkabı boyacılığından marangozluğa kadar pek çok farklı işte ter döktü...
Sinema salonlarında gazoz satarak geçindiği dönemde beyaz perdenin büyüsüne kapılan oyuncu, içindeki oyunculuk yeteneği sayesinde kısa sürede dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.
6 YILDA 95 FİLMLE REKORA KOŞTU
Sanat dünyasındaki ilk ciddi çıkışını Öztürk Serengil ve Fikret Hakan ile birlikte hayata geçirdiği tiyatro topluluğuyla yapan usta oyuncu, adını geniş kitlelere duyurdu. Sinema kariyerinde adeta fırtınalar estiren Yeşilçam oyuncusu, 1957 ile 1963 yılları arasındaki sadece 6 yıllık süreçte tam 95 sinema filminde rol alarak kırılması güç bir rekora imza attı.
SEKTÖRÜ SARSAN BÜYÜK YASAK
Kariyerindeki bu hızlı yükselişe rağmen, ilerleyen dönemde yaşadığı alkol problemi nedeniyle film yapımcılarıyla ilişkileri gerilmeye başladı. Yapımcı Nevzat Pesen'in şikayeti üzerine harekete geçen Prodüktörler Cemiyeti, usta oyuncu hakkında radikal bir karar alarak onu "kara listeye" dahil etti. Cemiyet tarafından kaleme alınan ve sektöre dağıtılan mektupla, hiçbir yapımcının Suphi Kaner'e setlerde iş vermemesi talep edildi.
ÇARESİZLİK İÇİNDE GELEN ZAMANSIZ VEDA
Alınan bu sert kararın ardından setlerden tamamen uzaklaştırılan ve işsiz kalan ünlü oyuncu, maddi imkanlarını bütünüyle kaybetti. Ekonomik olarak büyük bir çıkmaza sürüklenen ve bu süreçte yakın çevresinden umduğu desteği de bulamayan Yeşilçam jönü, derin bir bunalımın içine düştü. Maddi ve manevi olarak tamamen tükenen Kaner, 1963 yılının ağustos ayında yüksek dozda ilaç içerek yaşamına son verdi.
Yeşilçam'ın usta oyuncusu Suphi Kaner, henüz 30 yaşındayken hayata veda ederek arkasında büyük bir hüzün bıraktı.
YEŞİLÇAM'IN GÖRÜNMEYEN BİR DİĞER YILDIZI: HÜLYA TUĞLU...
Yeşilçam'ın zarif yüzlerinden Hülya Tuğlu, bir dönemin büyük yıldızlarıyla aynı setleri paylaştı. Filiz Akın'ın, Fatma Girik'in yanında; kimi zaman küçük ama unutulmaz rollerde sinemaya emek verdi.
"Selvi Boylum Al Yazmalım"da canlandırdığı Dilek Hanım ise izleyicinin kalbine dokunan ama aynı zamanda tepkisini de çeken bir karakterdi. Yıllar geçse de adı çoğu zaman Kadir İnanır'la birlikte anıldı. Sessiz bir hayat yaşadı… Sessizce de veda etti bu dünyaya. Ama ardında Yeşilçam'ın hatıralarına karışmış ince bir iz bıraktı.
Türk sinemasının zarif oyuncularından Hülya Tuğlu, 27 Ağustos 1946'da İzmir'de doğdu. Yeşilçam'ın altın yıllarında genellikle karakter ve yardımcı rollerde kamera karşısına çıkan Tuğlu, "Adile Teyze", "Selvi Boylum Al Yazmalım", "Hatasız Kul Olmaz" ve "Küçük Sevgilim" gibi dönemin önemli yapımlarında yer aldı.
En çok hafızalarda kalan performanslarından biri ise "Selvi Boylum Al Yazmalım" filmindeki Dilek Hanım karakteri oldu. Bu filmde Türkan Şoray'ın canlandırdığı Asya karakteri, Kadir İnanır'ın oynadığı İlyas tarafından Dilek'e tercih edilmişti.
Yıllar boyunca Yeşilçam'ın içinde kalan Tuğlu, hiçbir zaman başrol yıldızı olmadı; ancak sinema tarihinin sessiz ama vazgeçilmez yüzlerinden biri olarak anıldı.
41 yıl süren sinema yolculuğunun ardından, 18 Haziran 2010'da İstanbul'da hayatını kaybetti ve Feriköy Mezarlığı'na defnedildi.
Ancak o derin bakışların ardında; kimi zaman gözyaşıyla, kimi zaman ise amansız bir mücadeleyle yoğrulmuş, pek az kişinin bildiği sarsıcı bir hayat hikayesi yatıyor.
ÇOCUK YAŞTA GELEN SAHNE TOZU
14 Haziran 1957'de İstanbul'da dünyaya gelen ve aslen Trabzon Sürmeneli olan Şerife Perihan, henüz beş yaşındayken İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun çocuk bölümünde ilk rolünü aldı.
Annesinin katı kuralları altında büyüyen Savaş, henüz 13 yaşındayken ailesinin rızasıyla, askeri okulda okuyan 22 yaşında bir gençle nişanlandırıldı.
KENDİ KÜLLERİNDEN DOĞAN BİR KARİYER
Yaşadığı bu erken dönem travması, Perihan Savaş'ın karakterini çelikleştirdi. Evliliğin sona ermesinin ardından adeta kendi küllerinden doğan sanatçı, tüm enerjisini sahneye verdi.
"Küçük Prenses", "Romeo-Jüliyet" ve "Kibarlık Budalası" gibi klasik eserlerle tiyatro sahnesinde devleşti. 1971 yılında "Şehzade Simbad Kaf Dağında" filmiyle kameralarla tanışan Savaş için sinema, artık kaçınılmaz bir yuva olmuştu.
Yaklaşık 120 filmde başrol oynayarak Yeşilçam'ın en güvenilir ve sevilen yıldızlarından biri haline geldi.