Anoreksiya nedeniyle 23 kiloya düşen Nihal Candan, geçtiğimiz günlerde hayata gözlerini yumdu. Nihal Candan'ın annesi ve kız kardeşi Bahar Candan'ın cenaze törenindeki gözyaşları herkesi hüzne boğdu. Sosyal medya fenomeni Nihal Candan'ın küçük kız kardeşi Su Candan'dan yürek burkan bir paylaşım geldi. İşte o paylaşım!
Cezaevindeyken "Anoreksiya nervoza" teşhisi konulan sosyal medya fenomeni Nihal Candan 23 kiloya kadar düşmüştü. Nihal Candan henüz 30 yaşında hayatını kaybetti.
İLK KEZ PAYLAŞIMDA BULUNDU
Nihal Candan'ın küçük kız kardeşi Su Candan, yaşadığı büyük acı sonrası ilk kez bir paylaşımda bulundu.
"ARTIK DOĞUM GÜNÜM YOK! NİHAL'İMLE ÖLDÜM"
Su Candan paylaşımında, "Artık doğum günüm yok! Nihal'imle öldüm" ifadelerini kullandı.
Nihal Candan'ın anoreksiya sebebiyle yaşamını yitirmeinin ardından şarkıcı Derya Uluğ'dan bir itiraf geldi. 39 yaşındaki Uluğ, üniversite yıllarında anoreksiya nervoza ile mücadele ettiğini yaptığı paylaşımla açıkladı.
"BİR DİLİM EKMEK YİYEBİLMEK İÇİN DUA ETTİM"
Derya Uluğ, şu sözleri kullandı:
"Üniversite yıllarında anoreksiya yaşamış ve atlatmış biri olarak, sosyal medya baskıları ya da başka sebeplerle sağlıksız zayıflığın sanılandan çok daha tehlikeli olduğunu söylemek istiyorum. Bir dilim ekmek yiyebilmek için dua ettiğim geceleri biliyorum. Yemek yiyebilmenin ne kadar büyük bir nimet olduğunu o günlerden sonra anladım."
"ZAYIFLIK GÜZELLİK DEMEK DEĞİLDİR"
"2 yıl süren ve 39 kiloya kadar düştüğüm bu süreçte inat ettim ve sağlığıma kavuştum. Fakat Nihal Candan bu kadar şanslı olamadı. Çok üzgünüm, mekanı cennet olsun. Genç kızlarımıza tavsiyem, zayıflık güzellik demek değildir, sağlık herşeyden kıymetlidir.
"HAYATINIZIN ELİNDEN ALINMASINA İZİN VERMEYİN"
Zayıf görünmekten mutlu oluyorsanız lütfen bunu sporla ve sağlıklı beslenerek yapın. Başka yöntemler sağlığınızı elinizden aldığında sadece zayıf ve sağlıksız olacaksınız. Lütfen sosyal medya baskılarına, yönlendirmelerine yenik düşüp hayatınızın elinden alınmasına izin vermeyin."
Hastanede yaşamını yitiren Nihal Candan, hem sağlık durumu hem de ruh haliyle ilgili geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamalarla dikkat çekmişti.
"HAYATTAN KEYİF ALMIYORUM ARTIK"
Candan, yaşadığı derin içsel çöküşü "Yemeyeyim, fit kalayım gibi kaygılarım yok. Ama stres... Bir şey yemek de keyif işidir ya. Hayattan keyif almıyorum artık" sözleriyle ifade etmişti.
Uzun süredir hayattan zevk alamadığını dile getiren Candan, bu süreçte önce iştahını, sonra da beden gücünü kaybetti.
"Bir süre sonra yiyememeye başladım artık" diyerek durumunun psikolojik bir çıkmazdan fiziksel bir hastalığa nasıl dönüştüğünü gözler önüne sermişti.
Kardeşi Bahar Candan'la birlikte magazin dünyasında sıkça konuşulan Nihal Candan, son aylarda sosyal medyada gözlerden uzak kalmıştı.
Sağlık durumuyla ilgili endişe verici sinyaller çok önceden gelmişti, ancak bu acı son engellenemedi.
Candan'ın vefatı, hem yakınlarını hem de onu yıllarca ekranlardan tanıyan geniş bir kitleyi derin yasa boğdu. Genç yaşta bir hayat daha, görünmeyen bir savaşta kaybedildi.
Sosyal medya fenomeni Nihal Candan'ın anoreksiya nervoza nedeniyle yaşamını yitirmesi, gözleri bu ciddi hastalığa yeniden çevirdi. Görünüm baskısı, sosyal medyadaki yargılar ve travmatik yaşam olaylarının Candan'da anoreksiyayı tetiklediği belirtiliyor.
Klinik Psikolog Gözde Göktaş, yeme bozukluklarının sadece fiziksel değil, aynı zamanda derin bir ruhsal çöküşün yansıması olduğunu ifade etti. Göktaş, ailelerin ve yakın çevrenin bu süreçte suçlayıcı değil, tamamen destekleyici bir tutum sergilemeleri gerektiğinin altını önemle çizdi.
"TRAVMATİK SÜREÇLER VE BEDEN ALGISI BU HASTALIĞI TETİKLİYOR"
Anoreksiya nervozanın çoğu zaman sadece bir diyet takıntısı ya da kilo verme isteği gibi algılandığını ancak bunun gerisinde çok daha derin psikolojik faktörlerin olduğunu belirten Klinik Psikolog Göktaş, "Anoreksiya nervoza bir yeme bozukluğudur. Sadece davranışsak bir süreç değildir. Travma temelli, erken çocukluk dönemi ve ailesel aktarımlarla da ilişkilendirilebilir."
"Kontrol ihtiyacı, özgüven eksikliği, mükemmeliyetçilik zorlayıcı yaşam olayları ve düşük benlik saygısında bu durumda belirleyici bir faktördür. Travmalar, ailevi yükler, mükemmeliyetçilik, obsesif düşünceler ve sosyal medyanın dayattığı beden algısı bu tabloyu körüklüyor. Kişi kendini aynada hâlâ şişman görebiliyor ve bu da bozulmuş beden algısının en çarpıcı göstergesidir" dedi.
Klinik Psikolog Göktaş, bu durumun özellikle ergenlerde ve genç kadınlarda sık görülse de son yıllarda erkeklerde de artış gösterdiğini belirtti.
Klinik Psikolog Göktaş, "Son zamanlarda hızlı kilo kayıpları yaşanıyorsa, psikolojik dalgalanmalar gözlemleniyorsa, bu sadece bir diyet meselesi değildir. Kişi kendini ifade etmekte zorlanabilir, sosyal ilişkilerden uzaklaşabilir. Bu noktada hem psikoterapi desteği hem de hekim takibi şarttır."
TEDAVİ BİR EKİP İŞİDİR
Anoreksiyadan kurtulmak, bireyin iradesiyle tek başına başarabileceği bir süreç değildir. Klinik Psikolog Göktaş, multidisipliner bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu vurgulayarak şu uyarıda bulundu:
"Psikolojik destek, beslenme danışmanlığı ve gerekiyorsa medikal tedavi bir arada yürütülmelidir. Kişiyle birlikte aile de bu sürece dahil edilmeli; eleştirmek yerine destek olunmalıdır. Anoreksiya, hem fiziksel hem duygusal yönleriyle ele alınması gereken bütüncül bir sağlık sorunudur."