Diriliş ve Kuruluş serisini izlerken, olan biteni hep günümüzle karşılaştırmayı, tarihin bugüne izdüşümlerini yakalamayı seviyorum. Yine öyle yaptım. Bu açıdan bakılınca, verilen mesajların değeri bir kat daha önemli geldi bana.
Orhan Gazi devlete uzanan yolda ne yaptı? Önce ailesinin, sonra halkının ve en nihayetinde beylerinin güvenini kazandı. Sonra esas düşmanlarını belirledi ve hedefe Bizans ile Temurtaş'ı koydu. Bu yolda dağınık etnik grupları aynı bayrağın altında birleştirdi. Özetle "Devlet demek, birlik demektir" anlayışına sahip çıktı. Bu arada en yakınındaki hain muhalifler Şahin Şah ve Demirhan Bey'le de mücadele etmeyi ihmal etmedi.
Osmanlı Devleti'nin ilanı için gerçekleştirilen törende ilk bağlılığını bildirenin, Suriye ve Mısır başta olmak üzere tüm Ortadoğu'ya hakim olan Memlükler'in elçisi olması da pek manidardı doğrusu. Ardından Mısır Halifesi'nin elçisi, dönemin en büyük fetva makamı Dört Mezhep Kadısı'nın temsilcisi de yeni devleti tanıdıklarını bildirdiler. Son olarak, Orhan'ın kardeşi Alaattin Bey de babaları Osman Bey'in yadigârı kılıcını ağabeyine teslim ederek biat etti. Orhan da "Artık hükmümün vekilisin" diyerek onu vezir tayin etti.
Bölümdeki en vurucu sahnelerden biri de Musa Baba Tekkesi'nde geçen diyalogdu. İnşaatta çalışan derviş, kendisine taş uzatan kişinin Sultan Orhan olduğunu fark edince hayretle "Siz ki koca sultansınız, taş taşımak size kalır mı?" dedi. Orhan da rahmetli babası Osman Bey'in sözünü hatırlatıp, "Sultanın büyüğü, âlimin ayağına gidendir. Hem cahille sohbet edeceğime âlimle taş taşırım daha iyi" diye cevap verdi. Sembollerle dolu sahne, inanç ve ilmîn, "mülkü" yani devleti oluşturan en önemli yapı taşı olduğunu betimliyordu.
Güçlü bir devlete giden yolun tüm formülleri, bugüne atıfla Kuruluş Orhan'ın bu bölümünde adeta madde madde yeniden deklare edildi.
Emeği geçen herkese şükranlarımla...