atv'nin Türkiye'yi ekranlara kilitleyen Bozdağ Film imzalı dizisi 'Kuruluş Orhan'da Bizans'ın en korkulan komutanlarından biri olan 'Flavius' karakterini canlandıran ünlü oyuncu Şükrü Özyıldız ile bir araya geldik.
Bizans'ın en korkulan komutanı Flavius'un zihnine ilk girmeniz gereken yer neresi oldu? Şiddet mi, strateji mi, yoksa yalnızlık mı?
Flavius bir dava adamı. Vatanını ve milletini savunuyor. O dönemin kültür ve bilim seviyesine bakarsak ilaveten inancını koruyor. Üstüne düşmanın babasını ve kardeşini öldürmesi ona bir aile mirası da bırakıyor. Varoluş-amaç ekseninde ben Flavius'un duruşunu seviyorum. Onurlu, mert ve disiplinli bir savaşçı. İnsani duyguları ve empati seviyesi de yüksek.
Flavius, Osmanlı ile sadece savaşmıyor; kendi kaderiyle de savaşıyor. Onun iç çatışmasını nasıl yorumladınız?
Flavius'un hikayesinde çok fazla kırılma noktaları var. Bunları ilerleyen bölümlerde işleyeceğiz ve asıl o zaman iç çatışmalarını ben de karakterle birlikte yaşayacağım. Heyecanlı günler beni bekliyor.
İzleyicinin Flavius'tan nefret etmesi mi, hayran olması mı sizi daha çok memnun eder?
İkisinin de olması lazım. Ama haklılığının da görülmesi beni mutlu eder çünkü o zaman Flavius'u oynarken hakkını teslim ettiğimi düşünürüm. Çünkü Tarih hangi perspektiften bakarsanız orayı haklı kılar. Sadece güçlüler kazanır.
KARAKTERİ ANLAMAYA ÇALIŞIRIM
Tarihi bir kötü karakteri canlandırırken "ona haksızlık yapmamalıyım" dediğiniz oldu mu?
Oyuncu karakterinin avukatı gibidir onu savunup anlamalı. Mevzu haksa her şey zaten insanlar için değil mi?
Dizi atmosferi ile tarihteki Bizans imajı arasında sizce en büyük fark nerede? Flavius bunu nasıl taşıyor?
Baktığımız yer. Biz Osmanlı perspektifinden bakıyoruz ki bu da normal.
Bir komutanı canlandırırken bedenden önce hangi duyguyu çalışıyorsunuz; kibir, korku, disiplin, merhamet?
Hepimiz doğumdan bugüne kadar yaşadığımız her şeyin toplamıyız. Karakterlerimiz de öyle. O yüzden ben de karakterleri doğumundan oynadığım güne kadar imajine eder onun tüm duygu-durumlarını anlamaya çalışırım. Sonrası kendiliğinden gelir zaten.
Karakterinize 'gerçek hayatta' en çok neyi sormak isterdiniz?
Her şeyi bırakıp kaçıp gitmek istemedin mi hiç?
Er meydanı dışında, günlük hayatta sizi en çok zorlayan şey nedir; sabırsız insanlar mı, plansızlık mı, sosyal gürültü mü?
E- hepsi. (Gülüyor). Bu aralar her şey beni zorluyor açıkçası. Bir kırılmanın eşiğinde gibi hissediyorum ve şifalı bir yere gitmesi için çalışıyorum.
Set yoğunluğunda zihinsel dayanıklılığınızı nasıl koruyorsunuz; spor, meditasyon, yalnızlık, arkadaşlar?
Hepsi aslında. Fiziksel ve zihinsel sağlık spor ve sağlıklı beslenme olmadan olmuyor. Meditasyon yapan biri değilim ama farkındalık çalışmaları hep yapıyorum. Kitap okuyorum, okuyamasam Storytel'den dinliyorum. Yalnızlığımı kaliteli kılmaya çalışıyorum
Bir tarih karakteri oynarken sizce oyuncunun topluma karşı sorumluluğu var mı? Yoksa sadece hikâye mi anlatır?
Sadece oyuncunun değil. Herkesin bir sorumluluğu var. Ama her hikayenin kendi alt hikayeleri vardır ya, o yüzden her yerde sorumluluk aramak şart değildir aslında
ÇEKİMLERDE ADRENALİN YÜKSEK
Şükrü Özyıldız'ın üç kelimelik mottosu ne?
Kodlarımı kelimelerle anlatmam mümkün değil
En korkutucu şey bilinmezlik mi, zamansızlık mı, başarısızlık mı?
En korkutucu şey bilmek artık.
Kamera kapandığında Flavius nasıl kayboluyor? Bir anda şakacı birine mi dönüşüyorsunuz, yoksa rol çantanızdan zor mu çıkıyor?
Sahnesine göre değişiyor benim de durumum. Cemre ile olan sahnelerde çok eğleniyoruz. Düşman hattı sahneleri gergin ve bol adrenalinli tabii ki.
Tarihi rol oynarken modern hayran mesajları… En tuhaf DM neydi?
Flavius'la ilgili hep hoşuma giden mesajlar geliyor. Henüz çok tuhaf diyebileceğim bir mesaj gelmedi.
Aşk hayatınızda da stratejik misiniz, yoksa plansız romantik mi?
Stratejik değilimdir. Bence aşkta strateji ölümcül bir tuzaktır
Komutan vücudu şart… Sizi en çok zorlayan spor mu, beslenme mi, uykusuzluk mu?
Eskiden zorlanırdım ama artık neyi nasıl yapmam gerektiğini, yapmazsam nasıl pişmanlık yaşadığımı bildiğim için disipline ediyorum kendimi ve hepsini ayarlayabiliyorum.
"Fit kalmak için yaptığım en saçma şey…" diye bir itiraf çıkarsak sizden?
Yağ yakıcılar kullanmak çok yanlış. Vücudunuzu istediğiniz forma getirmek için irade ve istikrar dışında kolay ve hızlı bir yol yok.
SEYİRCİYE NE HİSSETMESİ GEREKTİĞİNİ DİKTE EDEMEZSİN
Şiddet sahnelerinde, karakterin vahşetini abartmadan hissettirmek… Sizce bu "ölçü" nasıl tutulur?
Hissettirmeye çalışmak çok yanlış bir amaç. Seyirciye ne hissetmesi gerektiğini dikte edemezsiniz. Siz hissedersiniz, reji bunun kompozisyonunu kurar, sizin hissettiğinize seyirci empati kurar. Zaten sahne sanatlarındaki "sanat" da budur. Vahşete gelirsek sanırım tarihe baktığımızda hiçbir tarih figürü yaptığına vahşet demez. En fazla adalet veya intikam der. Vahşet diye dışarıdan yorumlanabilir. Burada ben karakterin içinde kalmakla yükümlüyüm. Sonrasını düşünmüyorum.
HİÇBİR ŞEY OLMADAN MUTLU OLABİLMEK EN BÜYÜK BAŞARI
"Başarı" kelimesi sizin için daha çok sessizlik mi, alkış mı?
Mutluluk. Biz bir şeyleri başardığımızda mutlu olacağımıza güdümlenmiş yaşıyoruz. Halbuki mutluluğu dışarı endekslemek en büyük tuzak. Hiçbir şey olmadan mutlu olabilmek en büyük başarı.
Dışarıdan bakıldığında güçlü figürler oynuyorsunuz. Peki, sizin kırılganlığınız nerede duruyor?
Benim kırılganlığım yaşadığım her şeyin öğretisinin yorgunluğu.