O, Türk sinemasının en duru güzeli, Yeşilçam'ın zarafet timsali... Ancak Perihan Savaş'ın hayatı, dışarıdan göründüğü gibi toz pembe değilmiş! Henüz 13 yaşındayken 'özgürlük' uğruna attığı o imza, nasıl hayatının en büyük hapishanesine dönüştü? Babasına 'Canıma kıyarım' dedirten o büyük çaresizlik neydi? Usta oyuncunun başarılarla dolu kariyerinin gölgesinde kalan, duyulmamış hayat mücadelesi sizi çok şaşırtacak!
Yeşilçam'ın kadife bakışlı, esmer güzeli Perihan Savaş, Türk sinemasının en ikonik yüzlerinden biri.
Ancak o derin bakışların ardında; kimi zaman gözyaşıyla, kimi zaman ise amansız bir mücadeleyle yoğrulmuş, pek az kişinin bildiği sarsıcı bir hayat hikayesi yatıyor.
ÇOCUK YAŞTA GELEN SAHNE TOZU
14 Haziran 1957'de İstanbul'da dünyaya gelen ve aslen Trabzon Sürmeneli olan Şerife Perihan, henüz beş yaşındayken İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun çocuk bölümünde ilk rolünü aldı.
"BENİ ONDAN AYIRMAZSANIZ, CANIMA KIYARIM"
Sadece 6-7 ay süren ve aynı evde dahi yaşanmayan bu süreç, eşinin "tiyatrodan ayrıl" baskısıyla son buldu. Genç Perihan, sanata olan tutkusundan vazgeçmemek için babasına "Eğer beni ondan ayırmazsanız, canıma kıyarım" diyecek kadar çaresiz kalmıştı.
KENDİ KÜLLERİNDEN DOĞAN BİR KARİYER
Yaşadığı bu erken dönem travması, Perihan Savaş'ın karakterini çelikleştirdi. Evliliğin sona ermesinin ardından adeta kendi küllerinden doğan sanatçı, tüm enerjisini sahneye verdi.
"Küçük Prenses", "Romeo-Jüliyet" ve "Kibarlık Budalası" gibi klasik eserlerle tiyatro sahnesinde devleşti. 1971 yılında "Şehzade Simbad Kaf Dağında" filmiyle kameralarla tanışan Savaş için sinema, artık kaçınılmaz bir yuva olmuştu.
BÜYÜK AŞK VE ERKEN VEDANIN ACISI
Hayatındaki tek resmi evliliğini meslektaşı Yılmaz Zafer ile yapan Perihan Savaş, lise yıllarından tanıdığı Zafer ile 'Bir Daha Umut' filminin setinde büyük bir aşka yelken açtı. Ancak bu mutluluk, evliliklerinin 5. yılında gelen bir sağlık felaketiyle gölgelendi.
Yılmaz Zafer, iş hayatında yaşadığı ağır stresli bir dönemin ardından kalp krizi geçirdi. Beynine oksijen gitmemesi sonucu yatağa bağımlı hale gelen eşine, Perihan Savaş tam 1,5 yıl boyunca, büyük bir sadakatle adeta bir bebek gibi baktı.
"CANIMI ALACAKSAN ÖNCE ÇOCUĞUMU GÖREYİM"
Oğulları Savaş henüz iki aylıkken yaşanan bu trajedi, sinema dünyasının en hüzünlü hikayelerinden biri olarak kayıtlara geçti. Yılmaz Zafer'in vefatından önce, henüz doğum gerçekleşmeden hissettiği o garip önsezi ise yıllar sonra Savaş'ın gözlerini dolduracaktı:
"Yılmaz, 'Ben bu çocuğun yüzünü göremeyeceğim biliyor musun?' demişti. Sonra gökyüzüne bakıp 'Allah'ım, eğer canımı alacaksan ne olur önce çocuğumu göreyim, sonra al' diye dua etti. Duaları kabul oldu; oğlunun yüzünü gördü ama kısa süre sonra onu ebediyete uğurladık."
YEŞİLÇAM USTASI REHA YURDAKUL'UN HAYAT HİKAYESİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?
Türk sinemasının "altın çağında" yüzlerce filmde hayat verdiği karakterlerle gönüllerde taht kuran Reha Yurdakul, sadece bir oyuncu değil aynı zamanda yapımcı ve senarist olarak sektörün mutfağında da adeta ter döken bir isimdi.
SİNEMA DÜNYASINA ADIM ATMASI
1926 yılında Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde dünyaya gelen sanatçı, eğitimini İstanbul'un köklü okullarından Pertevniyal Lisesi'nde tamamladı.
Sinemaya olan tutkusunun peşinden giderek 1949 yılında Mümtaz Ener'in yönettiği "Kanatlardan Türbe" filmiyle beyazperdeye ilk adımını attı.
Yeşilçam'ın en zorlu dönemlerinde dahi üretmekten vazgeçmeyen usta isim, arkasında 150'den fazla filmden oluşan devasa bir miras bıraktı.
SİNEMA SETİNDE BAŞLAYAN VE SETTE NOKTALANAN BİR YAŞAM...
Reha Yurdakul'un hayat hikayesi, belki de ancak filmlerde görülebilecek kadar hüzünlü ve çarpıcı bir gerçekle noktalandı.
Usta oyuncu 27 Aralık 1988 tarihinde, Bolu'nun Mudurnu ilçesinde Fatma Girik ile başrolü paylaştığı bir filmin çekimleri sırasında, aniden kalp krizi geçirdi.