Son bir haftadır sosyal medyada gündemden düşmeyen bir video var... Türk pop müziğinin başarılı ismi Çelik, ramazan sebebiyle çekilen bir videosuyla trend listelerinde ilk sırada yer alıyor. Mahallesinin fırınına gidip pide alan Çelik, soluğu annesinin apartmanında alır. Çocuk gibi içten şekilde annesine seslenen Çelik, onun sarkıttığı sepete sıcak pideyi bırakır. Herkesin yurt dışına gitmek için yarıştığı dönemde ramazan ayını mahallesinde geçiren Çelik, duygularını sadece Günaydın'la paylaştı.
■ Ramazan ayı sizin için ne ifade ediyor?
'İnfak', paylaşım, varı olanın, olmayanla paylaşması ama sadece bir ay değil her zaman ve bu düşüncenin kurumsallaşması, yaşam biçimi haline gelmesi, gelenek... Ramazan denildiğinde benim anladığım bu... Oruç, diyet, aç kalmak değil; nefis mücadelesi! Dilini tutmak, kalbini yumuşatmak, affetmek... Küskünlükleri barıştırmak... Ben bunları yapabilmek istiyorum. Bir de paylaşmak var. Aynı sofrada oturamasak bile bir lokmayı bölüşmenin huzuru... İhtiyacı olana uzanan el... Kapıyı çalıp bırakılan bir iftarlık... Bunlar bizim kültürümüzün en sıcak tarafı.
■ Ramazanı mahallenizde nasıl geçiriyorsunuz?
Ramazanı mahallede yaşamak bambaşka bir duygu. Ramazan biraz sokak, biraz komşu demek. Akşamüstleri Üsküdar'da bizim mahallede bir telaş olur; herkes bir yerlere yetişir, fırının önünde pide kuyruğu, kapı önlerinde "İftara bekleriz" muhabbetleri... O hareket, o ses, o sıcaklık içimizi ısıtıyor. Her zaman ailemle iftar açmayı tercih ederim.
BOĞAZIM DÜĞÜMLENİYOR
■ Hatay'a yardım götüreceğinizi açıkladınız. Yardımlaşma konusunda ne dersiniz?
Hatay... Adını andığımızda bile insanın boğazı düğümleniyor. Orası sadece bir şehir değil; acının, sabrın adı oldu. Yardımlaşma dediğimiz şey, büyük laflar etmek değil. Bazen bir battaniye, bazen bir sıcak yemek, İnsan, en zor zamanında hatırlandığını hissettiğinde biraz olsun nefes alıyor. Bizim yapmaya çalıştığımız da tam olarak bu. Ramazan ayı bu duyguyu daha da derinleştiriyor. Çünkü ramazan paylaşmadan eksik kalır. Sofrada bir tabak fazla varsa, o tabak aslında senin değildir; ihtiyacı olanındır. Şuna yürekten inanıyorum:
Biz bu topraklarda ayakta kaldıysak, birbirimize tutunmayı bildiğimiz için kaldık. Gün gelir şarkılar susar, sahneler kapanır ama insanlık susmamalı. Yardımlaşma bir refleks değil; bir hayat biçimi olmalı. Bugün Hatay için, yarın başka bir yer için... Çünkü yarın kimin yardıma ihtiyacı olacağını kimse bilmiyor. İnsan insana emanettir. Gerisi zaten geliyor. Bu konuda ne desek ne yapsak yetersiz kalacağımızı düşünüyorum... Sizin de gördüğünüz mesajlar sonrası biz gelen mesajlara bakınca ne yapacağımızı şaşırdık... Orada yıkımda canları, enstrümanları, malları enkaz altında kalan medeniyetler korosu var... Sizden önce onlarla konuştum, beraber bir konser verip gelirleri yetim çocuklara vereceğiz... Konteynır kentlerde yaşayanların bir tek derdi yok, depremde ampute olmuş çalışamayanlar var. Yaşlılar var, çalışamıyor! Bakkala borcu olanlar yok, ilaç sebebi ile borçlananlar var... Çocuklarım aç diyen var, kira ödeyemiyorum diyen var, boşandım diyen var, var da var. Ve biz yetemiyoruz... Onu gördüm ben... Hiç değilse ses olmak istiyoruz.
ANNEMİN PAZARDAN TOPLADIĞI BİTKİ KÖKLERİNİ YİYORUM
■ Anneniz Sebahat Hanım'la videonuz hakkında ne söylersiniz?
Bu bizim gerçeğimiz. Evlerimiz annemle çok yakın, tüm ailem ve kardeşlerimin evleri anneme çok yakın. Bazen annem günlük ve hızlı bir şey yapmaya karar verir. Kim müsaitse ondan ister.... Mesela pazarına kendi çıkar ama yanında mutlaka evlatlardan biri olur ben de dahil... Taşımasına yardım ederiz. Kız kardeşim annemi hamama götürür. Annem hamama gitmezse hasta olur... Öyle alışmış, sahnede benimle çalan kardeşim 24 saat annemi arar, ihtiyacını sorar, isterse bir yerden bir yere götürür... Böyle alışmışız, yıllardır böyle... Böyle ihtiyaç olan zamanlarda da hızlı bir şey isterse işte o sepet görüntüsü ortaya çıkıyor. Daha komik bir şey anlatayım: Pazarlarda lahana, ya da karnabahar, kökleri kesilir ve atılır ya. Annem onları alır, ayırır ve kökünü bana verir. Ne kadar sevdiğimi anlatamam, bir o kadar da doyurucu. Şimdi desem ki ineklere yem olarak verilen şeyi yiyorum o da manşet olur...