Türk sinemasının "Taçsız Kralı" Ayhan Işık'ın o karizmatik duruşunun ardında, aslında fırça ve boyalarla örülü bambaşka bir sanat dünyası yatıyordu. Kameralarla tanışmadan çok önce usta bir ressam ve grafik sanatçısı olarak hayatını kazanan efsane isim, bu gizli yeteneğiyle Yeşilçam'daki estetik duruşunun temellerini çoktan atmıştı. İşte sinema tarihine damga vuran usta aktörün pek bilinmeyen, renklerle dolu şaşırtıcı sanatsal geçmişi...
Yeşilçam'ın sert bakışlı jönü, briyantinli saçları ve karizmasıyla milyonları kendine hayran bırakan "Taçsız Kral" Ayhan Işık hakkında öyle bir gerçek ortaya çıktı ki duyanlar kulaklarına inanamıyor. Hepimiz onu beyaz perdenin efsanevi aktörü olarak tanıdık ancak o, kameraların önünde devleşmeden çok önce parmak uçlarındaki bambaşka bir sihirle hayatını kazanıyordu.
Eğer hayatın akışı bir yarışmayla değişmeseydi, bugün Ayhan Işık'ı bir sinema ikonu olarak değil, dünya çapında eserleri sergilenen usta bir sanatçı olarak anacaktık. İşte Türk sinemasının zirvesindeki ismin, bugüne kadar pek az kişi tarafından bilinen o gizli tutkusu ve asıl mesleği!
TUVALLERE FISILDAYAN ADAM: RESSAM AYHAN IŞIK
Türk sinemasının gelmiş geçmiş en büyük yıldızlarından biri olan Ayhan Işık, aslında ruhunu boyalarla ve fırçalarla terbiye etmiş profesyonel bir ressamdı. İzmir'de başlayan hayat yolculuğunda, babasını henüz altı yaşındayken kaybetmenin verdiği o derin hüznü sanatla harmanladı. İstanbul'a yerleştiğinde ise yolu, sanata olan yeteneği sayesinde Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'ne düştü.
BEDRİ RAHMİ'NİN ATÖLYESİNDEN GEÇEN BİR YILDIZ
Ayhan Işık, sadece hobi olarak resim yapmıyordu; o, Türk resim sanatının en büyük duayenlerinden Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun öğrencisiydi. Akademi yıllarında Fikret Otyam ve Semih Balcıoğlu gibi isimlerle omuz omuza vererek ünlü "On'lar Grubu" içerisinde yer aldı.
BABIALİ'NİN ARANAN ÇİZGİLERİ VE ÇİZGİ ROMANLAR
Sinema hayatına girmeden önce Ayhan Işık, geçimini Babıali'de ressamlık yaparak sağlıyordu. Çocuk dergilerinden yayınevlerine kadar pek çok yer için:
Bir dönem Amerika'ya gidip otomobil tasarımları çizmeyi bile planlayan Işık'ın hayatı, 1952 yılında katıldığı bir sinema dergisinin yarışmasıyla tamamen değişti.
FIRÇADAN KAMERA ARKASINA UZANAN DEVRİM
Yarışmayı kazanmasıyla birlikte resim sehpası yerini film setlerine bıraktı. Lütfi Akad'ın "Kanun Namına" filmiyle başlayan bu serüven, onu 140'tan fazla filmde başrol oynayan bir halk kahramanına dönüştürdü. Ancak o, en şöhretli günlerinde bile estetik bakış açısını asla kaybetmedi.
16 Haziran 1979'da henüz 50 yaşındayken aramızdan ayrılan efsane oyuncu, arkasında sadece unutulmaz filmler değil, aynı zamanda boyalarla işlenmiş derin bir miras bıraktı.
MEĞER MESLEĞİ BAMBAŞKAYMIŞ!
Geçimini uzun yıllar marangozluk yaparak sağlayan Ali Şen, bu yönüyle izleyicinin her zaman merakını cezbetti.
Kimi zaman huysuz ve esprili bir baba, kimi zaman da paragöz ve fırsatçı karakterleriyle hafızalara kazındı. Onun sert bakışları, ince mizahı ve kendine özgü ses tonu, oynadığı her rolde seyircinin dikkatini çekmeyi başardı.
Kameralar karşısına ilk kez 1954 yılında çıkan Ali Şen, kısa sürede Yeşilçam'ın en çok aranan yan karakter oyuncularından biri oldu.
Sinema tarihine damgasını vuran usta, 300'e yakın filmde rol alarak Türk sinemasının en üretken karakter oyuncularından biri oldu.
Oğlu Şener Şen'in de ilerleyen yıllarda büyük bir aktör haline gelmesi, sinema tarihimizde nesiller arası bir köprü oluşturdu. 15 Aralık 1989'da geçirdiği beyin kanaması sonucu aramızdan ayrılan Ali Şen, Teşvikiye Camii'nden Zincirlikuyu Mezarlığı'na uğurlandı.
Bugün hâlâ Yeşilçam'ın kült yüzleri arasında anılmaya devam eden Ali Şen, marangozluktan beyazperdeye uzanan yolculuğuyla Türk sinema tarihinin en özel isimlerinden biri olmayı sürdürmektedir.
YEŞİLÇAM'IN PALA BIYIKLI BİRİCİK BABASI HULUSİ KENTMEN'İN ASIL MESLEĞİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?
Yeşilçam denilince akla gelen ilk figürlerden biri şüphesiz Hulusi Kentmen'dir. Tatlı-sert ama her zaman adaletli, şefkatli, babacan… O artık yalnızca bir oyuncu değil, Türk halkının "baba" figürünün ete kemiğe bürünmüş halidir.
1911 yılında Bulgaristan'ın Tırnovo kentinde dünyaya gelen Kentmen, ailesiyle birlikte Türkiye'ye göç ederek çocukluğunu İzmit Körfezi'nde geçirdi. Küçük yaşta tiyatroya ilgi duydu, ama önce askerliği seçti.
Deniz Astsubay Okulu'ndan mezun oldu, denizaltıcı olarak görev yaptı. Tesadüfen izlediği bir tiyatro provasında sahneye çıkmasıyla başlayan sanat yolculuğu, Türk sinema tarihine damga vuracak bir kariyerin ilk adımı oldu.
ASKERLİĞİNİ SÜRDÜRÜRKEN OYUNCULUĞA BAŞLAMIŞ!
Askerlik görevini sürdürürken dahi tiyatrodan kopmayan Kentmen, Halkevleri'nde, Ses Tiyatrosu'nda ve Burhanettin Tepsi Kumpanyası'nda sahne aldı. 1942'de "Sürtük" filmiyle sinemaya adım attı, 1946'da "Senede Bir Gün" ile yükselişi başladı.
O günden sonra Yeşilçam'ın altın yıllarına damga vuracak bir üretkenliğe imza attı: yaklaşık 500 film!