"Müslüm Baba" ve "Arabeskin Babası" olarak anılan arabesk ve halk müziği sanatçısı Müslüm Gürses, vefatının 13. yılında yad ediliyor. Türkiye'nin kalbinde derin izler bırakan usta sanatçının, Adana'da terzi çıraklığı yaparken bir tesadüfle başlayan ve milyonları peşinden sürükleyen efsanevi keşfedilme hikayesi, bugün hala dillerden düşmüyor.
Asıl adı Müslüm Akbaş olan sanatçı, 7 Mayıs 1953'te Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde, Mehmet ve Emine Akbaş çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.
Ailesi, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kendisi 3 yaşındayken Adana'ya göç eden Gürses, ilkokuldan sonra eğitimine devam edemedi. Sanatçı bir süre ayakkabı tamircisi ile terzi dükkanında çalıştı.
Usta sanatçı, babasının engellemesine rağmen, annesinin desteğiyle 1967'de henüz 14 yaşındayken Adana'da bir çay bahçesinde düzenlenen ses yarışmasına katılarak birinci oldu.
14 YAŞINDAN İTİBAREN GÜRSES SOYADINI KULLANDI
Yarışmadan sonra "Gürses" soyadını kullanmaya başlayan sanatçı, yapılan teklifle kısa bir süre çay bahçesinde türkü söyledi ancak işlerin iyi gitmemesi sebebiyle terziliğe geri döndü.
Müslüm Gürses, Adana'daki bir gazinoda assolist olarak sahneye çıkan Sadık Altınmeşe'nin hastalanmasının ardından onun yerine sahneye çıkınca büyük ilgi gördü ve mikrofonu bir daha elinden bırakmadı.
Bir yandan Adana'da çeşitli mekanlarda konserler veren sanatçı, 1967'den itibaren her cumartesi TRT Çukurova Radyosu'nda canlı yayında türküler söyledi. "Emmioğlu/Ovada Taşa Basma" adlı ilk 45'liği 1968'de müzikseverlerle buluştu.
Müslüm Gürses, annesinin vefatının ardından geldiği İstanbul'da, "Giyin Kuşan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin" ve "Gitme Gel Gel/Haram Aşk" adlı iki 45'lik plak doldurdu.
"SEVDA YÜKLÜ KERVANLAR" İLE SATIŞ REKORU KIRDI
"Sevda Yüklü Kervanlar" adlı şarkısıyla geniş kitlelere ulaşmayı başaran sanatçının, "Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma" isimli 45'liği 300 bin basılarak rekor kırdı.
Burhan Bayar'ın bestelerine yer verdiği çok sayıda plağı hayranlarıyla buluşturan Gürses, 1978'de Anadolu turnesi dolayısıyla Tarsus'tan Adana'ya dönerken trafik kazası geçirdi. Sürücünün hayatını kaybettiği kazada, öldü sanılarak morga kaldırılan Gürses'in yaşadığı son anda fark edildi.
Kaza nedeniyle koku alma duyusunu yitiren ve işitme duyusu da ciddi biçimde zarar gören sanatçı yavaş konuşmaya başladı. Alnı ciddi biçimde zedelenen Gürses'in başına, beynini koruyacak bir plaka takıldı.
UMUTSUZ, ÇARESİZ HİSSEDENLERİN HİSLERİNE TERCÜMAN OLDU
"Özür Diliyorum Senden", "İsyankar" ve "Ben İnsan Değil miyim?" albümleriyle 1990'lı yıllarda müzik dünyasında ikinci büyük çıkışını yakalayan Gürses, şarkılarıyla kendisini umutsuz, çaresiz hissedenlerin hislerine tercüman oldu.
Gürses, "Gönül Teknem" adlı albümünün yanı sıra yazar Murathan Mungan'la ortak projesi "Aşk Tesadüfleri Sever" adlı albümü 2006'da çıkardı.
David Bowie, Bjork, Bob Dylan ve Leonard Cohen'in de aralarında olduğu birçok yabancı müzisyenin bestelerine Mungan'ın yazdığı sözleri yorumlayan sanatçı, hayatının son yıllarında bazı pop ve rock tarzındaki şarkıları da repertuvarına kattı.
Gürses'in 1975-1978'de dört farklı "Müslüm Gürses" adlı albümü yayımlandı, 1976'da "Öldürdüğün Yetmedi mi", 1979'da "Gazla Şoför", "Bağrıyanık", 1980'de "Umutsuz Hayat", "Esrarlı Gözler", 1981'de "Mutlu Ol Yeter", 1982'de "Müzik Ziyafeti", "Tanrı İstemezse", 1983'te "Anlatamadım", "Dertliler Meyhanesi", 1984'te "Yaranamadım", 1985'te "Güldür Yüzümü", "Gitme", 1986'da "Sevda Yolu", "Yıkıla Yıkıla", "Küskünüm", "İlk Aşkım Son Sevgilim", "Hayatımı Sen Mahvettin", 1987'de "Farketmez", "Talihsizler", 1988'de "Aldatılanlar", "Dertler İnsanı", "Vefasız Alem", "Maziden Bir Demet", 1989'da "Arabeskin Devleri", "Bir Fırtına Kopacak", "Bir Kadeh Daha Ver", "Mahsun Kul", "Müslüm Gürses Konser Albümü", 1990'da "Meyhaneci / Kırık Sazım", "Hüzünlü Günler", "Arkadaş Kurbanıyım", "Güle Güle Git", 1991'de "Bir Bilebilsen/Zalim", "Sen Nerdesin Ben Nerdeyim", "Yüreğimden Vurdun Beni", "Bir de Benden Dinleyin", "Her Şey Yalan", "Yaşamalısın", 1992'de "Müslümce 92", 1993'te "Ah Gülüm", "Dağlarda Kar Olsaydım", "Kralların Müzik Şöleni", 1994'te "Senden Vazgeçmem", "İnsaf-Kahire Resitali", 1995'te "Benim Meselem", "Bir Avuç Gözyaşı", 1996'da "Topraktan Bedene", "Şiirlerim Şarkılarım", 1997'de "Sultanım", "Usta-Ne Yazar", "Nerelerdesin", 1998'de "Müslüm Gürses Klasikleri" albümleri çıktı.
"Arkadaşım", "Garipler" ve "Vay Canım" albümlerini 1999'da müzikseverlerle buluşturan sanatçının, 2000'de "Biz Babadan Böyle Gördük", "Zavallım", 2001'de "Müslümce Türküler", "Sadece", "Yanlış Yaptım", "Dünya Yalan", 2002'de Açık Hava Konser albümleri-1, 2, 3, "Müslüm Baba ile Yolculuk", "Paramparça", 2003'te "Yanarım", "İkimizin Yerine", 2004'te "Uyanma Zamanı", 2005'te "Ayrılık Acı Bir Şey", "Bakma", 2006'da "Gönül Teknem", "Aşk Tesadüfleri Sever", 2009'da "Sandık", 2010'da "Yalan Dünya", 2013'te "Veda-Ervah-ı Ezelde", 2013 ve 2014'te "Baba Şarkılar 1-2" albümleri yayımlandı.
Kamera karşısına geçtiği 1979'dan itibaren 38 filmde oynadı
Arabesk furyasının yükseldiği dönemde Yeşilçam'a da adım atan Gürses, çoğu şarkılı, türkülü 38 filmde rol aldı.
Çocukluğundan itibaren tüm filmlerini izlediği ve büyük hayranlık duyduğu sinema oyuncusu Muhterem Nur ile 1982'de Malatya turnesinde ilk kez karşılaşan ve "Sahneye ilk kim çıkacak" kavgası eden sanatçı, bu olaydan sonra Nur'dan ayrılmadı.
Gürses, Nur ile 1986'da hayatını birleştirdi. O dönem Türk sinemasında oldukça popüler olan Nur, eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırırken, Gürses'in yaşamındaki en büyük destekçisi oldu. Sanatçının, "Esrarlı Gözler" isimli şarkısını Muhterem Nur için bestelediği söylendi.
Yaklaşık 44 yıllık kariyerinde 78 albüm çıkaran sanatçı, hayatı boyunca "kenar mahalle" ya da "varoş" müziği yaptığı yönünde eleştirilere maruz kalsa da her türden müzisyenin ve müzikseverin saygısını kazandı.
Müslüm Gürses, 15 Kasım 2012'de geçirdiği baypas ameliyatından sonra akciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı ve dört ay yoğun bakımda kaldı. Tedavi gördüğü hastanede 3 Mart 2013'te vefat eden Gürses'in cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.
Semiha Yankı, programda Yıldız Tilbe'yi nasıl keşfettiğini açıkladı.
Ünlü sanatçı şu ifadeleri kullandı:
"Ben Sürmene Otel'de çalışıyordum. Yıldız benim alt kadromda çalışıyordu. Gülen Yıldız diye. Kızı dinlerken aşık oldum. Allah'ım böyle bir ses yok. Kızım sen niye buradasın diyorum. Ne yapayım diyor.
Bugün sosyal medyada bir fenomen haline gelen Murat Divandiler'in yolu, yıllar önce küçük bir dükkanda atılan mütevazı adımlarla başladı.
Doğuştan gelen resim çizme yeteneği daha çocuk yaşlarda fark edilen Kobra Murat'ın hayali, elbise tasarlamak ve kendi dünyasını kumaşlarla kurmaktı. Ancak Murat'ın en büyük sorunu elinde herhangi bir sermayenin olmamasıydı. Bu nedenle işe, başkalarının kıyafetlerini yamayarak, fermuar tamir ederek başladı.
Murat'ın küçücük bir dükkanda, adım adım kesip biçmeyi öğrenirken ilk özel tasarımını ise mahalleden bir kadının isteği üzerine diktiği namaz elbisesiyle yaptı. Ortaya çıkan tasarım, klasik bir kıyafetten çok roman kültürünün şatafatını yansıtan, dikkat çekici bir parçaya dönüştü.
Bu tasarım, ünlü şarkıcının tarzının da habercisi oldu. Kobra Murat'ın tercih ettiği parlak kumaşlar, gösterişli detaylar ve iddialı dokunuşlar kısa sürede fark edildi.
Bir süre sonra dükkanın kapısından, memnun edilmesi zor ve varlıklı bir müşteri girdi. Düğünü için sıra dışı bir elbise isteyen kadın, "Bana öyle bir elbise yap ki, kobra yılanının ağzından çıkayım. Herkes beni konuşsun, bana baksın" diyerek Murat'a hayal gücünün sınırlarını zorlayan bir sipariş verdi. Ortaya çıkan 'kobralı tasarım, yalnızca elbiseyi değil, tasarımcısını da görünür hale getirdi.
Bu tasarımın ardından Murat Divandiler, ilk kez büyük bir davette tasarımcı kimliğiyle yer aldı. İmajını değiştirerek katıldığı düğünde kartvizitlerini dağıtan Murat, o gecenin sonunda artık sadece bir terzi değil, adı kulaktan kulağa yayılan "Kobra Murat" oldu. Böylece küçük bir dükkanda başlayan yolculuk zamanla bambaşka bir noktaya taşındı...
Zamanla televizyon programlarına konuk olan, tarzı ve duruşuyla dikkat çeken Kobra Murat, roman kültürünün şatafatlı estetiğini sahneye ve ekrana taşıdı.