Yıllardır hemen her bayramda sizlerle bayram heyecanı ve sevincinin sağlığımıza eklediği güzel ve olumlu katkıları paylaşmaya çalışıyorum. Ama ne var ki bu bayram yüreklerimiz Gazze'de süren büyük acılar ve bitmeyen çatışmalar nedeniyle biraz daha buruk.
Buna rağmen insan kalbinin en büyük gücü, karanlığın ortasında bile iyiliğe tutunabilmesidir. Gelin bu bayramı, hiç değilse birkaç günlüğüne, bayram tadında yaşamaya; hüznümüzü merhamete, kırgınlığımızı duaya, yalnızlığımızı paylaşmaya çevirmeye niyet edelim.
TAKVİMDEKİ BİR GÜN DEĞİLDİR
Bayram, takvim yapraklarında duran sıradan bir tarih değildir. Bayram, insan ruhunun dinlendiği, kalbin yumuşadığı, yüzün gülmeyi yeniden hatırladığı özel bir duraktır. Bayram bize şunu hatırlatıyor: İnsan sadece çalışan, üreten, koşan, tüketen bir canlı değildir. İnsan aynı zamanda seven, özleyen, affeden, sarılan, hatırlayan, dua eden, paylaşan bir varlıktır. İşte bu yüzden bayram, sadece kültürel bir miras değil; aynı zamanda ruhsal toparlanma fırsatıdır.
KALBİN BAYRAMI
Biz hekimler yıllarca tansiyona, şekere, kolesterole, kiloya baktık. Bakmaya da devam edeceğiz. Ama artık çok iyi biliyoruz ki insan sağlığı sadece laboratuvar sonuçlarından ibaret değildir. İnsanın ilişkileri, sosyal bağları, şükran duygusu, affetme kapasitesi ve aidiyet hissi de en az bazı biyokimya parametreleri kadar önemlidir.
SARILMANIN UNUTULMUŞ İLACI
Bir yakınınızın elini tutmak, annenizin ya da babanızın yüzüne biraz daha dikkatli bakmak, kardeşinizle uzun zamandır ilk kez gerçekten konuşmak, torununuzun kahkahasını duymak... Bunların her biri insanın iç dünyasında sessiz ama güçlü onarımlar yapar. Bazen en iyi tedavi, reçete değil temastır.
RUHUN ŞEKERİ DE DÜŞER, YÜKÜ DE
Bayramın manevi tarafı en az sosyal tarafı kadar kıymetlidir. Çünkü insan yalnız bedenle yorulmaz; vicdanla, kederle, özlemle, suçlulukla, kırgınlıkla da yorulur. Bayram bu yorgunluklara kısa bir mola verir.
İbadet eden için dua, tefekkür eden için sükûnet, paylaşan için anlam, affeden için hafifleme, özür dileyen için iç huzuru getirir. Maneviyat, insanın hayatı sadece olup bitenlerden ibaret görmesini engeller; ona daha büyük bir anlam çerçevesi sunar. Bu çerçeve de stres karşısında direnci artırır.
AİLE OLMAK ÖNEMLİ
Bayramların en büyük gücü aileyi yeniden bir masa etrafında toplayabilmesidir. Aynı evde yaşamak aile olmak için yetmez. Aile olmak biraz da birbirinin sesini duymak, yorgunluğunu anlamak, kusurunu tolere etmek, yaşlısını yavaşlatmamak, gencini küçümsememek, çocuğunu susturmamaktır.
Bugün ruh sağlığındaki en büyük krizlerden biri, insanın köksüzleşmesidir. Ait hissedememek, bağ kuramamak, kimsenin hikâyesinde yer almamak... Bayram işte tam burada devreye girer ve bize der ki: "Sen yalnız değilsin. Bir ailenin, bir mahallenin, bir toplumun, bir hafızanın parçasısın."
Bu duygu küçümsenecek bir şey değildir. Bazen bir insanı ayakta tutan şey ilaçtan önce aidiyettir.
YAŞLILAR İÇİN BAYRAM GENÇLER İÇİN TERBİYEDİR
Bayram ziyaretlerinin en kıymetli taraflarından biri yaşlılarımızla kurduğu köprüdür. Yaş almak bazen yalnızlaşmak demektir. Bayramda yapılan kısa bir ziyaret, uzatılan bir el, sabırla dinlenen bir hatıra, belki yaşlı bir kalpte günlerce sürecek bir iyilik hali bırakır. Gençler için de bu ziyaretler önemli bir terbiyedir.
TOPLUMSAL RUHUN İLACI
Bayramın faydası sadece bireysel değildir; toplumsaldır da. Çünkü toplum dediğimiz şey, aynı coğrafyada yaşayan kalabalıklar değil; birbirine temas edebilen insanlar topluluğudur.
Bayramlar kırgınlıkları azaltır, komşuluğu canlandırır, paylaşmayı görünür kılar, ortak sevinç üretir. Toplumsal güven dediğimiz o çok kıymetli duygu biraz da böyle zamanlarda güçlenir.
GAZZE'Yİ UNUTMADAN
Bu bayramı yaşarken içimizde bir burukluk olması çok insani. Gazze'de yaşanan acılar, kayıplar, yıkım ve bitmeyen endişe karşısında gönlümüzün rahat olması zaten beklenemez. Ama acıyı hissetmek başka, hayatı tümden durdurmak başkadır.
Bayramı yaşamak, acıları unutmak değildir. Tam tersine, bayramı gerçek anlamıyla yaşamak; merhameti büyütmek, paylaşmayı artırmak, dua etmeyi çoğaltmak, imkânımız varsa yardım etmek, çocuklara daha çok sahip çıkmak demektir. Kederi hayra çevirebildiğimiz ölçüde insan kalırız.
KENDİMİZE İZİN VERELİM
Bir başka önemli nokta da şu: Bayramlarda herkes başkalarını düşünür ama kendini unutur. Oysa bazen insanın kendine de şefkat göstermesi gerekir.
Biraz yavaşlayın. Uykunuzu düzeltin. Telefona biraz daha az bakın. Aynı masada oturduğunuz insanlara biraz daha çok bakın. Bir yürü yüş yapın. Eski bir dostu arayın. Küstüğünüz biri varsa içinizden geçen cümleyi geciktirmeyin. Uzun zamandır kendinize söylemediğiniz iyi bir sözü kendinize de söyleyin. Çünkü ruhsal sağlık, yalnızca büyük travmaları aşmakla korunmaz. Küçük iyilikleri tekrarlamakla da güçlenir.
EN GÜZEL BAYRAM TEDAVİSİ
Bu bayram çok büyük kararlar almanıza gerek yok.
Hayatı baştan sona değiştirmenize de gerek yok. Bazen en büyük değişim en küçük davranışlardan başlar. Bir el öpün. Bir gönül alın. Bir özür dileyin. Bir teşekkür edin. Bir sofrayı paylaşın. Bir çocuğu sevindirin. Bir yaşlıyı dinleyin. Bir yalnız insanı arayın. Bir dua edin. Bir kalbi kırmamaya özellikle dikkat edin. İnanın bana, bunların her biri sadece sevap değil; aynı zamanda sağlık yatırımıdır.
Ruh sağlığı yatırımıdır. Aile sağlığı yatırımıdır. Toplum sağlığı yatırımıdır. Bu bayram hepimize biraz daha merhamet, biraz daha sükûnet, biraz daha anlayış, biraz daha yakınlık getirsin. Yarası olanın yarasına, yalnız olanın yalnızlığına, yorgun olanın kalbine dokunabilen bir bayram olsun. Çünkü bazen bir milletin sağlığı hastanelerde değil, bayram sabahı birbirine nasıl baktığında gizlidir.